Öztürk, suçlamanın genellikle bireyin kendi içsel çatışmalarından kaynaklandığını belirtti. Suçlayıcı bireylerin, kendi yaptıkları küçük hataları bile affetmediklerini ve aynı tutumu çevrelerine de yansıttıklarını ifade etti.
Aile Tutumlarının Rolü
Öztürk'e göre, çocukluk döneminde kıyaslama, aşırı beklenti ve eleştirel ebeveyn tutumları, bireylerin öz-değer algısını ciddi şekilde etkiliyor. Örneğin, destekleyici ve takdir edici yaklaşımlardan yoksun büyüyen bireyler, kendilerine karşı şefkatli bir tutum geliştiremiyor. Ebeveynlerin sürekli eleştirel ifadeler kullanması, zamanla bu ifadelerin çocukların iç sesi haline gelmesine yol açıyor.
Kısır Döngü ve Şefkat Eksikliği
Eleştirilerle büyüyen bireylerin, büyüdüklerinde olumlu yaklaşımlara bile direnç geliştirdiklerini söyleyen Öztürk, bunun bir kısır döngüye dönüştüğünü belirtti. Şefkat eksikliğiyle yetişen bireylerin, reddedilme korkusu nedeniyle olumlu ilişkiler kurmakta zorlandığına dikkat çekti.
Şefkatli Bir Yaklaşımın Önemi
Öztürk, bireylerin kendilerine hata yapma hakkı tanımaları gerektiğini vurgulayarak, şu örneği verdi: “Arabada navigasyon yanlış yola girdiğinizde bağırmaz, eleştirmez. Sadece yeni rota oluşturur. Biz de hata yaptığımızda aynı şefkatle kendimize yaklaşmalıyız” Bu tutumun bireylerin hem kendilerine hem de çevrelerine karşı daha güçlü sınırlar koymalarını sağladığını ifade etti.
Hayatın eleştiri, reddedilme ve terk edilme gibi olumsuz deneyimlerle dolu olduğunu hatırlatan Öztürk, bu durumlarla baş etmenin, bireylerin ruhsal dayanıklılığını artıracağını sözlerine ekledi.
Yorumlar
Yorum Yaz