Eceabat’a bağlı Alçıtepe köyünde yer alan Çanakkale Muharebeleri Sıhhiye Müzesinin açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, Çanakkale Savaşları ve Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, AK Parti Çanakkale İl Başkanı Naim Makas, İl Genel Meclis Başkanı Nejat Önder, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile askeri yetkililer katıldı. Törende konuşan Çanakkale Savaşları ve Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir; “10 Ağustos Anafartalar ve Conkbayırı Zaferi’nin 106. Yıldönümünü anma vesilesiyle bir arada olduğumuz bugünde Alan Başkanlığı olarak yeni bir müzeyi ziyarete açmaktan mutluluk duyuyoruz. Müzemizde sağlık çalışanlarımızın yaralı ve hasta asker ve sivillere nasıl hizmet verdikleri canlandırmalarla anlatılmaktadır. Bu, gerçek fotoğraflardan esinlenerek oluşturulan canlandırmalarda, son iki senedir yaşamakta olduğumuz pandemi sürecinde gösterdikleri millet ve görev aşkıyla bir kez daha kahramanlaşan sağlık çalışanlarımızın, 106 yıl önce de aynı ruhla hizmet verdiği görülmektedir. “Çanakkale Ruhu”nu gelecek nesillere aktarmakla görevli Başkanlığımız, çalışmalarını bu sorumluluğun bilinciyle sürdürmektedir. Dünya Tarihini değiştirmede yüzölçümüyle kıyaslanamayacak kadar büyük bir rol oynayan Gelibolu Yarımadası’nda savaşın izlerini ve anılarını taşıyan bu toprakları dünyaya tanıtmak için çalışmaya devam edeceğiz. 1915 Çanakkale Savaşları Sıhhiye Müzesi’nin açılışı vesilesiyle başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, bu zaferde payı olan sağlık çalışanlarımızı da saygıyla, minnetle, rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun.” dedi.
Ersoy; “Sıhhiyecilerimizin anısını güzel bir eserle ölümsüzleştireceğiz”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise yaptığı konuşmada; “Anafartalar Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümünde belki de manevi kudreti en yüksek, iradesi en sağlam kahramanların; yaşam ve ölüm arasına vesile kılınan eşsiz insanların kutlu hatıralarına bir kapı açacağız. Hilal-i Ahmer’in nuru; umut ve metanet timsali sıhhiyecilerimizin anısını güzel bir eserle ölümsüzleştireceğiz. Yakın tarihimizde Trablusgarp Savaşı ile başlayıp İstiklal Harbi ile biten yaklaşık 11 yıllık süreç sağlık hizmetlerinin iyi yürütülmesinin, cephe hattındaki asker ihtiyacını ikame etme konusundaki ciddi etkisini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bakınız, Çanakkale Kara Savaşları’nda sekiz buçuk ay boyunca, özellikle de siperlerin birbirine çok yaklaştığı çarpışmalarda düşmanın kullandığı top mermileri, şarapneller ve süngü hücumlarının etkisiyle Mehmetçik ağır yaralar almıştır. Bu denli şiddetli çarpışmaların yol açtığı neticeler artık cephe hattındaki sağlık imkânlarının ötesine geçmiş, Çanakkale’den hastane gemileriyle getirilen binlerce yaralının bakımı için İstanbul’daki bazı resmi binalar ve okullar bile hastaneye dönüştürülmüştür. İşte böylesi bir ortamda vatanın tüm sathında canla başla çalışan Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin yürüttüğü hastabakıcılık ve sağlık hizmetleri seferberliği, insanlarımızın bedenindeki ve ruhundaki yaralara merhem olmuştur. Şu küçücük yarımada, kendine medeni diyen güçlerin vahşetini, kirli yüzlerini ortaya