İnsanlık için bu özel günde bir kez daha suya dikkat çekeceğiz, suya yeniden ciddiyetle bakacağız ve suyumuza sahip çıkalım diye farkındalık oluşturmaya çalışacağız. Su meselesini artık herkes çok ciddiye almalı. Çünkü önümüzdeki yıllar için tablo karanlık duruyor. Uzmanlar ‘kurak ayların maliyeti büyük olacak’ diyor ve özellikle Temmuz ayı için uyarıyor.
Yazımın sonunda söyleyeceğimi en başta söylemek istiyorum: Lütfen suyumuza sahip çıkalım! Kuraklık büyük bir afete dönüştü ve kuraklık tehlikesini tüm uyarılara rağmen ne yazık ki tam olarak anlayamıyoruz. Bilimsel araştırmalar ışığında baktığımızda çok değil 25-30 yıl içinde çok ciddi su krizleri yaşanacak. Bugün dünyada 1,5 milyar insan susuzluk çekerken 25 yıl sonra 4 milyar yani dünya nüfusunun yarısının susuzluk yaşayacağı hesaplanıyor. Dünya nüfusunun yaklaşık 5’te 1’i yani 1,5 milyar kişi yeterli içme suyuna, 2,3 milyarı da sağlıklı suya erişemiyor. Bu durumun sonucunda her yıl 1,5 milyon, her gün ise 5 bin çocuğun önlenebilir ishalden ölümüne neden oluyor.

İnsanlığın yegane yaşam kaynağı olan su, herkesin erişmesi gereken ama doğada kıt olan bir kaynak. Şöyle küçük bir örneklendirme yaparsak yerküre üzerindeki suyun tamamını 5 litrelik bir şişeye koysak biz insanların erişebileceği tatlı su miktarı yalnızca 1 yemek kaşığı kadardır. Dünyadaki toplam su miktarı ise yaklaşık 1,5 milyar km3’tür. Ancak bu miktarın tamamına ulaşılabilmesi ve kullanılabilmesi teknik ve ekolojik yönden mümkün değildir. Çünkü suların yüzde 97’si’i deniz ve okyanuslarda tuzlu su olarak bulunmakta olup sadece yüzde 3’lük kısmı tatlı sudur. Yıllık içme suyunun kişi başına 1700 m3’ün altına düştüğü duruma su stresi adı veriliyor. Su stres raporuna göre 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusu 9,5 milyara ulaşacak ve nüfusun yaklaşık 4 milyarlık bir kısmı su sıkıntısı çekecek. Yurdumuza dönersek TUİK verilerine göre ise Türkiye içme ve kullanma amacıyla günlük kişi başına düşen su miktarı 216 litredir. Su stresi yaşamaya başladığımız Türkiye'de kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2020 yılında 1.346 m3 iken 2030 yılında 100 milyonluk nüfusla 1.100 m3’e düşeceği tahmin ediliyor. Yani her ne kadar etrafımızda dere, nehir, baraj, pınar ve çeşme görsek de Türkiye su fakiri bir ülkedir.
Son yıllarda artan kuraklık, su sorununu tüm dünyanın mücadele etmesi gereken en önemli konu olarak öne çıkardı. Türkiye'de de kış aylarında mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı endişeleri artırırken, Çanakkale ve ilçelerindeki barajlarda su seviyesinin yüzde 20'nin altına inmesi, konunun önemini gözler önüne serdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ise geçtiğimiz haftalarda herkesi korkutan 3 aylık kuraklık haritası yayınladı. Haritaya baktığımızda Türkiye’nin karşı karşıya olduğu kuraklık sorunu gözler önüne serilirken, Çanakkale’nin Biga bölgesinin olağanüstü kurak, diğer bölgelerinin ise çok şiddetli kurak ve şiddetli kurak seviyelerinde olduğunu gördük.
2014 yılından bu yana mesleğim gazetecilik gereği Asya ve Afrika'ya çeşitli yolculuklarım oldu. Bu ülkelerde gördüğüm en önemli sıkıntılardan bir tanesi ve en önemlisi tabii ki de su idi. Bu ülkelerde yaşayan insanlar suya ve temiz suya ulaşmada güçlük çekiyordu. Yaklaşık 10 yıl öncesinden bahsediyorum. O günlerde bu bölgelerde susuzluk ve kirli su problemi konuşulurken ülkemizde su anlamında her şey güllük gülistanlıktı. Ne zamanki mevsimler değişmeye kış aylarında yağmur ve kar yağmamaya başladı, barajlar dolmadı, yeraltı kaynakları kurudu biz de susuzluğun kıymetini anladık. Anladık diyorum ama inşallah anlamışızdır. Özellikle pandemi döneminde suyun önemi iliklerimize kadar kendini hissettirdi. 10 yıl kısa bir zaman gibi görünebilir ancak bugün yaklaşık 8 milyar insanın yaşadığı Dünya üzerinde yaklaşık 1,5 milyar insan suya ve temiz suya ulaşmada ciddi sıkıntı yaşıyor. Bilimsel raporlar ışığında uzmanların tahmini ise 2050 yılında yaklaşık 4 milyar insanın temiz suya ulaşamayacağı yönünde. Yani çeyrek asır sonra Dünya nüfusunun yarısı su sıkıntısı yaşayacak. Bu sorunlar ise dünya üzerinde su savaşlarının başlamasına sebep olacak.

