Çanakkale Deniz Zaferi’nin önemine dikkat çeken 1915 Ruhu Gençlik Derneği Başkanı Halit Kubilay Fırat; “Çanakkale Savaşı’nda tarihin en büyük savunma örneklerinden biri yaşanmıştır. 1. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan dönemin en büyük teknolojileriyle donatılmış donanma ordusu İstanbul’u işgal etmek amacıyla yola çıkmıştır. Bu donanmanın Çanakkale’de şubat ayında başladığı yoğun bombardımanların en güçlüsü 18 Mart 1915’te gerçekleştirilmiş ancak atalarımızın kahramanca verdikleri mücadele ile büyük bir hezimete uğratılmıştır. Bu savaşın kazanılmaması durumunu aslında düşünmek bile istemiyoruz. Savaşın kaybedilmesi halinde bizler için tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir felaketle karşı karşıya kalabilirdik. Bilindiği üzere İtilaf Devletleri’nin amacı İstanbul’u işgal ederek Osmanlı Devleti’ni ele geçirmek ve zor durumda bulunan Çarlık Rusya’sına beklediği desteği ulaştırmaktı. Eğer Çanakkale geçilseydi İstanbul kolay bir şekilde işgal edilebilir, Çarlık Rusya aldığı destekle tekrar gücünü toplayabilir, Kurtuluş Savaşı’na giden süreç başlamadan bitebilirdi. Böylece Osmanlı Devleti ve dolayısıyla Türk Milleti tarih sahnesinden belki de tamamen silinebilirdi. Yok olmaktan daha da ağırı belki de bugün başka milletlerin boyunduruğu altında olabilirdik” dedi.
“Yeniden özgürlüğün ve bağımsızlığın ateşi yakılmıştır”
“106 yıl önce atalarımız göstermiş olduğu destansı mücadele ile sadece savaşın seyri değil aynı zamanda bir milletin kaderi değişmiştir” diyen 1915 Ruhu Gençlik Derneği Başkanı Halit Kubilay Fırat; “Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde uzunca bir zamandır süregelen çöküş bu zaferle birlikte yerini umuda bırakmıştır. Yeniden özgürlüğün ve bağımsızlığın ateşini yakmıştır. Dünya tarihi açısından baktığımızda da aslında biz bu zaferle en büyük darbeyi İngiliz emparyalizmine vurmuş olduk. İngiltere’nin sömürgeleri başta olmak üzere bu zaferle tüm mazlumlara umut olduk.” şeklinde konuştu.
“Bu tarif edilemez bir fedakarlıktır”
1915 Ruhu Gençlik Derneği Başkanı Halit Kubilay Fırat sözlerini şu şekilde sürdürdü; “18 Mart benim için inanmışlığın ve adanmışlığın en büyük timsalidir. İnanan ve kendini bir davaya adayan insanların neler yapabileceğinin en büyük örneğidir. Bizler yeri geliyor en sevdiklerimizden kısa süre dahi ayrı kalamazken, 106 yıl önce atalarımız en sevdiklerinden bir daha görememek üzere ayrılmıştır. Bu tarif edilemez bir fedakarlıktır. Bu sadece kendini vatana adayanların ve mukaddes davaya inananların yapabileceği bir fedakarlıktır”
“Bu zaferin bizlere çok büyük maliyeti olmuştur”
1915 Ruhu Gençlik Derneği Başkanı Halit Kubilay Fırat; “Her zaman söylediğimiz gibi Cumhuriyetin önsözünün yazıldığı yer… 18 Mart herşeyden önce bağımsızlık ateşini yaktığımız yerdir. Bu nedenle 18 Mart zaferi Kurtuluş Savaşına giden yolda bizlere büyük bir umut olmuştur. Bu açıdan bakıldığında 18 Mart zaferinin bizlere bağımsız bir devlet kazandırdığını, tüm dünyaya da milletimizin neler yapabileceğini gösterdiğini söyleyebilirim. Tabi bu zaferin bizlere çok büyük maliyeti olmuştur. O da vatanın gencecik evlatlarıdır. Daha 15’in de okulda olması gerekirken muharebe meydanında şehit düşen binlerce kahraman vatan evladı. İşte bu zafer, ülkemize parlak bir gelecek sağlayacak bir neslin yok olmaması pahasına kazanılmıştır.” ifadelerini kullandı.
“Çanakkale tüm milletimizin temel değeridir”
Gelibolu Yarımadası’nın eski günlerine istinaden şu anda daha iyi bir durumda olduğunu belirten 1915 Ruhu Gençlik Derneği Başkanı Halit Kubilay Fırat; “Şehirden ziyade Gelibolu Yarımadası’nın eski günlerine baktığımızda bugün çok daha iyi bir durumda olduğunu söyleyebilirim. Eskiden şehitliğimizin otopark haline getirildiği bile olmuştur. Ancak şimdi hak ettiği bir görünüme kavuştuğunu görmek sevindiricidir. Yine de bu coğrafyanın çok daha iyisine, en iyisine layık olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte Çanakkale tüm milletimizin temel değeridir. Çünkü burada her bölgeden her şehirden hemen her aileden bir şehidimizi görüyoruz. Bu nedenle gün geçtikçe yapılan kültürel çalışmaların da katkısıyla Çanakkale’nin tanınırlığının arttığını söyleyebilirim. 18 Mart’ın yılda sadece bir gün kutlanması yerine burada yaşananların, yazılan destanın ve buradaki bilincin genç nesil başta olmak üzere milletimize aktarılmasının kutlamalardan daha önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.
Sedef Cansu Karakuş
Yorumlar
Yorum Yaz