Çanakkale’de yaşayan Çağla Denizciler 2019 yılında meme kanserine yakalanmasının ardından zorlu bir süreç geçirdi. Ardından kendine iyi gelen şeyleri araştıran Denizciler yogaya başladı. Yoganın kendisine iyi geldiğini gören Çağla Denizciler belediye desteği ile Ruhunu Dengele isimli bir projeye imza attı.
Çağla Denizciler’e 2019 yılında meme kanseri teşhisi konuldu. Kansere yakalandığını duyduğunda dünyası başına yıkıldı. İşini çok severek yapan bir bankacı olan Denizciler bu yüzden emekliliğe ayrıldı. Genetik olarak ailesinde kanser hastası birisi bulunmamasına rağmen ‘Neden ben bu hastalığa yakalandım?’ diye sorgularken, çalışma hayatının yoğunluğunda kaybolduğunu çok sonraları anladı ve kabullendi. O saatten sonra ise kendisine iyi gelmeyen her şeyi hayatından çıkardı. Şimdiye kadar ertelediği işleri yaptı, çevreye, doğaya farkındalığı değişti. Zorlu bir süreçten kendisini bularak çıkan Çağla Denizcilerin yolu Yoga Eğitmeni ve aynı zamanda Biyoloji ve Fen Bilimleri Öğretmeni olan Gamze Terzierol ile kesişti. Kanseri yenen kadınların bir araya geldiği ‘Ruhunu Dengele’ isimli proje ile hem bedenlerine hem de ruhlarına iyi geldiler.

Hikayeniz nasıl başladı Çağla Hanım? Kansere yakalandığınızı ilk olarak nasıl fark ettiniz?
2019 yılında kansere yakalandım, 2020 yılında da ameliyatımı oldum. 2019 yılının nisan ayında mememde kanser olduğunu fark ettim. Öncesinde doktora gittim Fibrokistik bir memeydi. Bir doktora güvenmeyebilirsiniz ama görüntüleme olduğu zaman ‘Bir şey yoktur herhalde’ diyorsun. Benim sol mememin ucu içe çekilmişti. ‘8 yılda meme kanseri oluşuyormuş 2-3 ayda bir şey olmaz’ dedim. İşte böyle düşünmem hayatımın hatalarından birisiydi. İnsan önce kendisinin doktoru olması gerekiyor. İstediğiniz kadar en iyi doktora gidin, en iyi kendin tespit edebiliyorsun. Ben de bankacıydım çok yoğun bir iş tempom vardı. Kendimi biraz ihmal ettim. Bu içe çekilmeler devam ede ede ağustos ayına geldik. Kendimi evre 1’deyken yakaladım büyük ihtimalle. Bizim ailemizde hiç kanser hastası yok. Emziren annelerde olmaz derler. Ben oğlumu 27 ay emzirdim, ama yaşam biçiminin bunu tetiklediğini düşünüyorum. Stresli bir iş yapıyordum. Günde en az 10 saat çalışıyordum. İşten izin aldım doktora gittim. Doktor, ‘Çağla Hanım eşiniz nerede şu an?’ dedi. O öyle söyleyince ‘Bir şey var herhalde’ dedim. ‘Hemen çağırsanıza gelsin. Bu kötü gözüküyor sizin bir an evvel İstanbul’a gitmeniz gerekiyor’ deyip doktor ismi de verdi.
KANSER OLDUĞUMU DUYUNCA YIKILDIM
Hastalığımı duyunca yıkıldım. Ben en çok hasta olduğum için değil de o sene oğlum LGS’ye girecekti. Anılarımı yazdığım bir defterim vardı. O zaman gün gün ne yaşadıysam kaleme aldım. Büyüdüğü zaman anlasın. Doktor bana ‘Siz kansersiniz’ diyor. Ben, ‘Yapmayın oğlum bu sene LGS’ye girecek’ diyorum. Benim zaten hayattaki amacım oğlum Yiğit’e anne olmak bence. Ben öyle düşünüyorum. O günden sonra bizim hayatımız baya değişti.
Bu süreç ne kadar sürdü?
Kitle tabii baya büyümüş. Evre 3’e çıkmış, kol altı metastazı olmuş. Eski belediye başkanı Ülgür Gökhan ve eşi Hale Gökhan bizim aile dostumuzdur. Hale Hanım hemen kendi doktorundan randevu ayarladı bana. Oradaki doktor bana önce kitleyi küçültmemiz gerektiğini, ardından ameliyat olacağımı söyledi. 6 ay kemoterapi süresine girdim. En ağır ilaçları kullandım, ama yapacak bir şey yok insan başına geldiği zaman onu sonuna kadar yaşamak ve onunla mücadele etmek zorunda. 41 yaşındaydım bunları yaşadım. Bir kadın için önemli olan şeylerden birisi yani memelerinden oluyorsun. Sol memem kanserliydi, sağ mememde de papillom vardı. Doktorum, ‘O da çok riskli’ dedi. İki meme birden alındı. Bana ameliyat öncesinde anlatıyorlar dinliyorum, ama esas ameliyattan sonra uyuşturucular geçtikten sonra dünyanın kaç bucak olduğunu, cennet ve cehennemin de aslında bu dünyada olduğunu çok net bir şekilde anladım.
HAYATIM BOYUNCA GRİP BİLE OLMADIM
Neden bu kadar kendimi yıprattığımı, neden bu kadar başkalarının işleri ile ilgilendiğimi düşündüm. Kafamda hep bir soru işareti vardı. Zaten ben 5 sene boyunca ‘Neden ben hasta oldum?’ ‘Neden ben?’ diye psikiyatriye, psikoloğa gittim. Bunun cevabını bir türlü bulamadım, çünkü ben hayatım boyunca grip bile olmadım. Sonra ne anladım biliyor musun? Benim yaşam şeklimin, hayata bakış açımın beni hastalığa sürüklediğini. Bu hayattan beni bunu yaşayarak kurtardığını anladım çünkü meme kanseri tedavi edilebilir. Erken teşhiste çok daha konforlu olabilirsin.
Bu süreci kabullenmek de önemli burada. Sizde anladığım kadarıyla kabullenmeme durumu olmuş.
O oluyor… Ben çalışmayı da çok seviyordum. İşten hastalanarak ayrıldım. İsteyerek bırakmadım o da bana çok koydu. Bir şeyden vazgeçersen vazgeçersin, ama bu durumda vazgeçiriliyorsun. Biraz onları da kabul edemedim. Kemoterapiden 10 gün sonra saçlarımın dökülmesi… Bunlar çok acıklı. Meme kanserini yaşayanlar bilir, biten bir süre değildir. 3 ayda bir kontrole gitmek zorundasın. Zaman geçtikçe o 6 ay oluyor. Ben hiçbir zaman 6 ayda bir gitmedim. Hastanelerden bir türlü kurtulmuyorsun. Onu da ben insanlara yardımcı olmaya çalışarak, yoga yaparak aşıyorum.
İnsanlara ne önerirsiniz peki?
Kesinlikle bir hobi edinsinler. İnsanı dinç ve diri tutuyor. Neyden hoşlanıyorsanız onu yapın. Bir şeyle uğraşın. Ben şu anda hobilerime hobi ekliyorum. Her sene kendime bir şeyle ilgili hobi buluyorum. Kendimi hep böyle alanlarda yenilemeye çalışıyorum.
Yoga ile tanışmanız ne zaman oldu?
Meme kanseriyken yogaya başladım. Çevremde beni aşağı çeken, benim moralimi bozan, daha önceki hayatımdaki insanları eledim. Ben, ‘Hayat ne zaman yavaşlıyor ya?’ diyordum. Ben her zaman; mum, tütsü, müzikler severim. Sonra dedim ki, ‘Ben galiba yoga seviyorum’ Güzelyalı’da bir hoca buldum. Öyle başlamıştım.

