Hande Sümer Yıldırım 2015 yılında İstanbul’da başlayan keçe yolculuğuna Çanakkale’de devam ediyor. Turizm ve Kültür Bakanlığı Keçe Sanatçısı olan Yıldırım, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Dekor ve Kostüm Bölümü mezunu. Bir dönem tiyatro dekor kostüm işleri de yaptı fakat keçeciliğe olan merakı onu farklı bir yola itti. İzlediği bir belgeselde keçeciliğin ne kadar zor olduğunu öğrendi. Bu biraz gözünü korkutsa da merakı daha baskın çıktı. İstanbul İSMEK kurslarında keçe bölümü olduğunu gördü ve denemek istedi. Böylece Hande Sümer Yıldırım’ın keçe ile serüveni başladı. Şu anda ise Çanakkale’de 2022 yılında açtığı atölyesinde keçeden harikalar yaratıyor.
GECEM GÜNDÜZÜM KEÇE OLDU
Keçe işine ilk başladığınız zamanlarda sizi zorlayan neler oldu?
İlk başta çok basit keçeler; plaka, kes biç ile yaptığımız işler vardı. Daha sonra geleneksel keçe yöntemine girdik ve beni inanılmaz cezbetti. Daha sonra keçe iğneleme işlerini öğrenmeye başladım. Sonra öğrendim ki inanılmaz bir derya burası. Çok güzel şeyler çıkabilir. Bir de güzel sanatlar mezunu olunca resim bilgisiyle birleştirince beni başka taraflara doğru çekmeye başladı. Gecem gündüzüm keçe düşünmek ve keçe araştırmak ile başladı. 2015 yılında başladım kursa. Hemen akabinde kendim atölye açtım. Orada minik minik hayvan portreleri işlemeye başladım. Siparişler almaya başladım, insanların hoşuna gitti.

Hep portre üzerine mi çalışmayı düşündünüz?
İlk portre olarak düşündüm. Daha sonra ‘İnsan portresi de yapar mısın?’ demeye başladılar. Onları da deneyimlemeye başladım. Hayvan portresine göre çok daha detaylı bir iş. Baktım o da iyi gidiyor. Oradan da siparişler almaya başladım. Daha sonrasında bunu eğitime dönüştürebileceğimi düşündüm. Şu anda çok sayıda öğrencim oldu. Hala da devam ediyor. Buraya geldiğimde de küçük gruplarım var. Hem geleneksel keçe anlamında hem de iğneleme anlamında kim neyi çalışmak isterse bu yönde eğitim veriyorum.
ÇANAKKALE BİZİM İÇİN BİR ŞANS OLDU
Çanakkale’ye yerleşme fikri nasıl ortaya çıktı?
Çanakkale’ye 2022 yılında taşındık. Benim İstanbul’da atölye ile evim altlı üstlüydü. Sonra kentsel dönüşüme gireceğini öğrenince iki yeri de kaybedeceğimizi düşündük. Zaten hep İstanbul’dan çıkıp gitme hayalimiz vardı. 11 yaşında bir kızım var. Onu aslında daha küçük bir yerde yetiştirmek istiyorum. Bir de kafa olarak biz de dingin bir şehir istiyoruz. Çanakkale o anlamda gerçekten öyle. Geç uyanan şehir! Tam bizim ruhumuza hitap etti. İstanbul’da işlerim çok aktifti. 7/24 çalışır durumdaydık. Güzel bir kazanç sağlıyordum ancak her şey gidiyordu. İstanbul’un böyle tuhaf bir yanı var. Her anlamda tüketiyor. O yüzden Çanakkale bizim için bir şans oldu. Geldik araştırdık ev atölye nereden tutarız diye. Her şey önümüze sunulmuş gibi tıkır tıkır oldu. Kısmetimizde varmış gerçekten.

