Gündem

ŞENER; “3’ÜNCÜ DOZ AŞI ÖNEMLİ” (10.12.2021)

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada Omicron varyantına bağl...

ŞENER; “3’ÜNCÜ DOZ AŞI ÖNEMLİ” (10.12.2021)

Güney Afrika'da ortaya çıkan covid-19 varyantı Omicron, Dünyada hızla yayılmaya devam ediyor. Hızlı yayılış gösteren Omicron varyantı nedeniyle tedirginlik sürerken, yeni varyantla ilgili araştırmalar da devam ediyor. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, yeni varyantla ilgili gelişmelere dair Kaleninsesi Gazetesi’ne özel değerlendirmelerde bulundu. Şener, Türkiye’de Omicron varyantı görülmediğine değinerek, “Özellikle 3'üncü doz aşıyı olan kişilerden alınan serumla Omicron varyantı bir araya getirildiği zaman daha iyi bir koruma ile daha iyi bir blokaj sağladığı ortaya çıktı. Bu da bizim için Türkiye’de henüz Omicron varyantı yokken, 3'üncü dozun daha önemli olduğunu gösteriyor. Türkiye'de henüz Omicron varyantı görülmeden yaygınlaştırmak lazım” diye konuştu. “Omicron varyantında bir ölüm yok” diyen Şener; “Omicron varyantı Türkiye'de yok. Delta Plus varyantı var. Şu anda uygulanan aşılar Delta, Delta Plus varyantına karşı yüzde 90 oranında hastaneye yatışı önlüyor. Yüzde 99 ölümü önlüyor” ifadelerine yer verdi.

“HEM İYİ HEM KÖTÜ HABER”

Omicron varyantına dair Şener ayrıca, “Dünyanın genelinde Omicron varyantının tırmanması bizim için hem iyi hem de kötü haber. İyi haber tarafı, covid-19 virüsü evcilleşiyorsa, evrimsel sürecini tamamlıyorsa yani normal, mevsimsel koronaya dönüyorsa diğer mevsim korona formatında seyretmeyen mortalitesi yani ölümcüllüğü ve ağır hastalık geçirme potansiyele sebep olan diğer varyantları baskılayacaktır. Baskılayacağı içinde diğer varyantlar ortamdan kaybolacaktır ya da oranları azalacaktır. Kötü tarafı ise, akıllarda bir şüphe olması; ‘Yeni varyantın aşıdan kaçma potansiyeli var mı yok mu?’ Her ne kadar yeni varyasyonun hastalığı atlatmış ya da aşılanmış bireylerde hafif seyrettiğini ve laboratuvar çalışmalarında kısmi de olsa nötralizasyonu olduğu yani blokaj olduğunu bilsek dahi hala bu şüphe devam ediyor” dedi.

“3'ÜNCÜ DOZUN DAHA ÖNEMLİ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”

Geçtiğimiz günlerde çıkan bir makaleyi hatırlatan Şener, “Özellikle 3'üncü doz aşıyı olan kişilerden alınan serumla Omicron varyantı bir araya getirildiği zaman daha iyi bir koruma daha iyi bir blokaj sağladığı ortaya çıktı. Bu da bizim için Türkiye’de henüz Omicron varyantı yokken 3'üncü dozun daha önemli olduğunu gösteriyor. Türkiye'de henüz Omicron varyantı görülmeden yaygınlaştırmak lazım” diye belirtti.

