Çanakkale’de ikincisi düzenlenen II. Troas Sempozyumu’nun ilk günü başladı. İÇDAŞ Temsilcisi Suat Karataş ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun tarafından gerçekleştirilen açılış konuşmalarının ardından Troas bölgesi ve 150 yılı geçkin süredir devam eden Troya Kazıları hakkında Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan bilgi verdi. Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük ise müzelerin kültürel diplomasideki önemine ve Troya Müzesi’nin dünyadaki etkisine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Karataş, “Efsanelerin coğrafyasıdır”
İÇDAŞ Temsilcisi Suat Karataş, “Troas Sempozyumlarının sürekli olması ve evrensel boyutlara taşınması samimi dileğimizdir. Troas benzersiz bir tarihin ve kültürün, efsanelerin coğrafyasıdır. Homeros’un İlyada ve Odysseiadestanıyla dünya edebiyatının beşiğidir. Troas aynı zamanda Homeros’un dediği gibi Bin Pınarlı İda’dır. Sarı kızın yaşadığı Kaz Dağıdır. Hektor’la yurtseverlik, direniş, kahramanlık öyküsüdür. Sarpedon ile dostluğun ölümsüzlüğüdür. İnanç ve düşüncelerin doğuşuna tanıklık edendir. Assos’ta Aristo’nun kurduğu dünyanın ilk felsefe okuludur. Bozcaada bilimin miladı Tales’i Parion’da ölümsüz bir aşkı bağrında saklayandır” dedi.
Coşkun, “6 bin 500 eser çıktı”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun, “Pandeminin bir nimeti olarak bu webinarlar görünür oldu. Bu zorluğun içerisinde de bir güzellik bulmuş ve çıkartmış olduk” dedi. “Bizim zor bir tarihimiz var. Müzecilik, arkeoloji kazı tarihimiz, karanlık çağ ile başlıyor. Tahribatlarla, hırsızlıklarla, çalıntılarla, bütçe bulamamakla, ilgilisini bulamamakla başlıyor. Bu gün geldiğimiz noktada dünyanın her noktası ile her meclisi ile her ülkesi ile her bilim heyeti ile mücadele edecek, yarışacak hocalarımız var” ifadelerine yer veren Çoşkun,”Geçen yıl pandemiye rağmen küçük gruplar halinde de olsa 502 faaliyetimizi sürdürdük. Kararnameli kazılar, müze kazıları, kurtarma kazıları, yüzey araştırmalarıyla çok ciddi bir rakam. 502 kazıdan 6 bin 500 envanterlik eser çıktı” şeklinde konuştu.
Aslan, “Kültür tarihinin en güçlü köklerinden biri”
Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, “2021 yılı Troya için önemli bir yıl. Troya resmi kazılarının 150’inci yılı. Helenistik Dönemden günümüze kadar devam eden Homeros tartışmaları var. Mitolojik olarak Homeros’un destanları Akdeniz havzasında çok bilinen öyküleri ile kültür tarihinin en derin en güçlü köklerinden bir tanesi . Bu nedenle özellikle Troas bölgesindeki araştırmaların Anadolu’daki diğer bölgelerden çok daha erken ve yoğun olarak başladığını biliyoruz. Homeros’un destanları olmadan herkesin bildiği mitolojik olaylardan olmadan Troya konusunda bir şey söyleyemiyoruz” dedi.
“Kültürel diplomasi açısından önemli”
“Fatih Sultan Mehmet’in İlyada ve Homeros ilgisini biliyoruz. Fatih Sultan Mehmet’in kopyalarını yaptırdığı, İlyada yazmalarını da biliyoruz. Fatih Sultan Mehmet’in söylediği söz kültürel diplomasi açısından önemli. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fetih ederek, Troyalıların intikamını aldığını söyler” diyen Aslan, “Bu konuda yazılmış eserler mitolojiye gerçek yer bulma konusunda çok seyyah ve gezginin yollara düşmesine neden olmuş. 1864’te Ballıdağ gibi yapılan bir kazı var. 18’inci yüzyıldan sonra haritacılık bilimi ile ilerleyen Troya gibi mitolojik yerlere arkeolojik karşılıklar bulma var. Bu tartışmaları arkeolojik verilerle cevaplandırmayı amaçlandırıyor” sözlerine yer verdi. “Bütün bu tartışmaların dönüm noktası 1822 ve 1863 yıllarında Troya’ya hiç gelmeden, Troya’nın Hisarlık tepesinde olması gerektiğini söyleyen MacLarenla bir dönem başlar. Yayınladığı kitapla Troya arkeoloji biliminin merkezine geçmiş oluyor” diye belirten Aslan, Troya araştırma ve kazı tarihine dair bilgi verdi.
“Arkeolojik cevaplar vermeye çalıştı”
Schliemann kazılarına dair Aslan, “O dönemde ve günümüzde hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz gibi höyüğün tahrip edildiğini biliyoruz. Schliemann bütün bu tartışmalara İlyada’dan aldığı buluntularla arkeolojik cevaplar vermeye çalışıyor. Depas ve megaron gibi. Ama asıl tartışma 1874’te bulduğu Priamos Hazinesi. Bunun tarihlendirilmesi ve nereden çıktığına dair tartışmalar ve Osmanlı Devleti’nin iznine dair. Osmanlı Devleti’nin kazı izninde, bilime katkısı nedeniyle çalışmalara izin verildiği, kalıntı ve duvarların mutlaka korunması ve sergilenmesi vurgulanıyor. O dönemde tartışmalar, Osmanlı Devleti’nin mahkemeye vermek için hazırladığı ilan var. Bu dönemde en büyük tartışmalardan biri de Osman Hamdi Bey’inde yer aldığı ErnstBötticher ve Schliemann tartışması. 1882’den başlayarak 1890’a kadar çok büyük tartışmalar söz konusu. Schliemann öldükten sonrada tartışmaların sürdüğünü görüyoruz” dedi.