Çanakkale hiç keçe anlamında bir çalışma yoktu. Seramik, çini vs. var da keçecilik anlamında ya da farklı branşlarda yok. Dışarıdan gelenlerle Çanakkale de gelişmeye başladı. Bu 3 sene içinde bunu gözlemliyorum. Güzel talep oluyor, gruplarım doldu.
Kullandığınız keçelerin türü nedir? Nerelerden tedarik ediyorsunuz?
Yünlerin çeşitleri var. Yapılacak projeye göre de bunlar değişiyor. İlk zamanlar tek bir yerden yün alıyordum. İşin içine girdikçe yünleri araştırmaya başlıyorsunuz. Kullandığınız iğneleri vs.. Yünlerimi; Konya’dan Afyon’dan, İzmir’den, Uşak’tan topluyorum. Normalde Çanakkale ve İstanbul’da bu tip şeyleri bulamıyorsunuz. Projeye göre değerlendiriyoruz. Yünler koyun kuzu yünleri. Keçeyi genelde tercih etmezler. Kaşındırır vs. diye. Evet haklılar genelde burada bulunan yünler öyle. Kalın liflidir ve kaşındırır. Yurt dışından çokça yün getirtiyorum. İtalya, Bulgaristan ve Almanya’dan. Buralarda galiba daha önem veriliyor bu işe. Moda tarafına yatkınlık var. Ona göre de yün üretiyorlar. Burada unutulmaya yüz tutmuş sanat diyorlar ya bence daha yeni yeni hareketleniyor keçecilik. Son birkaç senede ben görüyorum. Bizlere ait bir sanat olsa da biz çok geride kaldık.
Atölyelerinize ilgi nasıl? Daha çok ne üzerine çalışıyorsunuz?
İki alternatif var. Birisi geleneksel keçe dediğimiz su, sabun ve yün ile yapılan bir sanat. Diğeri iğneleme işiyle yapılan sanat. İsterseniz boyutlu çalışıyoruz, isterseniz iki boyutlu halde çalışmalar yapabiliyoruz.
Atölyede gruplarınız kaç kişilik oluyor?
Gruplarımı yetebilmek adına 5 kişilik yapıyorum. Genellikle kadınlar geliyor. Çoğu terapi için geliyor. İçlerinden bazılarını bunu işe döndürdü. Yer açanlar var. Hem satış yapıp hem de derslere devam edenler var.

İlk kez başlayan birisi portre çalışması ile başlayabilir mi?
İlk kez yapacaklar için portre çok ileri seviye. İğneleme yapmak isteyenlere malzemeleri tanıtıyorum. Daha basit şeylerle başlayıp kademe kademe ilerliyoruz. 1 ay kurs görüp gidenler de var 3 senedir bizimle birlikte olanlar da… Güzel Sanatlar Galerisinde sergi açmıştık de açmıştık. Çok beğenilmişti.
GELENEKSEL HAMMADDE İLE MODERN İŞLER ORTAYA ÇIKARMAYI SEVİYORUM
Siz çalışma tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Geleneksel çalışmayı seven biri değilim. Kesinlikle değişime uğramalı. Geleneksel hammadde ile modern işler ortaya çıkarmayı seviyorum. Yöntem olarak kesinlikle geleneksel yöntem kullanıyoruz. Aksi mümkün değil, ama çıkan projelerde tabii ki bu döneme daha uygun ve insanların hoşuna gidebilecek ürünler, giyilebilir sanat yapıyoruz.

İĞNE DEDİĞİMİZ ŞEYİ YURT DIŞINDAN ALIYORUZ BU ÜZÜCÜ
Bu sanat dalı ile isteyebileceğim şey malzemelerin ulaşılabilir olması. İyi malzemelerin üretilmesini istiyorum ki biz böyle yurt dışına bağımlı şekilde kalmayalım. İğne dediğimiz şeyi biz yurt dışından almak zorunda kalıyoruz. Bu biraz üzücü oluyor.
Teşekkür ederiz.
Kaynak: haber merkezi
Yorumlar
Yorum Yaz