Zeynep Bodur Okyay: 3 yıllık bir platform, Rusya ve Avustralya’dan sonra Türkiye’de resmi olarak C20’yi kurdu. Bizler Türkiye’de ki sivil toplum örgütleri olarak bu durumun ülkemize 20 yılda bir gelen şans olduğu bilincine vararak bu çalışmaları yaptık. 14 adet sivil toplum kuruluşunun bulunduğu bir yürütme kurulu oluşturuldu, bunlar kendi aralarında 18 ay önce bir araya gelmişlerdi. Resmi olarak da atama yapıldıktan sonra bu kuruluşlar çalışmaya devam etti. Devlet tarafından desteklenen bir yapıyla devam ettik ve G20 tarihinin en şeffaf en katılımcı zirvesini yaşadık ve böylelikle Türkiye’ye bir ilk kazandırdığımızın farkındayız. Sivil toplum ruhuna uygun olarak şeffaflık ilkelerini benimseyerek anket yaptık ortaya 4 ana başlık çıktı ve bu anket 7 hafta boyunca açık kaldı. Bu ana başlıklar birbiriyle ilintili ve şöyle; ilki yolsuzlukla mücadele ve adil vergi sistemleri, 2.jenerasyon yeni vergi reformları ikinci olarak temel sosyal hizmetlere erişim ve kobiler dahil istihdam konularını içeren kapsayıcı büyüme, özellikle az gelişmiş ülkelerin sorunlarını öne çıkartan daha eşitlikçi, eşitsizlikleri gideren toplumun her kesimine ulaşan büyüme tarifi yaptık. Ayrıca cinsiyet eşitsizliğini ele aldık özellikle kadına karşı olan ve kadının sosyal korumaya erişimi ve istihdamı konularını içeren cinsiyet eşitliğini işledik. 2050 yılına kadar kademeli olarak yenilenebilir enerjiye geçmek ve herkesin enerjiye erişimini özellikle az gelişmiş ülkelerin gelişimini ve bunun sürdürülebilirliğinin sağlanmasını konuştuk.
Bu noktada kadın ve erkek eşitsizliği konusunda en önemli mesajları ortaya çıkmış gibi görünüyor. Dünyada 10 trilyon dolara ulaşan ücretsiz emek diyebileceğimiz ücretsiz iş var, bunun kadın ve erkek arasında eşit paylaşımı için neler yapılabilir, buna yönelik sizin tespitleriniz nelerdir?
Zeynep Bodur Okyay: Dünya üzerinde kadınlar erkeklerden %25 oranında daha az ücret alıyor. Yine dünya üzerinde işsizlik tanımında da kadınlar daha az iş fırsatı yakalıyorlar. Dolayısıyla bizim burada üstünde durduğumuz konu sivil toplum olarak daha çok kapsayıcı ve eşitsizliği giderici, fakirliğin ortadan kaldırıldığı kapsayıcı politika olduğu için özellikle temel hizmetlere erişim konusunda çalışmalar yaptık. Bu yüzden bizim çalışmalarımız toplumun daha az avantajlı kesiminide ekonomiye kazandırmak yönünde oldu. Biliyorsunuz W20 kuruldu. W20 iş dünyasındaki kadınlarında katkı verdiği bir oluşum bizimki ise az önce bahsettiğim hususlardan oluşmakta. Şu anda geçmişe yönelik sebeplerden, ekonomik krizlerden ötürü diğer ülkelerden gerideysek, bu sıkıntılardan kurtulmak, bu süreci hızlandırmak için neler yapabiliriz hususunda kadının ekonomiye katkısı ve rolü oldukça önemli. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde en büyük sorun kadının üzerindeki ücrete tabi olmayan ek yükler. Bunlar çocuk bakımı, hasta bakımı, ailedeki yaşlıların bakımı gibi noktalar. Dolayısıyla burada yerel yönetimlerle hükümet politikalarının birlikte düşünülmesiyle bunun ölçülebilmesi, böyle bir ekonomik tanımın değer olarak ortaya konulabilmesi ve kadınımızın bu durumdan ekonomik kazanım elde etmesi çok kritik bir öneme sahip bizim için.
Sivil toplum kuruluşlarından oluşan ismide sivil olarak kurgulanmış bir yapıya sahipsiniz. Türkiye, dünya’da sivil toplum kuruluşlarının özgürce çalışamadığı eleştirisine en çok muhatap olan ülkelerden biri. Bu eleştiri ve bu algı ne kadar doğru, gerçeği yansıtıyor mu? Siz çalışmalarınızda buna yönelik nasıl bir fikir edindiniz?
Zeynep Bodur Okyay: C20 konusunda şunu size rahatlıkla söyleyebilirim ki çalışmalarımızda gerçekten konusunda uzman ve sahada çalışan birçok kişi görev aldı. Özellikle ulusal ve uluslar arası isimlerle çalıştık. İlk defa danışma kurulu kurduk ve dünyada bu konuda söz sahibi kişilerle bize, önerdiğimiz politikalar hakkında geri hizmet vermeleri için çalıştık. Devletimiz bize bu çalışmaların sürdürülebilmesi ve aynı tempoda devam etmesi için çok büyük destek verdi. Gerçekten çok şeffaf ve katılımcı bir politika izledik. Rusya ve Avustralya’nın ardından biz zirvemizi yaptıktan sonra çok ciddi bir katılım elde ettik. Anketimiz açık ortamda %86 oranında en şeffaf en kapsayıcı çalışma gurubu olarak gösterildi. O yüzden bence çok iyi bir durumdayız. Ayrıca sivil toplumun devletler bazında her konuda insan odaklı sonuçlar arzuladığını ve sivil toplumun bu konuların içinde bulunması gerektiğini belirtmek istiyorum. Bülten
Yorumlar
Yorum Yaz