“Yoğun belgeleme ve fotoğraflama var”
Aslan sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Schliemann ile beraber kazılara başlayan w. Dörpfeld aslında Troya’nın katmanlarında hangi katmanın Troya olduğu konusunda yeni arkeolojik keşifler ve yayınlar yapıyor. Dörpfeld yaptığı ilk koordinat sistemi ile yapılan kazı sisteminin de yoğun bir fotoğraflama ve belgeleme ile bu dönemde yapıldığını görüyoruz. Yayınıyla da İlyada Destanındaki Troya Savaşının Troya 6 kenti olduğunu arkeolojik olarak kamuoyuna duyurmuş oluyor. Carl Bergen ‘de 38 yıl aradan sonra ilk kez çok disiplinli arkeoloji örneğini veriyor. Bergen’in kazı iznini de Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiğini biliyoruz.”
“Troya harabeye dönüşmek üzere idi”
“1988 yılında Troya bir harabe harabesine dönüşmek üzere iken Korfmann’ın başlattığı çalışmalar önemli. Korfmann’ın çıkış noktası Troya ve Homeros’u Anadolu’dan okuma ve Hitit kaynakları ile yeniden yorumlama. Homeros ile ilgili verilerin farklı disiplinlerden desteklenmesini sağladı” diye belirten Aslan, “1996 yılında milli park olması UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine giden önemli bir adım atılmış oldu” ifadesini kullandı.
Gölcük, “Şova dönüştü”
Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük ise; “3 Nisan günü televizyonlarda şu vardı; 20 tane firavun mumyası taşındı. Firavunların altın geçit töreni Mısır’da oldu. Son derece şaşırtıcı çok da alışık olmadığımız, örneğini sıklıkla göremeyeceğimiz bir şova dönüştü. Dünyanın farklı yerlerinden farklı yorumlarda geldi. O gece Eski Mısır Müzesi’nden Ulusal Mısır Müzesi’ne 20 firavun taşınmış oldu. Top atışı yapan askerler vardı. Bu bile müze açılışının ötesinde bir şey olduğuna dair izler veriyor. Çünkü müze açılışları top atışlarıyla olmaz” diye konuştu.
“Kimlik konusunda mesaj verdi”
“Burada başka bir amaç hedeflenmiş. Eski Müzenin içinde taşınacak mumya eserler,tabut benzeri kutular içinde muhafaza edilmiş ve Mısır bayrağına sarılmış. İçindeki mumyanın, firavunun ulusallaştığı bir hikaye var” diye vurgulayan Gölcük, “Biz sadece bir müze açılışı izlemedik. Olağan üstü bir şey izledik. Amaç müze açılışın da ötesinde. Mısır ulusal kimliğini şekillendirme ihtiyacı olduğunu gösterdi. Dünyaya seçtiği kimlik konusunda bir mesaj verdi. Sizin topraklarınızda bir çok tarihi olay meydana gelebilir, bir çok medeniyet kurulup yıkılabilir ama temelde devletler bunların arasından seçtikleri ile ya da reddettikleri ile kimlik oluştururlar. Mısır’da seçtiği kimlik konusunda kuvvetli bir mesaj verdi” dedi.
“Müzeler kuvvetli bir dile sahiptir”
Müzelerin inandırıcılık yönüne dikkat çeken Gölcük, “Müzelerin kurdukları dil daha ikna edicidir. Zaman Zaman Amerika’da halk hangi kuruma daha çok güveniyor endeksinde müzeler çoğunlukla ilk sıraları alırlar. Müzeler tarih yazımına olanak sağlar. Tarih yazımına olanak sağladığı gibi yazımında inandırıcılığı konusunda kuvvetli bir dile sahiptir. Kültürel diplomaside önemli yere sahiptirler. 3 Nisan günü televizyonun karşısına bambaşka Mısır düşüncesiyle oturan insanların düşüncelerinde ciddi bir değişim yaratmayı başarmıştır. Tabiki bir gece de olmaz. Ardı ve devamı gelirse bu sağlanabilir. Bu konuda kuvvetli bir araçtır. O gecede verilen mesajların dış dünyaya verildiğini söyleyebiliriz” diye konuştu.
“Çarkları döndürmeye başladı”
“Troya Müzesi, boşluğun ortasında kübik bir form. Tarlaların ve zeytin ağaçları arasında. Terasına çıktığınızda Troya Kenti’ni, Bozcaada’yı, Troya Savaşı’nın geçtiği coğrafyayı görebilirsiniz. Ülke adına Troya Müzesi kendi bulunduğu noktada çarkları döndürmeye başlıyor” diyen Gölcük, Troya Müzesi’nin açılışından sonra uluslar arası mecralarda yankı bularak dünyada kuvvetli bir Troya rüzgarı estirmeye başladığını vurguladı.
DAMLA YELTEKİN
Yorumlar
Yorum Yaz