Gündem

TAŞI TOPRAĞI ALTIN KAZ DAĞLARI’NDA TURİZM ATAĞI (16.12.2020)

Bin pınarlı Kazdağı olarak bilinen ve Alp Dağları’ndan sonra dünyanın en yüksek ikinci oksijen deposu olarak ün salan Kaz Dağla...

TAŞI TOPRAĞI ALTIN KAZ DAĞLARI’NDA TURİZM ATAĞI (16.12.2020)

Bayramiç Kaymakamı Sercan Gökdemir, Kaz Dağları Herberyumu kurmayı planladıklarını ve turizme kazandırma çalışmalarını başlattıklarını söyledi. TÜRSAB Çanakkale Balıkesir Bölge Yürütme Kurulu Başkanı Ahmet Çelik, bölgede yapılacak olan ekoturizmin doğaya dikkat ederek planlanması gerektiğini söylerken, Öngen Country Hotel şirketinde Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öngen ise mağara ve yöresinin önce korunması sonra geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Dünyanın en bilinen doğa ve şifa bilimcilerinden Alman bilim insanı Paul Ernst Emil Sintenis’in araştırmaları yaptığı sırada kaldığı mağaranın derinliklerinde yazılar olduğu iddia ediliyor ve mağara hala büyük bir sır konusu. Bayramiç Kaymakamı Sercan Gökdemir, köylüler tarafından bilinen ve keşfedilen mağaranın turizme kazandırılması için çalışmalar başlattıklarını söyledi.

Gökdemir, “Dünyanın ilk şifa ve doğa bilimcisi Sintenis, Alman bir botanikçi, eczacı ve bitki koleksiyoncusuydu. İlk bitkilerini o dönemde bu bölgelerden toplayarak Alman ilaç sanayisinin hizmetine sunmuş” diye konuştu. “İçerisinde Kaz Dağları’nın birçok endemik bitkisinin de bulunduğu Sintenis’in herbaryumu, İsveç’te bulunan Lund Üniversitesi’nde korunmakta. Bazı bitkiler ise British Museum, Harvard, New York Botanik Bahçesi ve Ulusal Doğa Müzesi’ni süslemekte” diye konuşan Gökdemir, Kaz Dağları yöresinde yetişen bitkilerle Kaz Dağları Herberyumu kurmayı planladıklarını söyledi.

‘MAĞARA DUVARLARINDA YAZILAR VAR’

Gökdemir, mağaranın derinliğine dair tespit etme çalışmaları olduğunu vurgulayarak, “Mağaranın içinden su geçmesi ve çok soğuk olması nedeniyle şuan sonuna kadar giden olmamış. Köylülerden edindiğimiz bilgilere göre içerisinde bazı bölümlerin olduğu ve duvarlarında yazılar olduğu söyleniyor. İlerleyen günlerde bu tespitleri yaparak daha geniş kapsamlı çalışmalara başlayacağız. Mağaranın duvarlarında bulunan yazılar bize büyük bir referans olacak” diye konuştu.

‘SADECE 32 BİTKİ KAZ DAĞLARINDA VAR’

Gökdemir, dünyada Alp’lerden sonra oksijen yoğunluğunun en fazla Kaz Dağları bölgesinde olduğunu hatırlatarak, “Kaz Dağları’nda bulunan birçok endemik bitki, kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanılmakta. Binlerce bitki florası bulunan bölgede,70 şifalı endemik bitkinin 32’si dünya da sadece Kaz Dağları’nda bulunmaktadır. Özellikle bölgedeki arıcılarımızın ballarımızın prolin ve antioksidan değeri yabani sarımsak ve endemik flora zenginliği nedeniyle çok yüksek çıkmakta” dedi.

‘EKOTURİZM YAPARKEN DİKKAT EDİMELİ’

TÜRSAB Çanakkale Balıkesir Bölge Yürütme Kurulu Başkanı Ahmet Çelik, Ekoturizmin, turizm sektörünün alt bileşeni olduğuna dikkat çekerek, “Eko turizm bölgede başlamayan ama başlaması gereken çok önemli bir turizm dalı” dedi.

Kaz Dağları Bölgesi’nde çalışma yapmak istediklerini kaydeden Çelik, “Türkiye'de çok örnekler var. Burada dikkatli davranmamız gereken bazı noktalar var. Birincisi seyahat acentalarının, tur operatörlerinin, organizasyonu yapan tur firmalarının flora ve saunaya özellikle çok dikkat etmesi gerekir” diye konuştu. Bitki örtüsüne hiçbir şekilde zarar vermemesi gerektiğinin altını çizen Çelik, “Vahşi hayvanların üreme zamanları beslenme zamanları gibi zamanlarda onlara rahatsızlık verilmemesi gerekir. Bu nadide olan hayvan türlerinin yeniden gelişmesi anlamında çalışma yapılmalı” ifadelerine yer verdi.

