Bu yıl Topluma Destek Derneği'nin 8. yılı. Bu sekiz yıllık yolculukta neler değişti, neler sizin için anlamlıydı?
6 Şubat 2017 yılında yaşanan Ayvacık depremi sonrası yaşanan derin acılar ve ihtiyaçlar içinde doğdu derneğimiz. O günlerde hepimiz yardım etmek istiyorduk ama şunu fark ettik: Kalıcı bir etki için anlık yardımlardan fazlasına ihtiyaç var. Toplumun yanında yürüyen, çözüm üreten, dayanışmayı bir kültüre dönüştüren bir yapı hayal ettik. Ve bugün 8 yıl sonra baktığımızda, sadece kitap dağıtan, seminerler veren bir dernek değiliz. Umut aşılayan, birlikte üreten, toplumsal belleğe katkı sunan bir yapıyız. Bizi en çok etkileyen şey, bir çocuğun gözündeki ışık, bir annenin duaları ya da bir öğrencinin “ben de yapabilirim” demesi. İşte bu cümleler bizim için her şeyden daha anlamlı. Sekiz yıl içinde, sadece sayıların değil, duyguların ve dönüşümün peşinde olduk. Bugün artık köy okullarında bizi tanıyan çocuklar, üniversiteli olmuş gönüllülerimiz var. O kadar çok hayat birbirine temas etti ki… Bu bağ, her geçen yıl daha da güçleniyor.

Derneğin “yardım derneği değil, çözüm derneği” mottosu var. Bu yaklaşımı biraz açar mısınız?
Bizim için önemli olan, sadece bir eksikliği ya da ihtiyacı geçici olarak gidermek değil. O eksikliğin bir daha yaşanmaması için toplumla birlikte çözümler üretmek. Yani bir okulun kitap ihtiyacını karşılamak bir adımdır; ama o okulda okuma kültürünü geliştirmek, öğrenciyle öğretmeni aynı masa etrafında bir araya getirmek, sürdürülebilir projelerle o bölgenin gelişimine katkı sunmak asıl hedefimizdir. Yardım, çok kıymetli bir dayanışma şeklidir. Ama çözüm, kalıcılığı ve dönüştürücü gücü olan bir yaklaşımdır. Biz de bu anlayışla hareket ediyoruz. Bunu yaparken de toplumun her kesimine kulak veriyoruz. Çocukların, gençlerin, kadınların, yaşlıların, engelli bireylerin sesine kulak kabartıyoruz. Çünkü çözüm, sadece masa başında değil, sokakta, okul bahçesinde, köy kahvesinde, kıyı temizliğinde bulunur.

Çalışma alanlarınız oldukça geniş: eğitim, çevre, sağlık, insan hakları… Bu çeşitlilik içinde motivasyonunuzu nasıl koruyorsunuz?
Aslında bu çeşitlilik bizim en güçlü yönümüz. Çünkü yaşamın kendisi de böyle. Eğitimsiz bir toplum sağlıklı olamaz. Çevreye duyarsız bir toplum sürdürülebilir bir gelecek kuramaz. Haklarını bilmeyen bir birey özgürce yaşam süremez. Biz bu alanları bir bütün olarak görüyoruz. Motivasyonumuzun kaynağı ise gönüllülerimiz. Hepsi farklı mesleklerden, farklı yaşlardan ama aynı hedef için emek veren insanlar. Birbirimize güç veriyoruz. Sahada birlikte yoruluyoruz, birlikte öğreniyoruz. Her proje sonunda yüz yüze geldiğimiz teşekkürler, değişen hayatlar… Bunlar motivasyonun en gerçek hali. Ayrıca her gönüllümüz, derneğin ruhuna bir şey katıyor. Bu da bizi canlı, üretken ve umut dolu tutuyor.
Topluma Destek Derneği'nin diğer derneklerden farkı nedir sizce? Sekiz yıl boyunca sizi özel kılan şey ne oldu?
Bizi farklı kılan en önemli şey, bir fikri sadece savunmakla kalmayıp onu eyleme dönüştürebilme irademiz oldu. Biz hep şunu söyledik: "Güzel işler küçük gruplarla başlar." Bu anlayışla, ilk günden itibaren “nasıl daha fazla kişiye dokunuruz?” değil, “nasıl daha anlamlı işler yaparız?” diye sorduk kendimize. Bu bakış açısı zamanla bizi daha görünür, daha etkili ve daha kalıcı kıldı. Bir diğer farkımız, çözüm odaklı yaklaşımımız. Sorunları konuşmak önemli ama biz o sorunların çözümünde aktif rol oynamayı tercih ettik. Örneğin bir okulda eksik olan kitapları götürmek güzel; ama o okulda çocuklara kitap sevgisini aşılamak, kütüphaneyi yaşatmak, öğretmeni ve veliyi de sürece dahil etmek... İşte bu bizim farkımız. Her çalışmamızın arkasında bir hikâye, bir iz, bir değişim var. Ayrıca dinamik, genç ve meslek sahibi bir gönüllü ağına sahibiz. Gençler bizim enerjimiz, mühendisler ve eğitimciler ise sağlam yapımız oldu. Sadece kalabalık değil, nitelikli bir ekiple ilerledik. Bu da bizi benzer yapılardan ayıran güçlü bir unsur. Ve belki de en önemlisi; biz sadece Çanakkale'de değil, köylerde, şehir dışında, hatta Avrupa projeleriyle yurt dışında bile var olduk. Yani sınırlarımızı gönlümüz kadar geniş tuttuk. Sekiz yıl boyunca özel kılan şey, hiçbir işi “görev” olarak değil, “gönül” olarak yapmamızdı. Bu nedenle de her faaliyetimizde samimiyet, her temasımızda umut vardı. Bizi biz yapan da bu oldu.