Dünyanın 55 ülkesinde eğitim ve insani yardım çalışmaları yapan İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu (İDDEF) vasıtasıyla 2 yıl önce Doğu Afrika ülkesi tanzanya'da Biga sancağı ve Ümmeti Muhammed Su Kuyusu ismiyle çeşmelerden ve su deposundan oluşan bir su kuyusu açtık. Oradaki insanlar temiz suya ulaşamıyordu. Büyük bir ihtiyacı giderdiğimize eminim. Çünkü Kurban Bayramı dolayısıyla Tanzanya’ya gittiğimizde su kuyumuzu ziyaret ettim ve insanlar büyük bir mutlulukla bizlere teşekkür etti. Ben de bu hayra vesile olan tüm arkadaşlara bir kez daha buradan şükranlarımı sunuyorum. Sivil toplum kuruluşları bugüne kadar sadece Afrika’da 25.000’in üzerinde köyün su problemini çözdü. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin ve hayırsever Türk vatandaşlarının desteği ile gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam ediyor. Hiç bitmez tükenmez sandığımız su şimdi tüm tükeniş hızıyla bizi tehdit ediyor.

Genelden özele geldiğimizde örneğin Çanakkale'de yaşanan kuraklık ve barajda su miktarının azalması nedeniyle su kullanımında kısıtlama geldi. Şehrin içme, kullanma ve tarımsal sulama ihtiyacını karşılayan 54 milyon 115 bin metreküp kapasiteli Atikhisar Barajı'ndaki su miktarı 23 milyon metreküpe düştü. Benzer kararların Tüm Türkiye'de uygulanması artık kaçınılmaz. Ayrıca suyun çok yönlü etkileri var. Susuzluktan en fazla etkilenecek alanlardan bir tanesi şüphesiz tarım olacak. Geçtiğimiz haftalarda Biga ilçemizin Bakacak Barajı’na gittiğimizde ürküten tabloya içler acısı haliyle şahit olduk. Biga'da bulunan diğer barajları incelediğimizde su seviyelerinin alarm verdiğini görüyoruz. Bu mevsimde doluluk oranın yüzde 70 veya 80'lerde olması gerekirken bu oran yüzde 15-20 seviyelerinde seyrediyor. Nisan ayı bahar ve sonrası yaz dersek koskoca kış ayları susuz ve kar yağışsız geçti. Bu durumun faturası da maalesef yazın çıkacak!

Peki, çizdiğimiz kötümser tablo hayatın bir gerçeği olsa da suyun bilinçli kullanımı ve su tasarrufu için neler yapabiliriz? Evlerde suyun yüzde 35’i banyoda, yüzde 30’u tuvalette, yüzde 20’si çamaşır yıkamada, yüzde 10’u yemek pişirme ve içme suyu, yüzde 5’i temizlik amacıyla kullanılıyor. Örneğin bir kişinin günde 1 kez 1 dakika boyunca suyu kapatmadan diş fırçalaması yılda 8 ton su israfına neden oluyor. Bu nedenle dişimizi fırçalarken çeşmeyi kapatmalıyız. Musluklardan damlayan su saatte ortalama 12 lt suyun boşa akması anlamına geliyor. Bu nedenle damlayan muslukları hemen tamir ettirmeliyiz. Banyodaki suyu tasarruflu kullanan duş başlığı kullanmak çok önemli. 6 dakika duş yaptığınızda, tasarruflu duş başlığıyla her duş almada 50 litreye kadar daha az su harcamış oluyorsunuz. Sıcak su gelene kadar boşa akan soğuk suları biriktirilerek ev temizliği ve çiçek sulamada kullanabiliriz. Tıraş olurken ve yüz sabunlarken, musluğu kapalı tutarak günde 15-35 litre su tasarruf edebiliriz.
Yine tuvalet rezervuarı 16 litrelik ise 4 kişilik bir aile tuvalette ayda 7 ton su tüketir. 16 litre yerine, 8 litrelik tuvalet rezervuarıyla ayda 3,5 ton su tasarrufu edebiliriz. İsrafın önlenmesi, bahçe sulamalarında ve araç yıkamalarında içme suyunun kullanılmaması ve bireysel su tasarrufu hayati önem taşıyor. Tüm bunları yapan bireyler ile birlikte herkese görev düşüyor. Devletimiz, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve üniversitelerimiz, şehirlerin tüm dinamikleri yani herkes taşın altına elini koymalı. Su farkındalığı oluşturacak çalışmalar artmalı, su şurası düzenlenmeli hatta su kanunu çıkartılmalı. Geç olmadan yetkili kurumlar kuraklıkla ilgili daha net adımlar atmalı. Kuraklıkla ilgili atılmayan her adım, akmayan her ter maalesef gözyaşı olarak dönecek. Görüyoruz ki; iklim değişikliği, dünyayı ve ülkemizi olumsuz etkiliyor. Bu etkilerin daha da artacağını öngörerek su ve toprağımızı korumak için acil eylem planlarına ve bunları uygulamaya ihtiyacımız var. Çünkü su kaynakları çoğalmıyor aksine çoğalan tek şey suyun tüketimi oluyor!

Bugünümüz, yarınımız ve geleceğimiz için öncelikle su kaynaklarımızı doğru kullanmalıyız.Suyun kıymetini bilerek çok dikkatli hareket etmeliyiz. Su tasarrufu yaparak, ‘parasını veriyorum istediğim kadar kullanırım kafasından’ acilen çıkmalıyız. Yoksa 50-100 yıldan bahsetmiyorum iklim şartları bu yılki gibi devam ederse 20-25 yıl içinde kötü bir tablo ile karşı karşıya kalacağız. Allah’ın yarattığı her canlı suya ihtiyaç duyuyor ve susuzluğa kimse hazır değil gibi görünüyor. Siz susuzluğa hazır mısınız?
Samet Tunçer
İletişimci-Yazar
Yorumlar
Yorum Yaz