“AŞININ KİŞİSEL ÖZGÜRLÜĞÜ OLMAZ”

“Aşının kişisel özgürlüğü olmaz. Aşılanmayan bireyler bir toplumda ne kadar çoksa onlar hem bireysel anlamda kendilerini korunma anlamında geride kalacaklar hem de virüsün yayılması açısından risk faktörleri olacaklar. Aşılı bireylere göre aşısız bireyler, virüsün dağılması ve yayılması anlamında daha büyük risk oluşturuyor” sözlerinin altını çizen Şener, “Aşılı bir bireye virüs enfekte olduğu zaman ile aşısız bir bireye virüsten enfekte olduğu zaman kıyaslandığında aşısız birey 8-10 kat daha fazla virüs taşıyor. Bu bence bireysel özgürlük alanı değil. Bireysel özgürlük ile ilgili savunacakları alanları daha farklı alanlarda aramak lazım. Aşı olmayarak, aşıdan kaçarak; aslında hem kendilerine zararları dokunuyor hem de toplumsal olarak virüsün toplumdan çıkmasını engellenmiş oluyor. Bunun bireysel özgürlük alanı olarak değerlendirilmesi çok doğru değil. Çember daralıyor. Nereye kadar kaçabilirsiniz ki” şeklinde konuştu.

“NE YAZIK Kİ BAZI MESLEKTAŞLARIMIZ AŞI İLE İLGİLİ TEREDDÜT YARATIYORLAR”

Dünya genelinde farklı tipte aşılar olduğuna dikkat çeken Şener, “Türkiye'de iki tip aşı kullanılıyor. Genel bir aşı karşıtlığı olmasa da farklı aşı türlerinin olması aşılanmama durumu tetikliyor. Aşılar farklı yapım teknolojilerinde üretildiler. Vatandaşın bu konunun üzerine çok düştüğünü sanmıyorum. Biraz popüler olmak adı altında, marjinal ve farklı bir şey söylemek adı altında yine ne yazık ki bazı meslektaşlarımız aşı ile ilgili tereddüt yaratıyorlar. Onlar marjinalleşip popüler olurken bir taraftan da toplum zarar görüyor. Bu toz duman dağıldıktan 3-5 sene sonra ki periyotta bu kişilerin pişman olacaklarını hem de reel anlamda toplumda saygınlıklarını yitireceklerini düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

“HER HÂLÜKÂRDA MASKE, MESAFE VE HİJYEN KURALLARINA UYMANIZ GEREKİYOR”

“Aşı olanlarda gereksiz bir özgüven var” diyen Şener; “Emniyet kemeri taktığınızda 250 km hız yaptığınızda emniyet kemeri sizi korur mu? Korumaz tabi ki. Aynı mantık aşılamada da var. Araca bindiğinizde emniyet kemeri takmanıza rağmen her hâlükârda hız limitine dikkat etmeniz lazım. O limiti aştığınızda, kaza yaptığınızda ölüm ihtimaliniz artıyor. Kemeri takıp diğer trafik kurallarına dikkat etmeniz gerekiyor. Emniyet kemeri taktığınızda kaza ihtimalinde ölümü ve sakatlığı önlüyor mu? Evet önlüyor. Ama 250 km hızla gittiğinizde ölümü önler mi? Önlemez. Bu şu demek mi; ‘Emniyet kemeri gereksizdir, yetersizdir, kullanılmaması gereklidir’ Burada da aynı mantık var. Aşı olsanız dahi her hâlükârda maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymanız gerekiyor. Çünkü virüs oranı toplumda yüksek. Toplumda yaygın” şeklinde konuştu.

“GEREKSİZ BİR GÜNDEM OLUŞTURUYOR”