çıkaran, asli kimliklerine ayna tutan bir sahne olmuştur. Adım attığınız her noktada gazi olmuş bir kale, tabya, karargâh görebilirsiniz. Düşman uçakları savaş hukukunu ihlal ederek hastanelere, hastane çadırlarına, sargı yerlerine ve yaralı nakleden hastane gemilerine de ateş açmıştır. Bununla birlikte Eceabat gibi bazı sivil yerleşim yerleri de bu bombardımanlardan olumsuz etkilenmiştir. Yine Akbaş ve Ağadere gibi yerlerdeki hastane çadırları Hilal-i Ahmer bayrakları ile donatılmasına rağmen bu bombardımanların hedefi olmuşlardır. Ecdadın nasıl bir fiziki kuvveti alt ettiğini bilmek kadar ne tür bir zihniyeti bu topraklardan kazıyıp attığını da bilmek ve asla unutmamak gerekiyor. Bunu unutmak geçmişimize karşı büyük bir vefasızlık, geleceğimizi de kendi ellerimizle baltalamak demektir. Çanakkale, mermi ile kolu boydan boya parçalanan Bingazili Ahmet oğlu Mehmet’in kesilen kolunu gördüğünde “Ben milletime bir daha nasıl askerlik edeceğim!” sözlerindeki vatanseverliğidir. Hastaneden kumandanına yazdığı mektupta “Sağ kolumu kaybettim; ziyanı yok sol kolum var. Hastaneden kurtularak halen harbe iştirak edemediğim için beni affediniz muhterem kumandanım!” diyen Kadir oğlu Mehmet Çavuş’un kahramanlığıdır. Anılarında “Ben ellerimle kaç askerin gözlerini, bir daha açılmamak üzere kapattım?” diyerek Çanakkale’de kaybettiğimiz genç ve yetişmiş neslimizi anlatan hemşire Safiye Hüseyin Hanım’ın derin metanetidir. Ateş hatlarında görev yaptığı Çanakkale’yi “Medeniyetin en gelişmiş silahlarıyla yaratılan kıyamet!” olarak ifade eden doktor Behçet Sabit Bey’in tahammül gücüdür. Çanakkale kısıtlı malzemelerin doğru kullanılması adına önüne gelen yaralı bedenlerden hangisine müdahale edileceğinin kararını omuzlayıp, ömür boyu vicdanında acaba sorusunun ağırlığını taşıyabilenlerin zaferidir” diye konuştu.
“Huzur içerisinde yatınız”
“Bugün açılışını yaptığımız “Çanakkale Muharebeleri Sıhhiye Müzesi” 1915’te cephe gerisinde neler yaşandığına dair etkili canlandırmalar içermektedir” diyen Bakan Ersoy; “Temennimiz odur ki ziyaretçilerimiz 1915’i ve Çanakkale ruhunu anlayarak, hissederek, yaşanan mücadeleye ve acıya ortak olarak buradan ayrılsınlar. Hafızaları tazelensin, iradeleri pekişsin, bilinç ve farkındalıkları yükselsin. Zira borçluyuz değerli misafirler. Bir ömür boyu ödeyemeyeceğimiz kadar borçluyuz. Sözlerimi noktalarken Çanakkale cephesinin sıhhiyecilerine seslenmek isterim. Huzur içerisinde yatınız. Biliniz ki şanlı ruhunuz dimdik ayaktadır ve neslinizin emin ellerindedir. Onlar sizden aldıkları ilhamla bugün de kâh Mehmetçiğin ardında cephe cephe mücadele etmekte kâh dünyayı sarsan salgının önüne kendini siper edip eşinden evladından ayrı kalma, kendi canını ikinci plana atma pahasına milletinin dayanağı, gururu ve umudu olmaktadır. İstiklal ve istikbalimiz yolunda ömrünü adayan bütün geçmişlerimizi, şehit ve gazilerimizi rahmetle, minnetle anıyor; hepinize saygılar sunuyorum. Hayırlı, uğurlu olsun” şeklinde konuştu. Açılış, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl tarafından Bakan Ersoy'a hediye takdim edilmesi ve kurdele kesimiyle devam etti. Bakan Ersoy ve beraberindeki protokol üyeleri daha sonra müzenin bahçesi ve içerisini gezerek, bilgi aldı.
Enishan Keskin
Yorumlar
Yorum Yaz