Bugün birçok yerel gazetede yer alıyor. Lapseki ilçe merkezi, belde ve köylerde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından 700 ton kömür dağıtımı yapılmaya başlandı.
Eskiden,15 yıl kadar önce, eğer seçime de bir iki ay varsa ne diyorduk hep bir ağızdan “Yazın kömür mü dağıtılır. Seçim rüşveti.”
Önümüzde seçim yok. Kömür dağıtımı rutine bağlanmış bir şekilde devam ediyor. Şimdi ne diyeceğiz ?
ŞİMDİLİK VİRGÜL VE ÇANAKKALE
Demokrasi nöbetlerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle; virgül kondu. Her gün, her gece. 7/24 ve yılın 365 günü, uyanık, tetikte, dikkatli ve duyarlı olacağız. Bu millet, yine Erdoğan’ın tarifi ile “İmanlı çılgın Türkler” olarak “Bu millet başka bir millet. Bu millet tanımlanamaz.”
AK Parti Grup Başkanvekili Turan; İskele Meydanında, demokrasi nöbetlerinde hlep "Meydanların Tek Sahibi Millettir" vurgusu yaptı ısrarla.
Demokrasi nöbetine virgül konduğu gece Çanakkale Valisi Hamza Erkal ‘Zaten siz, 15 Temmuz’da sabaha karşı zaferi elde etmiştiniz. Tüm Türkiye genelinde, maşallah bu millet, zaferi elde etmişti. Biz evimize de gitsek, böyle bir kalkışma olduğunda gerekirse orada, mahallemizde, sokaklarımızda yine anında direnişe geçebilecek reflekse sahibiz’
Tek bir bileşen; Millet kavramı..
İşte bazılarının anlayamadığı bütün mesele bu…
Eski balıkçı, demokrasi nöbetlerine katılmayanı bakın nasıl savunuyor “Özgür irade… Demokrasilerde baskı yapılmaz. Bireysel tasarruf.”
Seçen halk. Temsil edilen makam, halkın. Halk diyor ki “Katıl”. O katılmadığı için partilisi elinde bayrak İskele’ye koştu her akşam. Halk “beni temsil ediyorsan o kürsüye çık. İki çift laf et veya etme ama beni temsil ettiğini cümle aleme göster.”
Şişman balıkçı rüzgar nereden eserse oradan konuşmaya alışkın olabilir ama halk, darbe teşebbüsüne karşı seçtiklerinden net duruş görmek istiyor.‘Eli kanlı terörist başı FETÖ için tepkini açıkça ortaya koy’ diyor.
Halkın gayet doğal, gayet demokratik halkı taleplerine balıkçı, niye hazımsızlık gösteriyor sahibinin ağzıyla? Demokratik baskıların demokrasiyi daha da güçlendireceğinden korkuyor da ondan. Halkın taleplerine sırtını dönenlere günü geldiğinde Çanakkale halkı sırtını dönecek nasıl olsa…
15 Temmuz akşamı başlamak üzere 10 Ağustos akşamına kadar süren demokrasi nöbetleri gösterdi ki, Çanakkale’de hiç bir şey eskisi gibi olmayacak…
Balıkçının halkın seçtiklerine hırlaması, korku ve paniği bu yüzden…
RÜZGARA KARIŞIP SAVRULDU
Meşhurdur bu aylarda. Çanakkale’de uzun süredir kimi zaman lodos, kimi zaman poyraz sert esiyor. Fırtına gibi. Rahatsızlık veriyor çoğu zaman. Rüzgarı daha da sertleştirecek, fırtına etkisi yaratacak bir söylem tarzı geliştirilebilir mi?
Eskiden insanlar rüzgarı yel değirmeni olarak faydalı görür, un öğütürlermiş. Teknoloji gelişince rüzgar enerjisine dönüştü. Rüzgar sörfü de iyi getiridir. Adam Romanya’dan kalkıp geliyor.
Rüzgar, fırtına deyip geçme…
Kepez semaları hayli rüzgarlı geçiyor.
Halk deyimidir; rüzgar eken fırtına biçer.
Rüzgar tohum değil ki ekilsin.
Özlü sözlerimize nasıl girdiyse…
Kepez’deki Toprak Mahsulleri yeri telif yoluyla satıldı. Gerçi satışın kesinlik kazanması için yasal süreci beklemek lazım ama tartışmalar, tıpkı ihale öncesi gibi, ihaleye bir gün kala rüzgar estirilmeye çalışıldı ama kamuoyuna yansıması hiç de beklenen fırtına gibi olmadı.
Rüzgarın tohum olmadığı birkez daha ortaya çıktı böylece..
CHP’li iki başkanın ortak basın toplantısında gördük ki, Çanakkale merkezin patronu TMO yerine talip. Dosya bile almış. Yerin arsa değeri v.s, anlatıyor. Dedim ki “Yahu bu memleketin çıkarını düşünüyor ve rantı boşa çıkarmak istiyorsan, muhammen bedelin üstünde telif at. Kap araziyi.Ver parayı.”
İhale günü delikli tek bir kuruş teklif etmemiş bizim halkçı belediye biliyor musunuz? Bireysel rant v.s, ne oldu? Hani gürlüyordun?
Şimdi duyuyoruz ki; ihaleye itiraz edecekmiş.
Yer, Kepez Belediye sınırlarının içersinde. Kepez mücavir sahasında. Geçmiş ola.
Hep derim; Çanakkale’de muhalefetin siyaseti, daha doğrusu CHP’li merkez belediyesin siyaseti ‘karşı’ olma temeli üzerine kurulu.Çanakkale Boğaz Köprüsüne karşı çıkanla arasında fark yok. Kanıt isteyen olursa Yat Limanı demirlerinde aylarca sergilenen pankartları hatırlasın.
Tekrar ihaleye dönecek olursak. Çanakkaleli firma ihaleden çekiliyor. Türkiye’nin ünlü inşaat firması bile ikinci sırada kalıyor. Hani çok para ediyordu TMO arsası… Bastırsaydın ya parayı…
Şunu diyebilir başkan “halkın parası. Kafama göre veremem”
Bu şehirde yaşayan birey olarak, belediye bütçesine katkı koyan halktan biri olarak derim ki “Benden sana tam yetki.” Çoğu insanın da destek vereceğine inanıyorum. Harcıyorlar da hesap mı sorduk bugüne kadar? Yol, kaldırım, v.s katkı payları dediler de itiraz mı ettik. Kuzu, kuzu ödüyoruz..
Yazı kalır, söz uçarmış.
Geçenlerde edilen laflar da, bardakta koparılmak istenen fırtına da Çanakkale’nin rüzgarında savrulup gitti..
Hadi geçmiş ola…
Yorumlar
Yorum Yaz