Ve şimdi de Ruhunu dengele projesine gelelim. Kadın kanseri atlatmış kadınların oluşturduğu bir projeydi. Geçtiğimiz haftalarda sonuncusu yapıldı. Bu projeye başlamak nasıl aklınıza geldi?
Ben belediyenin gönüllüsüyüm. Proje daha önce kadın kanserleri geçirmiş kişilerin buluşup yoga yapması şeklinde... Ben şifa bulduğum için herkesin şifa bulmasını istedim bununla ilgili çünkü insanlar gerçekten çok kötü hissediyor kendini. Belediye Meclis Üyesi Öznur Doğangün’e projemi anlattım. Sonra bizim Gamze ile yollarımız öyle kesişti.

Sizden dinleyelim bir de Gamze Hanım. Bu projeyi duyduğunuzda ilk olarak ne hissettiniz? Neler yapıldı?
Ben Çanakkale’ye yeni yerleştim. Yazları geliyordum. Aslında çok uzak değildim ama tam olarak bir yerleşme fikri yoktu ama geçen yılla birlikte İstanbul’dan uzaklaşma fikri gönlüme düştü. Çağla Hanım ile aynı sitede oturuyoruz, yaz aylarında çok fazla karşılaşmıyorduk. Özel ders öğretmenliği yapıyorum aslında biyoloji ve fen bilimleri öğretmeniyim. Çağla’da İstanbul’daki bir veli profilim gördüm. Çocuğunun her dersinden haberi var. Her ayrıntıyı detayı biliyor.
İstanbul’da ben KAÇUV’da gönüllü olarak çalışıyorum. Orada çocuklarla çalışıyordum. Hastaneye gidip çocuklarla 1 saat boyama yapmak, onların odalarını boyayıp süslemelerine yardım ediyordum. Süreç çok zor. Hastane ortamı… Bazen tam çalışma yaparken kendilerini kötü hissedip ayrılanlar oluyordu. Onunla ilgili de ayrı bir eğitim almıştım çünkü hastane sürecini yönetmek de ayrı bir olay. Buraya geldiğim zaman da Çağla böyle bir projesinden bahsetti. Hemen kabul ettim. Bunun geçmişte çocuklarla çalışmış olmamdan kaynaklı değil. Ben de babamı kanserden kaybettim.

Projenin size kattıkları neler oldu?
Çok güçlü kadınlarla çalıştım. Bir nefesin daha kıymetli olduğunu anlayan kadınlarla tanıştım. Yaklaşık 2 ay kadar pratiklerimiz oldu. Yapabildikleri kadar vücut izin verdiği oranda esneklik kabiliyet vs. Orada nefesimiz ile buluştuk. Kendimiz ile buluştuk. Ben de Çağla’nın böyle bir projesinde olduğum için çok keyif aldım.
Teşekkür ederiz.
Kaynak: haber merkezi
Yorumlar
Yorum Yaz