‘YÖRE HALKININ SAHİPLENMESİ SAĞLANMALI’

Çelik, bölgede yaşayan yöre halkının da unutulmaması gerektiğini söyleyerek, “Köylümüze, yerel halka mutlak suretle bir faydası olması gerekir. Örneğin ulaşılması gereken bir yere köylünün traktörüyle, minibüsüyle gidilmeli. Yemek yememiz gerekiyorsa köylü esnafının lokantasında, gözlemecisinde yemek molası vermek, köy kahvesinde kahve içmek, köylülerin sattığı doğal organik ürünlerden zeytin, zeytinyağı gibi ürünlerin bunlardan alışveriş yapmak gerekir. Yöre halkının da bu organizasyona ve ekoturizme sahip çıkmasına sebep olmak gerekir” sözlerine yer verdi.

‘ENTEGRASYONU YENİ TAMAMLANIYOR’

Çelik, Troas Kültür Rotasının birleştiği parkurlara dikkat çekerek, “Yenice Bölgemiz, Çan Bölgemiz, Avunya Ovası dediğimiz bölge, Kaz Dağları’nın etekleri ekoturizm için çok önemli ve güzel bölgeler” ifadelerine yer verdi.

“Ekoturizm Türkiye'de son zamanlarda yeni gelişen bir sektör. Türkiye'nin birçok yerinde yerel amirlerin, idarecilerin önünü açmaya çalıştığı ve desteklemeye çalıştığı bir turizm dalı” diye konuşan Çelik, “Dolayısıyla ekoturizm çok da eski bir kavram değil. 1992'de Rio Çevre Zirvesi'nde sürdürülebilir bir dünya ve çevre için kriter ortaya konmuştu. O zaman ilk defa bu isim ortaya atıldı. Dolayısıyla entegrasyonda daha yeni yeni tamamlanıyor” sözlerine yer verdi.

Çelik, “Çanakkale, Balıkesir bölgesi olarak elimizde Kaz Dağları gibi çok güzel bir malzeme var. Bizde paydaşları olarak yerel amirlerimize, kaymakamlıklarımıza, valimize ve diğer belediyelerimize her zaman yardıma ve desteğe hazırız” dedi. Çelik, “Seyahat acentaları ve tur operatörleri bu konuda çalışmak istiyoruz” diye konuştu.

‘BİRİNCİ GÖREV TANITIM’

Çelik, “Güneş, kum turizmi bugüne dek tanıtımı çok iyi yapılan alanlardı. Bu nedenle çok öne geçmiş” dedi. Kaz Dağları gibi yerlerin dünyada çok az olduğunu kaydeden Çelik, “Dolayısıyla birinci öncelikli olan tanıtım yapmak, burada yine kamu kurum ve kuruluşlarına önemli görevler düşüyor” dedi.

‘KAZ DAĞLARI ORKİDESİNİ İLK ORDA GÖRDÜM’

Öngen Country Hotel şirketinde Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öngen, 25 yıldır ekoturizm faaliyetleri için çalıştığını kaydederek, “Kaz Dağlarını 25 yıl önce bilen yoktu. 2000 yıllarında Almanların dünyada Ekoturizm yapan gruplarını getirdim Yeşilyurt Köyü’ne” dedi. Grupların ellerindeki kitapçıklarda Kaz Dağları’nda yetişen endemik bitkilerin olduğunu ifade eden Öngen, “Kaz Dağları orkidesini onların kitabında gördüm. Böyle olunca onlar Kaz Dağları’nı dahası Türkiye'deki tüm doğal ve tarihsel zenginliklerini çok daha iyi biliyorlar” sözlerine yer verdi.

‘EKOTURİZM TEK BOYUTLU DEĞİL’

Öngen, ekoturizmin gelişebilmesine dair, “Sadece ağaç, çiçek, böcek yetmez. Bir bütün halinde, turizme kazandırmanın yollarından biridir bu mağara. Ekoturizm tek boyutlu değil” ifadelerine yer verdi. İnsanların sadece organik yiyeceklerle beslenmesinin ekoturizm olmadığını kaydeden Öngen, “Keçi sütünü sağıp kaynatıp vermek değil. Bir bütün. Tarihte bu turizmin içerisindedir” dedi.

