Milyonlarca çalışan için kıdem tazminatı hesabı değişti. İşçilerin kıdem tazminatı tavan maaş miktarı 4.092 liraya çıktı. Böylece 10 yıl çalışanın tazminatı 2 bin 638 lira artacak. CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek daha dün ne diyordu?
İşsizlik fonundan söz ediyor ve rakamlar diziyordu karşımıza.
Oysa şu kıdemden de bahsetseydi.
SÖZÜN BİTTİĞİ YER
Çanakkale’de ‘emek güçleri’ olarak takdim edilen, Soma kazası dahil en küçük gelişmeye müdahil olan, yol kapatıp İskele Meydanında eylemler yapan ve hatta, daha da ilginci, her şeyde iktidar partisini sorumlu gösterip parti binasına yürüyen o topluluklar, vincin altında kalıp ölen Mehmet Yıldız’a niye kayıtsız kaldılar?
İşçi Mehmet Yıldız’ın ölümüyle ilgili CHP’den yapılan cılız açıklama dışında hangi sol siyaset, dernek tepki verdi? Susmaları gereken bir neden olabilir mi? Keza işçi sendikaları, onlar niye konuşmuyor? Meslek kuruluşları ve sivil toplum dinamikleri diye çok yakından tepkiselliklerine şahit olduğumuz kuruluşlar kafalarını kuma mı soktular? CHP’nin gür sesli Çanakkale milletvekilleri sizler, Yıldız’ın ölümünden haberdar değil miydiniz? Emek, iş, çalışma barışı diye nutuk atanlar hep birlikte tatile mi çıktılar?
Çekince ne?
Asıl patron kızar diye mi?
Yoksa çevreci yaklaşımla ‘Yeşil bina’ , temeline bir emekçi kurban edildiği için mi?
Bu memlekette işçinin, emekçinin hiçbir değeri bulunmadığı Mehmet Yıldız’ın ölümüyle gayet net ortaya çıkmıştır. Emekle ilgili söylemlerin her birinin oy devşirme, ideoloji ve hatta demagoji olduğu anlaşılmıştır. Bu yıl 1 Mayıs’ta, meydanlarda ne nutuklar atılacak şimdiden çok merak ediyorum.
Eğer illa somut bir faşizm örneği vermemiz gerekiyorsa bunu Mehmet Yıldız’ın ölümünden sonraki sessizlikte görmemiz mümkün. İnsani temel değerlere çok uzak bu sessizliğin sebebi; son yıllarda kentte yaratılan korkunun, ötekileştirmenin bütün bir özeti olabilir mi?
Muhtemeldir.
Çünkü sözün bittiği yerdeyiz.
Bakın başından beri gündem nasıl da değiştirilmeye çalışılıyor.
Mehmet Yıldız’ın ölümüne alternatif algı yönetimi iş başında.
Burnun önündeki vahşeti görmeyen, göstermeyen anlayış, insanlık dersi vermeye çalışıyor.
İdeoloji insanlığın da önünde..
AYNAYI TUTARSAK
Ak Parti Grup Başkanvekillerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaretlerinde, Çanakkale Milletvekili ve Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın da aynı fotoğraf karesinde yer aldığını görüyoruz. Eskiden böylesi fotoğraflar ya resmi genel kabullerde çekilir, yada Çanakkale Deniz Zaferi ile ilgili törenlerde. Artık Çanakkale, gerek Cumhurbaşkanı gerekse Başbakanla neredeyse tüm fotoğraflarda.
Devletin zirvesinde ‘Çanakkale’ adını temsil etmek büyük bir marifet. Kişisel çabalarla elde edilen başarı olarak kabul edilemeyecek kadar önemli. Çünkü kişileri öne çıkaran Çanakkale halkı. Çanakkale halkının seçtiği insanların ne kadar önemli olduğunu Turan’ın da yer aldığı Beştepe’deki fotoğraf daha anlaşılır kılıyor.
Diğer tarafa yani muhalefete bakıyoruz; genel başkanın sözlerini savunmakla meşgul. Göze girmek için sadece genel başkanı savunmakla sınırlayan bu tarz politikacıların Çanakkale’ye ne getirisi olabilir? Bir yatırım, kalkınma hamlesi için yol haritası belirlenmesinde görüş, söz hakkı olabilir mi?
Bahsettiğim demeçlerle ayakta kalabilme mücadelesi aslında Çanakkale’nin muhalif yüzünü de ortaya koyuyor. Genel başkanı savunmaktan başka bir şey istemiyor demek ki muhalif anlayış. İktidarı da, muhalefeti de seçen Çanakkale halkı. Hep derler ya; TOPLUMLAR LAYIK OLDUĞU ŞEKİLDE YÖNETİLİR… TBMM TOPLUMUN AYNASIDIR…
Bir tercih meselesi. Hiç kimseyi yargılamak veya verdiği oyları yargılama adına söylemiyorum. Verdiği oyun karşılığını; iş, aş, hizmet olarak bekleyenler ile sadece genel başkanını savunma ihtiyacı hissedenler olabilir mi? Toplumsal sorumluluk kişilerin kendi vicdanlarında taşıdığı bir şey. Kişisine göre değişkenlik gösterebilir.
Çanakkale’den şöyle dönüp Başkente baktığımızda; iki farklı fotoğraf görüyoruz bugün…
Bir tarafta iş yapma derdi taşıyanlar Çanakkale halkına borcunu ödeme çabası içersinde, diğer tarafta da laf üretkenliği…
Resim net. Biri iktidar, diğeri muhalefet.
Halkın oyuna talip olanlar seçim meydanlarında ne vaat ediyorlardı?
Ortak söz; iş, aş, halk. Eşittir; çözüm…
Seçim bitti, sandalye dağılımları yapıldı, hükümeti hizmet üretmeye yöneltecek muhalif eleştiriler unutuldu, genel başkanı savunmak için basın bültenleri fora…
Karşımdaki ayna bunları anlatıyor.
Ya sizin tuttuğunuz ayna….
Neyi anlatıyor?
AL BİR DAHA
Vincin altında kalarak yaşamını yitiren işçiden sonra dün de Çanakkale Devlet Hastanesinde asansör kazası. Allahtan ölümcül değil. Yemekhaneden üst kata çıkan asansör düşüyor. Yemekhanede görevli bir işçi yaralı kurtuluyor. Aynı asansörü kullanan bir hastane çalışanı veya hasta yakını da olabilirdi.
Daha önce de yazılarımda bahsettim; yoğun olarak kullanılan asansörlerin periyodik bakımı nasıl yapılıyor?
Gerçekten insanın aklı hafızası almıyor. Emir komuta zincirinde çalışan kamu kurumları nasıl yönetiliyor?
Tesadüfen yaşıyoruz.
Kimse ders çıkarmıyor yaşananlardan.
Yorumlar
Yorum Yaz