Dünyanın birçok yerinde sonbahar mevsimi dökülen yapraklar, serin yürüyüşler ve yağmurlarla anılırken; Çanakkale’de Eylül ayı, domates tarlalarının bereketi ve bahçelerde kaynayan salça kazanlarının dumanıyla karşılanıyor. Yıllardır sürdürülen bu gelenek, kentin kültürel dokusunun önemli bir parçası olmayı sürdürüyor.
Çanakkale’de Eylül demek, salça mevsiminin başlaması demek. Kentte uzun yıllardır süregelen bu gelenekle birlikte, Eylül ayının gelmesiyle hemen hemen her evde kışlık salça hazırlıkları başlıyor. Çanakkaleliler için sonbahar, sadece bir mevsim değil; aynı zamanda salça kaynatma zamanı olarak kültürel anlam taşıyor.
Pazar yerlerinde domates yoğunluğu dikkat çekerken, evlerde hummalı bir hazırlık süreci başlıyor. Kasalar dolusu domatesler evlere taşınıyor ve özellikle kadınlar tarafından büyük bir özenle işleniyor. Hazırlanan domatesler, köylerde ve bahçelerde kurulan büyük kazanlarda saatler boyunca kaynatılıyor. Tuzla harmanlanan domatesler, kıvamını bulduğunda sofralık salçaya dönüşüyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu telaş, akşam saatlerine kadar sürüyor.
Salça yapımı, yalnızca kış için bir hazırlık değil; aynı zamanda bir kültürel miras olarak nesilden nesile aktarılıyor. Eskiden komşularla birlikte, kalabalık ortamda ve imece usulüyle yapılan bu gelenek, günümüzde de birçok evde yaşatılmaya devam ediyor. Anneannelerden torunlara uzanan bu alışkanlık, Eylül ayı boyunca süren hazırlıklarla birlikte geçmişle bugün arasında bir dayanışma köprüsü kuruyor.
Hazırlıkların sonunda elde edilen salça, kış boyunca yemeklere lezzet katarken, kahvaltı sofralarında da yerini alıyor. Özellikle zeytinyağı eşliğinde tüketilen ev yapımı salça, Çanakkale sofralarının vazgeçilmez tatları arasında yer alıyor.
Çanakkale’de Eylül ayı, doğayla, emekle ve gelenekle harmanlanan bir zaman dilimi olarak her yıl aynı heyecanla yaşanmaya devam ediyor.
Yorumlar
Yorum Yaz