AİRBNB ve benzeri uluslararası rezervasyon platformlarına yönelik erişim engeli talebi kamuoyunda “yasak mı geliyor?” sorusunu gündeme taşırken, TÜRSAB Çanakkale–Körfez BTK Başkanı Fatih Ergün Kaleninsesi’ne konuştu: “Bu bir yasak değil; belgesiz, vergisiz ve denetimsiz faaliyetlere karşı hukuki mücadeledir,” dedi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), aralarında Airbnb, Expedia, Agoda, Hotels.com ve Trip.com gibi küresel turizm platformlarının da bulunduğu 10 web sitesi hakkında erişim engeli talebiyle dava açtı. Gelişme, özellikle kısa süreli turizm konutlarının yaygın olduğu kentlerde “Airbnb yasaklanıyor mu?” sorusunu gündeme getirdi. Çanakkale’de sayıları 1000’i aştığı belirtilen kısa süreli konut kiralama uygulayıcılarının nasıl etkileneceği merak konusu oldu.

Kaleninsesi’ne konuşan TÜRSAB Çanakkale–Körfez Bölge Temsil Kurulu Başkanı Fatih Ergün, kamuoyundaki “yasak” algısının yanlış algılanabileceğine işaret etti.
“Dava, belgesiz ve vergisiz faaliyetlere karşı”
Ergün, açılan davanın daha önce Booking.com ile yaşanan örnekte olduğu gibi aracı kurumların acenta ürünü satıp vergi ödenmeden kazanç sağlanması nedeni ile haksız rekabet ve kazanca zemin hazırladığını hatırlattı. Ergün; Genel merkezleri olarak TÜRSAB tarafından da Türkiye’de temsilcilik kurmadan, yerel mevzuata tabi olmadan faaliyet gösterdiği iddia edilen küresel satış ve rezervasyon portallarına karşı açılan bir dava olduğunu belirtti.

Ergün bu sürecin; İşletme belgesi olmadan, vergi mükellefiyeti olmadan ve denetim dışında faaliyet gösteren yapılarla ilgili hukuki süreç olduğunu hatırlattı. Seyahat acentaları ve oteller vergisini ödeyerek faaliyet yürütürken, aynı pazarda kuralsız biçimde satış yapılması haksız rekabet oluşturuyor,” dedi.
TÜRSAB’ın dayanak gösterdiği mevzuat, 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu. Bu yasaya göre Türkiye’de turizm ürünlerinin satış, pazarlama, tanıtım ve rezervasyon faaliyetleri yetkisi TÜRSAB üyesi acentalara aittir.
TÜRSAB’ın resmi açıklamasında ise bu konuda kamuoyuna “Türkiye’de şirket kuruluşu olmadan faaliyet gösteren portalların denetim dışı kaldığı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmediği düşünüldüğü, Tüketicinin olası mağduriyetinde hukuki muhatap bulmakta zorlandığı, ve seyahat acentalarına karşı haksız rekabet oluştuğu nedenlerinden ötürü
dava açıldığını aktardı. Bu davayla hem kayıt dışılığın önüne geçmeyi hem de tüketici güvenliğini sağlamayı amaçlandığını belirtti.
“Turizm Konutu diye amaç dışı kullanım da oldu”
Ergün açıklamasında; Turizm konutu modelinin özellikle yazlık bölgelerde yaygınlaştığı Çanakkale’de, AİRBNB ve benzeri platformlar üzerinden kısa süreli kiralama yapanların fazlaca olduğu ve zamanında bazı yaşanan olayların ve faillerden dolayı çevrenin zarar gördüğünü belirtti. Ergün, 2023’te yürürlüğe giren düzenlemeyle birlikte:
90 günden kısa kiralamalar için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan “Turizm Amaçlı Konut İzin Belgesi” alınması, Konut girişine plaket asılması, Kimlik bildirim sistemine kayıt yapılması, Vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunlu hale getirildiğini ifade etti.
Ergün’e göre bu dava; “Belgesi olan, vergisini ödeyen, e-Devlet üzerinden kaydı bulunan konut sahiplerinden ziyade daha çok bu çerçevenin dışında kalan ve aracılık yapan küresel platformların hukuki statüsüne odaklanıyor.”
Booking Örneği Hatırlatıldı
Ergün, daha önce Booking.com ile yaşanan süreci örnek göstererek, Türkiye’de temsilcilik ve vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle benzer bir hukuki tablo oluştuğunu hatırlattı. Booking’in şu anda iç pazarda faaliyet göstermemesi de bu sürecin sonucu olarak değerlendiriliyor.
Ergün’e göre bu mesele yalnızca hukuki değil, ekonomik boyutu da önemli ölçüde etkiliyor.
Dava sonucuna göre beklenen süreçte; Platformlara Türkiye’de resmi temsilcilik zorunluluğu, Vergisel düzenleme ve veri paylaşımı yükümlülükleri, Belgesiz ilanların yayından kaldırılması, Kurallara uymayanlara idari para cezalarının uygulanması hükümleirne tabi olması isteniyor.
TÜRSAB cephesinden verilen mesaj net: hedef doğrudan ev sahipleri değil, mevzuat dışı faaliyet gösterdiği iddia edilen aracı dijital yapılar. Çanakkale gibi turizm kentlerinde binlerce kişiyi ilgilendiren süreç, konut sahiplerinin izin belgesi ve vergi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine göre şekillenecek.

Hukuki sürecin sonucu, Türkiye’de dijital turizm platformlarının çalışma modelini kökten etkileyebilecek bir dönemin kapısını da aralayabilir.
Yorumlar
Yorum Yaz