Uzun yıllar mesleğin içinde yer aldı, sonra kamusal alana geçti sevgili Sabri ama yeniden mesleğe geri dönüyor. Sürekli Basın Kartı Sahibi olan arkadaşımız Sabri Karakaya, şirin evladının tahsili için gittiği Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesindeki görevinden ayrılıp Basın İlan Kurumu (BİK) Sivas Şubesi'ne Müdür olarak atandı.
Sevindim…
Mesleğin içinden gelen, her kademesinde görev almış arkadaşımızın böylesi ağır sorumluluk taşıyan bir göreve gelmesini takdirle karşılıyor, başarılı olacağına inanıyorum ve hayırlı olsun, diyorum…
TAKLİT EDİLME VE EVDEKİ ÇOCUK
Çanakkale’de çocuk oyun gruplarını köylere de kurma fikri, Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ile birlikte gelişti. Hatırladığım kadarıyla Mayıs 2015 gibi tarih. O günden buyana birçok köyde geliştirildi.
Başında çok kimse bu fikri seçim yatırımı diye görmezden geldi. Buna yerel siyasetçiler de dahil.
Ama bakıyorum; eskiden parke taş, büz isteyen köylerden şimdi ‘Çocuk oyun grubu istiyoruz’ diye talepler geliyor.
İl, İlçe gibi yaşam alanlarında sosyal donatı olarak ifade edilen oyun gruplarının köylere yaygınlaşması elbette olumlu ve önemsiyorum. Köydeki çocukların şehirdeki yaşıtlarından ne farkı var? En doğal bir hak. Bugüne kadar ihmal etmişiz, belki de yok sayma değil ama önemsememişiz demek. Ama farkında olamayanlara farkındalık kazandırma adına köydeki çocukları önemsemek ortak sorumluluk olmalı.
Dün bir haber dikkatimi çekti. Daha sonra gazetenin kaynak olarak gösterdiği belediyenin web’in de baktım; Erzincan’daki köylere Çanakkale Belediyesi oyun çocuk grupları göndermiş. İyi hoş. Kıskanma gibi bir dert de taşımıyorum ama evinin içindeki çocuğun dururken sevgini, hediyeni uzaktaki komşu çocuğu ile paylaşıyorsan bu, pek adaletli davranış olmaz.
Tabi paylaşım önemli, olmalı da ancak eşitlikçi anlayış beklemek de hakkımız diye düşünüyorum.
Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ı taklit etme,ondaki hassasiyeti uyarlama güzel ama dediğim gibi Halep-Bağdat meselesine dönüştürmemek lazım.
Çanakkale’nin en ücra köşesindeki köyde yaşayan insanın da merkez İlçe belediyesine maddi katkısı var. Mesela; hastaneye gelen yurttaş belediyenin otobüsüne biniyor mu? Kent Kartı alıp belediyenin de komisyon aldığı toplu ulaşıma gelir sağlıyor mu?
Erzincan’a giden oyun grubunun maliyeti içersinde ücra köşedeki hemşehrinin katkısını göreceksin ve hizmeti önce oraya taşıyacaksın ki, kalanı ile eşitlikçi, adalet duygusu içinde istediğin tasarrufu yap.
Şimdi denilebilir ki; Bülent Turan nereden getiriyor oyun gruplarını?
Böyle düşünen haklı olabilir ama unutmayalım ki, Bülent Turan Çanakkale’de kazanılanı başka yere götürmeyip aksine başka yerdekini karınca gibi Çanakkale’ye taşıyor. Ve biz de bunun adını ‘İş bilme’ olarak koyuyoruz. Şehrin var olan kaynaklarını taşımıyor ki.Kaynağı bulup Çanakkale’nin köylerindeki çocuklara getiriyor.
Halep-Bağdat örneğini verirken kastettiğim; o sözün tersine çevrilişi…
Taklit ederken keşke CHP’li belediye Turan’ın beceri yönünü incelese…
Böylesi hem daha anlamlı hem de keyif verici olmaz mı ?
Köylerimizdeki çocukları sevindirme adına siyasi rekabet de sağlanmış olur ve kazanan çocuklar olur.
Evdeki öz çocuğuna üvey evlat muamelesi, pek hoş bir şey değil…Kişisel düşüncem…
Yanlış mı acaba?
BETONCU ANLAYIŞ
Şimdi çatsan; şöyle çevreci, böyle yeşilci bir sürü hikaye dinleyebiliriz ama pratik yaşamda ne yapıyor? Talkım-salkım meselesi deyip Çanakkale’de belediye betona karşı ne kadar tutkun oraya gelelim.
Cumhuriyet Meydanında sergilenen savaştan kalma topu bilirsiniz. Hani şu; geçmişini ve tarihi izleri kapatma adına utanma duygusu atfedilen, üzeri bez parçaları ile kapatılmak istenen top…
Onun önüne, İskele tarafına belediye tarafından oturma, soluklanma grupları kuruyor. İki taş, içine bir parça beton. Sanırım üzeri ağaç kaplama yapılacak. Al sana soluklanma bankı.
Yazın güneş adamın tepesinde. Baharlarda oturmaya kalksan donarsın esen rüzgardan.
Yaptık mı yaptık?
İyi güzel, aklına yıllar sonra kimin geldiyse bin yaşasın da; beton olmadan tamamen ahşap bank türü bir şey yapılamaz mıydı? Ne bileyim, insanları güneşten koruyacak bir takım gölgelik de oluşurdu.
Yazık. Taş, betonun dizildiği yerlerde artık çiçekler bize yoldan geçerken selamlamayacak.
Betoncu anlayış ne diyeyim…
NİYE DURDU
Sanki havaalanı yeni terminal yapım işi biraz yavaşladı gibi.
O ilk başlarda hızlılığı ile övgüler dizdiğimiz terminal inşaatındaki yavaşlama gerçi işin teslim tarihine daha vakit olduğu için çok eleştirilecek tarafı yok ama insanız işte, biran önce bitsin istiyoruz.
Hazır havaalanı çevresinde dolaşırken gözümüze çarpan bir yatırım daha…
Şirketin iflası idi, şu, bu, yeni ihale açıldı falan ama çok amaçlı spor kompleksinde bir ilerleme yok. Etrafı dış talanlara karşı korunması için tel örgülerle çevrildi ama çok amaçlı o yerde yeni doğan köpek yavruları hayata tutunmaya çalışıyor.
İnşaat atıklarından bir hayvansever derme çatma kulübe yapmış, yavruları besliyor. Kimsenin itirazı yok ama Gençlik Spor İl Müdürüm sayın Nuammer Bey, ihale sonrası ne oldu da bir çivi çakılmıyor bu alana?
Yeni bir sorun mu var?
Böyle giderse çoğu tamamlanmış bir kamu yatırımı kullanılmadan çürüyüp gidecek…
Yenisi için yine yatırım, planlama v.s.
Bütün endişem de bu…
Yorumlar
Yorum Yaz