Yağışların azalması ile birlikte gündemdeki yerini koruyan kuraklık, herkesi tedirgin ediyor. Bürokratların yanı sıra uzmanlar su tasarrufu konusunda vatandaşları uyarırken, Ocak ayında olmamıza rağmen yağışların azlığı düşündürüyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Klimatalog (Meteoroloji Mühendisi) Prof. Dr. Hasan Tatlı, gündemdeki kuraklık ve susuzluk hakkında Kaleninsesi Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu. Tatlı, kuraklıktan çok su yönetimine önem verilmesi gerektiğini belirtirken, su yönetiminin ülkemizde olmaması durumunun sorunlara yol açacağını ifade etti.
“Sınırsız suyumuz var gibi hareket edilmemeli”
Sınırsız su varmış gibi hareket edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tatlı; “Akdeniz İklim tipi zaten yarı kurak bir iklim tipidir. Aslında problem kuraklık değil. Çanakkale’de Akdeniz İklimi yaşandığı bölgelerde problem su yönetimi veya su kıtlığı oluyor. Kuraklık farklı bir olay oluyor bu durumda. Su eksikliği talebi karşılamıyor. Normalde uzun dönemlere baktığımızda bir kuraklık yok. Bundan beş yüz altı yüz yıl geriye gittiğimiz zaman fazla bir kuraklıktan bahsedemeyiz. Öyle hayati bir kuraklık yaşamadık. Elbette dönem dönem mevsimsel kuraklıklar olmuştur. Ama su talebi fazla. Mesela 20. Yüzyılda nüfus artış oranının iki katı su tüketimi olmuş. Su sabit, miktarı sabit ama nüfus artıyor, talep artıyor. Dolayısıyla problem kuraklık değil, su yönetimidir. Türkiye'nin de en büyük problemi su yönetimini tam oturtamamasıdır. Bu durum sadece bugüne yönelik bir problem değil, geçmişte de böyleydi. Sınırsız suyumuz var gibi hareket ediliyor ama ne yazık ki öyle değil” dedi.
“Su Yönetimi Planları oluşturulması lazım”
Su Yönetimi Planının oluşturulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Hasan Tatlı; “Öncelikle Su Yönetimi Planları oluşturulması lazım. Bir bütçe oluşturulur, bunlar kurumları oluşturur, yetkili kurum oluşur. Her kafadan bir ses gelmez. Su yönetimi bence ayrı bir birim olarak kurulmalıdır. Ve yönetimi de yetkisi de o kuruma verilmeli. Bütçesi, kadrosu gibi konulardan sorumlu bir birim olması gerekiyor. Özellikle tarım, su sektörü gerektiren alanlar, sektörlerden sorumlu olması gerekiyor. Zaten Türkiye’deki suların yüzde 75-76 sı tarımda kullanılmakta. Dolayısıyla tarımda büyük bir su tasarrufuna gidilebilir. Teknolojiler değiştirilerek örneğin damla sulama veya daha yeni teknolojiler su kayıpları önleme yöntemleriyle bu dünya, medeni dünya ne yapıyorsa onları yapmak gerekli. Ortadoğu'da bize en yakın olan ülke İsrail’dir. İsrail bu konuda teknoloji geliştirmede gerçekten çok ileridedir, oradan örnek alınabilir. Kuraklıkla mücadelede dünyada en çok uğraşan ülke Avustralya'dır ve yeni teknolojiler geliştirilmiştir. Örneğin barajların üzerine uyguladığı teknolojik dokunuşlarla suyun gerilimini arttırıyor. Elektrik gerilimi ve buharlaşmayı azaltan teknolojiler geliştirmişlerdir. Dünyada gelişmiş teknolojiler var ve arayınca bulunabilir. Ama bunun sorumlu bir kurumu yok ülkemizde. Sadece su yönetimiyle ilgilenecek bir su yönetimi kurumuna ihtiyacımız var. Su her türlü sektörde kullanılıyor. Otomotiv üretiminde de su kullanılıyor. Otomotivde kullanılan su evsel sulardan daha fazla. Endüstride harcanan su, musluklardan aldığımız suyun neredeyse iki katıdır. Ama bu otomotiv sektöründe de su yönetimi sorumludur demek değildir. Suyun sorunlarıyla ilgilenen bir kurum olmalı su yönetimi kurumu. Planlamalar yapmalı” diye konuştu.
“Ayağımızı yorganımıza göre uzatalım”
Geçmişimizde de su yönetimi üzerine çalışmaların yapıldığını belirten Hasan Tatlı, sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Türkiye’nin tarihine bakarsak, geçmiş atalarımız, Osmanlı, bu işlerle çok uğraşmışlar. Geçmişte insanlar da su kıtlığını aşmak için mücadele etmişlerdir. Bütün mesele şu ki; Var olan suyu talebe göre yönetmek. Suyu yoktan var edemeyeceğimize göre, yağmur yağdıramayacağımıza göre, Akdeniz İkliminin tipik özelliği bellidir. Yarı kurak bir iklime sahibiz. Bunu bilerek, bu gerçeği görerek su yönetimlerimizi de, harcamalarımızı da ona göre planlamamız lazım. Atalarımızın söylediği gibi ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız gerekir.”
Sedef Cansu Karakuş
Yorumlar
Yorum Yaz