Avrupa Birliği gençlik projeleri derneğinizin önemli ayaklarından biri. Bu alandaki çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?
Avrupa Birliği gençlik projeleri bizim için sadece bir hibe programı değil; gençlerin dünyayı tanıması, kendini geliştirmesi ve toplumsal fayda üreten bireylere dönüşmesi açısından çok değerli bir araç oldu. Dernek olarak bugüne kadar yüzlerce genci yurt dışına projeye gönderdik. Birçok Avrupa Birliği ülkesinde gerçekleştirilen eğitim, kültürel diyalog ve çevre temalı projelerde yer aldılar. Bu projeler sayesinde gençler farklı kültürlerle tanışarak dayanışma, empati, takım çalışması ve toplumsal sorumluluk gibi beceriler kazandı. Aynı şekilde Avrupa ülkelerinden gelen yüzlerce gençle Çanakkale’de projeler gerçekleştirdik. Hem şehrin tanıtımına katkı sunduk hem de yerel gençlerin uluslararası bir atmosferde aktif rol almasını sağladık. Hâlihazırda devam eden projelerimiz var ve bu alanda kapasitemizi artırarak ilerlemeyi hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki gençlik projeleri, sadece bugünün değil, geleceğin toplumsal yapısını da şekillendiriyor.
Topluma Destek Derneği Başkanı Kahraman Uzan kimdir? Gönüllülükle nasıl tanıştınız?
İzmirliyim, 2006 yılından bu yana Çanakkale’de yaşıyorum. Eğitim hayatım Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ve Uluslararası İlişkiler lisans programlarıyla şekillendi. Ardından Balkan Araştırmaları alanında, Kuzey Makedonya siyaseti üzerine yüksek lisans yaptım. Kuzey Makedonya siyaseti ve orada yaşayan Türkler üzerine çalışmalarımı sürdürüyorum. Akademik olarak Balkanlar üzerine makaleler yazıyor, bu alanda yakında yayımlanacak bir kitap çalışmamı sürdürüyorum. Şu anda Çanakkale Özel Fen Lisesi’nde müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum. Eğitimle iç içe olmak, aynı zamanda gençlerle birlikte düşünmek ve üretmek anlamına geliyor. Gönüllülüğe lise yıllarımda adım attım. Üniversite yıllarımda Çanakkale ve ilçelerdeki üniversite birimlerini kapsayan binlerce öğrencinin yer aldığı Genç Girişimciler Topluluğu’na başkanlık yaptım. O yıllarda edindiğim tecrübeler bugünün temelini oluşturdu. 2017 yılında arkadaşlarımla birlikte Topluma Destek Derneği’ni kurduk. O günden bu yana başkanlık görevini sürdürüyorum. Ayrıca Çanakkale Kent Konseyi’nde Evren Kızoğlu başkanlığındaki dönemde iki dönem yürütme kurulu üyeliği yaptım. Hayatım boyunca sivil toplumla iç içe oldum. Bugün geldiğim noktada, gönüllülüğün sadece bireysel bir erdem değil, toplumu dönüştüren bir güç olduğuna inanıyorum.
Gelecek hedefleriniz nelerdir? Derneğin 10. yılına giden yolda neler planlıyorsunuz?
2025 yılında en az 50 çalışma ile yılı kapatmayı hedefliyoruz. Ama bizim için sayılardan çok, ulaştığımız insan sayısı, oluşturduğumuz toplumsal farkındalık ve yarattığımız kalıcı etki daha ön planda. Bu nedenle, derneğimizi daha kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak istiyoruz. Gönüllülük sistemimizi dijital araçlarla destekleyerek daha erişilebilir ve etkili hale getirmek önceliklerimiz arasında. Özellikle gençlerin katılımını artırmak, onları sadece gönüllü olarak değil, sürecin aktif tasarımcısı haline getirmek istiyoruz. Böylece sadece bugünün değil, geleceğin de gönüllülerini yetiştirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliği, dijital okuryazarlık, iklim krizi, yerel kalkınma ve insan hakları gibi güncel ve kritik konularda yeni projeler geliştiriyoruz. Bu projeler aracılığıyla hem yerelde hem de ulusal ölçekte etki yaratmak istiyoruz. 10. yılımızda ise, yalnızca geçmiş başarılarımızı anlatan değil; yeni nesil gönüllülük anlayışını ortaya koyan, çözüm odaklı sosyal projeleri hayata geçiren bir sivil toplum aktörü olmayı hedefliyoruz. Yani geleceğe yön veren, örnek gösterilen, katılımcı ve ilham verici bir yapı olmak istiyoruz. Gönüllülükle atılan her adımın, geleceğe bırakılan en güzel miras olacağını düşünüyoruz.

Yorumlar
Yorum Yaz