SADECE EKOTURİZM YAPILABİLİR

Öngen, “2013 yılında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay idi o zaman. Onunda katılımıyla Kaz Dağları Koruma Destinasyon Kongresi’ni yaptık. Kongre sonucunda Kaz Dağları’nı bir turizm destinasyonu olarak teşçil ettirdik. Bu Kaz Dağları bir bütün olarak ekoturzim odaklı bir turizm bölgesi demektir. Bizim ilk Kaz Dağları’nda, madenciliğe ilk karşı çıkanda bizim derneğimizdi” ifadelerine yer verdi. “Kaz Dağları’nda ekoturizm dışında turizm faaliyeti yapılamaz, başka bir sanayi faaliyeti de yapılamaz” diye vurgulayan Öngen, “Büyük otellerde yapılamaz. Koruma amaçlı ekoturizm yapılır” dedi.

‘ÖNCE KORUMA SONRA GELİŞTİRME’

Öngen, “Sonuç itibariyle Evciler’de yeni bulunan mağara, Kaz Dağları turizmine ekoturizm çerçevesinde son derece olumlu bir değer katacaktır” ifadelerine yer verdi.

Bundan 30 yıl önce ekoturizmin bilinmediğini kaydeden Öngen, “Bunun öncülüğünü yapmaktan büyük bir gurur duyuyorum. Hızla Türkiye'ye yayıldı. Mağara turizmi de eko turizm bünyesi içinde değerlendirilen turizm çeşitliliğinden birisidir” ifadelerine yer verdi.

Öngen, mağaranın olduğu yerin fiziksel koşulların sağlanması gerektiğini hatırlatarak, “Önce koruma sonra geliştirilerek bunu turizme yaymalıyız. Bizlere düşen görev budur” diye söyledi. Öngen, “Umarım Kaz Dağları ilerde ekoturizm olanakları çeşitliliği içerisinde gereken yere kavuşacaktır” dedi.

‘KAZ DAĞLARI EKOTURİZMDE ÖNCÜYDÜ’

Öngen, kitle turizminde insanların yanı başlarındaki tarihi alanları göremeyebileceğini dikkat çekerek, “Ekoturizm daha az müşteri, daha az insan odaklı. Kitle turizmi yeme içme odaklıdır. Ekoturizminde ne yediğinizi içtiğinizi bilirsiniz. Yöreseldir. Kitle turizminde kültür yoktur. Bir hafta yer içer ama yanı başındaki antik tiyatrodan bile haberi olmaz” dedi.

Ekoturizmin özünün kültür olduğunu kaydeden Öngen, “Bulunduğu yörenin geleneksel tarihi ve kültürel değerlerinde öne çıkarılmasını hedefleyen bir turizm çeşididir. Bulunduğu yörenin tarihsel kültürel ve geleneksel değerlerini ön plana çıkartan ve son derece özgün ve seçkin bir turizm anlayışıdır” dedi.

Kaz Dağları’nın turizm destinasyonu olarak tescil edildiğini hatırlatan Öngen, “Türkiye'deki en özgün ve en özel ekoturizm bölgelerinden biridir. Tanımlarıyla ele alırsak orijinal olarak uygulandığı Türkiye’nin ekoturizimdeki ilk öncü bölgesiydi” ifadelerine yer verdi.

Sintenis, Çanakkale, Truva, Zeytinli, Assos, Kaz Dağları gibi Çanakkale’nin batı yörelerini gezmiş, Çanakkale'nin Avrupa yakasına da geçmiştir. Bu gezide en az 1350 örnek topladı.

Sintenis, 1883 yılında Anadolu’ya ilk kez geldiğinde Çanakkale yarımadasında araştırmalarda bulundu. Çanakkale, Truva, Zeytinli, Assos, Kaz Dağları yörelerini gezen Sintenis, Avrupa yakasında Eceabat ve çevresini de gezdi. Truva bitkilerine dair araştırma yapan Sintenis, kendisinden önce araştırma yapan Aschersonla birlikte çalıştı. ‘Flora of Turkey’e bakıldığında Sintenis'in 1883 gezisi koleksiyonu içinde 29’u Kaz Dağları’ndan toplanmış 33 örnek yer alır.

Bilimsel yöntemlerle bitkilerin özel kurutma kağıtları arasında preslenmesi ve kurutulduktan sonra uygun kartonlara yapıştırılıp, sınıflandırma işlemidir. Çeşitli sınıflanma yöntemleriyle kategorize edilir. Herbaryumlar biyoloji, tıp, eczacılık gibi birçok alanda ön çalışma yapılmasına yardımcı olur. Yeni bulunan bir bitkinin sınıflandırılmasında araştırma merkezi görevi görür.

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -