Gündem

YARGISIZ İNSAF

YARGISIZ İNSAF

YARGISIZ İNSAF

Geçen hafta bahsetmiştim; içkili bölgeler için getirilen 100 metre kuralı nasıl deliniyor? Maalesef hepimizin gözleri önünde ama bir Allahın kulu çıkıp ‘Hop hemşerim’ demiyor. Belediye, kendi kamusal sınırına kurulan ucube duvarı görmüyor, engellemiyor.

Yarın bir gün aynı belediye çıkıp içki ruhsatı verirse şaşırmam…

Umarım el atılır.

Nedime Hanım Okuluna kaç metre olduğunu sadece ben değil cümle alem biliyor.

Kurguyu yerinde görmek isterse başkan, bir zahmet…

KENTSEL DÖNÜŞÜM

Sosyal konutlarla ilgili belediyenin başlattığı girişimi doğru bulmayıp çokça eleştirenlerden biriyim.

Mimarlık Dergisinde bir makale bütünlüklü olarak bu ayki sayısında Çanakkale’ye yer ayırmış. Belediyenin Kentsel Yenileme Projesini eleştiriyor. Çok önemli saptamaları paylaşıyor.

Söz konusu Sosyal Konutların tomografik özelliğinin yanı sıra bölgenin sosyal yapısını de ele alıp bazı tespitler paylaşıyor. Kentsel Yenile Projesinin kent yaşamına uygun olmadığını, bölgenin nüfus olarak ağırlıklı bir şekilde yaşlı ve aynı zamanda komşuluk ilişkilerinden koparılıp metropol şehir yaşamına çekilmek istendiği gibi teknik ayrıntılara girilmiş.

Belediyenin geliştirdiği projenin ancak yeni kurulması planlanan yerleşim alanları için düşünüleceği gibi bir de vurgu yapılıyor. Yani Sosyal Konutlar, siyasal çekişmeye kurban edilecek kadar hafife alınmaması gereken başlı başına sorun.

Daha çok su kaldırır bu tartışma…

Yapılması gereken tek şey, projenin geri çekilmesi.

İyileştirme yapılacaksa kat özelliği korunarak halli gerekiyor.

Aksi halinde baş ağrıtacak bir konu…

BİR AYRILIŞ ÖYKÜSÜ

Çanakkale’de bugüne kadar belki de en sert eleştiriler alan, kamuoyunda adı en çok geçen, bazı uygulamaları ile göze en fazla batan isimdi Hasan Yörükçü. Bugün itibarıyla artık GESTAŞ Genel Müdürü değil.

Aslında bugünden yarına gelişen bir görevden ayrılış değil bu. Öncesi var. Kamuoyunda çıkan her haberin arkasında bazı adresler gösterirdi. Göreve bağlı alt-üst ilişkileri her yerde vardır ancak bazı kurallar vardır ki, ya uyacaksın veya istifayı verip gideceksin.

Yörükçü üstlendiği görevden çok mizaç olarak biraz haşarı yapıya sahip. Öğrencilik yıllarında babasının yanına gidip gelirken tanırım. Çanakkale çocuğu olarak sahiplenilmesi ve arkasında duranlarca uyarılıp ‘sadece işini’ yapmasının istenmesine rağmen o “ çeker giderim fark etmez” diyordu. Yörükçü’yü 64. Hükümette Denizcilik Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı olarak görev yapan Binali Yıldırım’a tavsiye eden kişi olarak referans veren Gıda Tarım Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş’in telkinlerini dikkate almış olsaydı bugün hala GESTAŞ Genel Müdürüydü.

Yörükçü’nün, ikide bir Ak Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider ile Özel İdare Genel Sekreterliği döneminde başlayan anlamsız didişmesi gerçekten gereksizdi. Sadece Gider ile sınırlı değil. GESTAŞ, işletmecilik anlamında şirketin yönetim kurulu başkanı olarak valiler ve şirket ortağı yönetim kurulu ile muhatap olurken Özel İdare Genel Sekreterliği de kamu iktisadi kuruluşu gibi çalışır. Tamamen özel sektör benzeri tek bir patrona doğrudan bağlı kuruluş değil. Şirket yönetim kurulu başkanı Valilerin farklı bilgilendirmesi işin içine girence doğal olarak bir sürtüşme yaşanıyor.

GESTAŞ’ın, son olarak gelirlerinde de düşüş oldu. Büfelerde otomat sistemine geçilmesi en son örnek. 2-3 bin liralık hasılatların yeni sistemle 200 TL’lere düşmesi en bariz örnek. Ve daha birçok neden.

Yol ayrımına gelinmesinde aslında çok da geç kalındı.

Mesele Daniş, Gider veya bakan değil.

Çanakkale çocuklarının bundan böyle tepe noktasına getirilmesi için de bazı dezavantajlar oluşturacak mı bilmiyorum ancak GESTAŞ’ın başına Lapsekili bir ismin getirilmiş olması bir anlamda rahatlattı.

Birilerinin ayağına basacağım, inatla onu finiş noktasına yaklaştırmayacağım. Bunlar çok saçma sapan şeyler. Süreç içinde hem Gider, hem de Daniş’in sabırla, dünü unutma adına nasıl hareket ettiğine çok yakından tanık olan biri olarak diyorum ki; GESTAŞ’ta tercih siyasi değil.

Buzağı arayanlar için söylüyorum.

Sabrın da bir sonu var…

YARGISIZ İNSAF

Gazeteciliğin en temel sorunu, haberi biran önce servis etmekten kaynaklı insanlar hakkında yargısız infaz hükümlerinin uygulanması. Sonra da dert yanıyoruz; yayın yasağı getirildi diye. Bilgi kirliliği, kişi hak ve hürriyetleri, masumiyet karinesi, umuru değil kimsenin.

Alın size bir örnek.

Çanakkale’de göçmen kaçakçılığı iddiasıyla ilgili 16 kişi gözaltına alındı. Polisin gözaltına aldığı 16 şüphelinin arasında bazı bayanlar da var. Masa başı haberciliğine bağlı olarak başlık hazır “ Utanıp yüzlerini kapattılar.”

Haberin arkasına düşen var mı? Yayın yasağı olsa bile savunma avukatlarıyla görüşme yapmak hiç mi akıllara gelmez? Madem başlığı atıyorsun elinde kanıt olmalı.

Utanıp yüzlerini kapattı diye başlık attığın o bayan, olayla ilgisi olmadığı anlaşılıp serbest bırakıldı.

Ne olacak şimdi? Nasıl temizleyeceksin ayıbı?

O şüpheliler arasında bir gün siz de olabilirsiniz.

Biraz insaf… MEHMET CELEN

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -