Vekil Öz’ün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verdiği soru önergesine yanıt geldi.
Bakanlığın yanıtı: “Sosyal güvenliğin finansmanında kullanılan yöntemlerden biri dağıtım yöntemidir. Bu yöntemde cari dönemde çalışanlardan alınan primler, aynı dönemde aylık ve gelir alanlara ödenmektedir. Halihazırda Türkiye'de sosyal güvenliğin finansmanı dağıtım esasına göre yapılmakta ve Devlet sisteme doğrudan katkı yapmaktadır. Dağıtım sisteminde denge hali, mevcut dönemin gelirleri ile aynı dönemin giderlerinin karşılanabilmesi halidir. Bu dengenin sağlanmasındaki en önemli unsur ise aktif/pasif dengesidir. Bir çalışan sigortalının kaç emekliyi finanse ettiğinin göstergesi olan aktif pasif oranı; ülkemizde 2016 yılında 1,91 olarak gerçekleşmiştir.
Aktif pasif oranı emeklilik yaşından doğrudan etkilenen bir parametredir. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile emekli aylığına hak kazanmada yaş koşulu getirilmiş ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda da bu koşul aranmıştır. Emeklilik sistemlerinde finansal sürdürülebilirliğin temel sigortacılık ilkeleri içinde devam edebilmesinde yaş en önemli parametrelerden biridir. Dolayısıyla, yaş ile ilgili bir düzenleme Kurumun aktüeryal dengesini olumsuz etkileyecek ve hazine transferlerinin artmasına sebep olacaktır. Bu kapsamda Kurumun temel amacı sosyal sigortacılık ilkelerine dayalı, etkin, adil, kolay erişilebilir, aktüeryal ve mali açıdan sürdürülebilir, çağdaş standartlarda sosyal güvenlik sistemini yürütmektir. Genel sağlık sigortası, kişilerin öncelikle sağlıklarının korunması, sağlık riskleri ile karşılaşmaları halinde ise oluşan harcamaların finansmanını sağlayan sigortadır.
Ülkemizde 01/01/2012 tarihi itibariyle genel sağlık sigortası zorunlu olarak uygulanmaktadır. Diğer yandan, 551O sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinde sayılan kişilere yine aynı Kanunun 63 üncü maddesinde sayılan sağlık hizmetleri sağlanmaktadır. 01/04/2017 tarihi öncesinde dört basamaklı genel sağlık sigortası bulunmaktaydı. Bu sistemde gelir testi sonucuna göre hanede yaşayan kişi başına düşen gelir, asgari ücretin üçte birinin altında ise (592,50 TL'den az ise) GSS primleri Devlet tarafından karşılanırken, asgari ücretin üçte biri ila asgari ücret arasında (592,50 ila 1.777,50 TL arası) 71,10 TL; asgari ücret ile asgari ücretin iki katı arasında ise (1.777,50 ila 3.555 TL) 213,30 TL; asgari ücretin iki katından fazla ise (3.555 TL'den fazla) 426,60 TL tutarında GSS primleri vatandaşımız tarafından ödenmekteydi.O1/04/2017 tarihinden itibaren ise, bu sistem iki basamaklı hale getirilmiştir. Buna göre; gelir testi sonucuna göre hanede yaşayan kişi başına düşen gelir miktarı asgari ücretin üçte birinin altında ise [60/1-(c-1)] (592,50 TL'den az) GSS primleri devlet tarafından karşılanırken, asgari ücretin üçte birinin üstünde ise [60/1-(g-1)] (592,50'den fazla) 53,33 TL tutarında GSS primi vatandaşlarımız tarafından ödenmektedir. Dolayısıyla, yeni düzenleme ile birlikte vatandaşlarımızın üzerindeki GSS prim yükü önemli ölçüde azaltılmıştır.” MESUT HARPUT
Yorumlar
Yorum Yaz