Şener sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Dünyanın geneli için bir kapanma söz konusu değil. Türkiye için de söz konusu değil. Dünyanın genelinde, Birleşmiş Milletler raporuna göre ekonomi yüzde 27 küçüldü. Bu maddi bir kayıp olduğu anlamına geliyor. Maddi kaybın dışında Birleşmiş Milletler raporuna göre 1.2 milyar çocuk okul dışına itildi. Okullarda eğitim adaletsizliği ortaya çıktı. Bu konuları gündemde tutmanın bir faydası yok. Öğrenciler sürekli sosyal medyada uzaktan ve online eğitim hashtag açıyor. Bu konuda harcayacakları enerjiyi okullarında, topluma faydalı bireyler olma yolunda harcamaları gerekiyor. Bu tartışmaları doğru bulmuyorum. Dünyanın hiçbir yerinde günlük 70 bin olgu görülen Almanya‘da bile okul kapanmamışken, Türkiye'de 20 bin olgu varken okulların kapanması ya da uzaktan eğitimi gündeme getirmesi hem akılcı hem de rasyonalist değil. Hem de gereksiz bir gündem oluşturuyor. Sürekli bunlar için uğraşan, bunlar için kafa yoran arkadaşlarımızın biraz daha empati yapıp okullarını bir an önce bitirmeye gayret edip topluma faydalı çalışan bir birey olarak aramıza katılmalarını bekliyoruz.”

“PANDEMİNİN İÇİNDEYİZ”

“Hem dünyada hem Türkiye'de pandeminin içindeyiz. Pandemiden çıkmış değiliz. Pandeminin özel kuralları var. Pandeminin özel kuralları olan normalleşme, yeni normalleşme, kapanmalar ve açılmaları bir kenara bıraktık ve artık maske, mesafe ve hijyenin dışında bir pandemi kuralı yok gözüküyor. İnsanlar işine gidiyor, restoranlara gidiyor. Kapanma ve açılmaları pandeminin kontrolü gibi algılamamak lazım” diye ifade eden Şener, “Daha çok ülkeler, hastalık yükünü kontrol edemediklerinde buna gidiyorlar. Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde hastalık yükü çok fazla, hastalanan kişi çok fazla. Hastaneye başvuru çok fazla, yoğun bakıma yatış çok fazla, ölüm oranı çok fazla. Hastane ya da sağlık sistemi kaldıramadığı zaman acil kapanma ve diğer önlemleri ön planda tutuyoruz. Onun dışındaki durumlarda ayrıca bir önlem almaya gerek yok” dedi.

“HEKİM ÖNERİYORSA, KULLANMANIZ SİZİN LEHİNİZEDİR”

Covis-19 virüsüne yakalanan kişilerde oluşan ilaç algısına dair ise Şener; “İlaçlarla ilgili olan tartışmanın içine teknik terminolojiler kullandığımız için çok girmek istemiyorum. Bazen yanlış yorumlanıyor. Demek istediğimiz şekilde anlamlandırılmıyor. Bazı kişiler tarafından çarpıtılarak eğilip bükülüyor. Farklı anlamlar yüklenerek başka mecra ve platformlarda tartışılıyor. Covid-19 ile ilgili standardize olmuş bir tedavi yok. Hastaya göre tedavi bireye göre tedavi oluyor. Hangi ilacı kullanacağımıza hangi tedavi metodunu kullanacağımızı bireye göre karar veriyoruz. Bireyin tablosuna göre bunu yönetmek hekimin yetkisinde. Rehberler ana çerçeveyi çiziyor ama ana çerçevenin dışında yapılacak uygulama tamamen hekimin inisiyatifi ve hekimlik pratiğinde uygulanan şeyler. İlaçların etkinliğini çok fazla sorgulamaya gerek yok. Bir hekim size o ilacı içmenizi, kullanmanızı söylüyorsa o ilacı kullanmanızı istiyorsa o ilacı kullanmanız sizin lehinizedir. Kullanmanızı istemiyorsa size bir fayda sağlamayacağını düşünüyordur. Hastaları ilk değerlendiren hekim ne yazıyorsa ona dikkat etmek lazım. Size bir hekim tansiyon ilacı yazdığında o ilacı kullanmıyor musunuz? Kimse itiraz etmiyor. Covid-19 virüsündeki hastalık ve salgın yönetiminde de aynı perspektif geçerli. Hekim öneriyorsa, kullanmanız sizin lehinizedir” sözlerine yer verdi.

Damla YELTEKİN

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -