Gündem

Şekip Yayla ‘’TRUVA ÇANAKKALE’Yİ BESLER’’

‘’Çanakkale Geleceğini Konuşuyor’’ adlı özel dosyamıza konuk olan Çanakkale Bilardo Derneği Başkanı Şekip Yayla, 2018 Troia Yıl...

Şekip Yayla ‘’TRUVA ÇANAKKALE’Yİ BESLER’’

ÇANAKKALE GELECEĞİNİ KONUŞUYOR

Çanakkale'nin dinamikleri Çanakkale'nin geleceğini konuşuyor.

Şekip Yayla

Çanakkale Bilardo Derneği Başkanı

1- 2018 Troia Yılı yeterince tanıtılıyor mu? Yapılan etkinliklerin, yatırımların ileriki yıllarda Çanakkale'ye artısı olacak mı?

Yeterince değil, asla yeterince tanıtılmıyor. Üzerine basa basa söylüyorum Truva, Çanakkale’yi besler. İyi bir tanıtım olsa bir sürü şey olacak. Bu yıllar önce başladı, insanlar Antalya’da çadır kuruyordu, evini turistlere veriyordu. Katkısı büyük olacaktır. Köy evinde kalmakta bir ayrıcalıktır. Sit alanı olmayan yerlere küçük evler yapılabilir. Oralarda misafirler ağırlanır, kültürel etkinlikler sergilenir. Yabancı kültürlerinde sergilenmesi için imkan sağlanabilir. Mesela Tekirdağ tarafında bir köy yapılmış, müstakil evler, 55 yaş üzeri insanları alıyorlar, kirası aylık 4 bin 500 lira, yemek hariç ama her şeyi var. İnsanlar her şeyini yapmışlar orada gidip bahçeyle uğraşabiliyorsunuz. İnsanlar bir değişiklik istiyorlar. Toprakla uğraşmak, çamurla oynamak bile insanı mutlu ediyor. Troia bir yıla sığmaz, bu yatırımlar bir yılla olmaz. Çok fazla yatırım, çok fazla devlet desteği gerekiyor. Oradaki bazı arazilerin incelenip yerleşime açılması gerekiyor. İnsanlar oraya para yatırmalılar, orada organik sebzeler yetiştirmeliler, Çanakkale’de gelen insanların barınabileceği yerler yok. Örneğin 18 Mart geldi mi Çanakkale tıkanıyor. Yollar, oteller nereye giderseniz gidin dolu oluyor. Yine askerlerin yemin törenlerinde dolup, taşıyor. Özellikle bunlar teşvik edilmeli. Buraya fabrika kurun demiyorum, buna şiddetle karşıyım. Buranın fabrikaya ihtiyacı yok, buranın turizme ihtiyacı var. Yüzlerce insanımız turizmle geçinebilir. Durup, dururken sahilleri talan etmeye gerek yok ki . Örneğin Anzak’lar Gelibolu’ya geliyorlar, çadırlarda kalıyorlar. Halkı teşvik edin, dediğim gibi evler pansiyon olarak kullanılabilir. Onlarda rahat ederler. Birde turizm kültürü aşılanmalı, turist geldiği zaman ‘’hadi kazıklayayım’’ diye bir şey olmamalı. İşletmemize Amerikalılar gelmişti ben onlardan aynı fiyatı aldım ve çok memnun kaldılar. Gelen insanlara iyi davranmak gerekiyor. Asyalılar geldiler, burada fotoğraflarımı çektiler, ülkelerinden bana fotoğrafları gönderdiler. Bizim insanımız kazıklayayım diye düşünüyor. Benim ülkemi kazıklamaya niyetim yok. Biz turistleri yıldırdık. Bundan 25 yıl önce Kadırga Koyu’na o kadar çok turist gelirdi ki kazıkla gitsin mantığıyla şimdi orası boş kalıyor.

2- İl ve ilçeler yeterince yatırım alıyor mu? Aklınızda kalan yatırımlar nelerdir?

Çanakkale’de ciddi anlamda yatırım olmadı. Köprü Çanakkale’ye bir şey getirmez. Biz geçmediğimiz köprülere de para ödeyeceğiz. Bir de işin o boyutu var. Göze batan bir hastane var. O da 500 yatak kapasiteli, Çanakkale’ye 500 yataklı hastane yetmez. Çanakkale, yerde mantar biter gibi çoğalıyor. Köylerden göç var, Güneydoğu’daki çatışmadan kaçıp gelenler var. İnşaat sahası olduğu için inşaat işçilerinin göçü var. Zaten buraya gelen memur da gitmiyor. Bu yapılanlar bana göre yatırım değil. Köprü, Çanakkale’ye darbedir, bu kadar tarım arazisi yok edilemez. Buraya yatırım tarım, hayvancılık ve turizm alanlarında yapılmalıdır. Örneğin Küçükkuyu’nun çok güzel sahili vardı oraya dolgu yapıp, yol yaptılar. Başkası olsa dağı eritip sahil yapıyor, plaj yapıyor. Porsuk çayı öyle bir kokardı ki, belediye başkanı oraları sahil yaptı. Bizim nimetlerimiz çok fazla, düşünerek yapmak gerekiyor. Deniz doldurulup yol yapılıyor. Doğa affetmez. Karadeniz doğadan alınan yolları dalgalarla aldı götürdü. Gölcük’te de dolgu yaptılar, kalıntılarına bile ulaşılamadı. Burada halk daha duyarlı diye düşünüyorum.

3- Çanakkale ili ve ilçelerinde tarım arazileri birer birer satılıyor. Bunlar çiftçiyi ve üretimi nasıl etkiler?

Olumsuz etkiler. Çok olumsuz etkiliyor zaten termik santraller de ciddi sorun yaratıyor. Bundan 15 yıl sonra biz içtiğimiz suyun zehir olduğunu göreceğiz. Oysa Çanakkale bu değildi. Çanakkale, bir cennet köşesiydi. Binlerce orman kesiliyor, köprü yapıldığında yollar Yenice’den geçecek. Orada kesilecek ağaçların haddi, hesabı yok. Yani bu köprüyü buradan verselerdi, bu yollarımızı genişletselerdi daha iyi olurdu. İnsanlar tatile çıkmış 100 kilometre daha fazla dolaşsalar ne olacak. Biz bu ağacı kolaylıkla yetiştiremiyoruz. Bir insan ömrü 100 yıl değil ama bir çınar ağacı 500 yıl yaşıyor, bir zeytin ağacı 1000 yıl yaşıyor. Bunları götürdüğünüz zaman geri gelme şansı yok. Nasıl biz gittiğimiz zaman geri gelemiyorsak onlarda gelemiyor. En büyük ağırlığın turizme verilmesi gerekiyor. Son zamanlarda Gökçeada ve Bozcaada revaşta . İnsanlar sığmıyorlar. Gidilecek yer yok ama konaklama alanları da yok. Umurbey, Lapseki tarafları oldukça yüksek fiyatlara satılıyor. Şuanda bile organik ürün çok az İsrail’in tohumlarını ekiyoruz. Biz eskiden kendi salatalarımızı ektiğimiz zaman ayırırdık, onun çekirdeğini tohum yapardık. Biz her şeyimizi kendimiz üretirdik. Bugün İsrail2in hibrit tohumları geliyor, bir daha ekemiyoruz. Çiftçiye destek verilmiyor, GDO’lu mısır ithal ediliyor. Hayvancılık desteklenmiyor, dışarıdan et ithal ediliyor. Etin fiyatını düşüreceğiz deniyor ama etin fiyatı böyle düşmez. Üretici teşvik edilmesi gerekiyor. Önceki gün okumuştum adamın traktörü var ama beygirle tarlasını sürüyor. Çünkü mazot alamıyor. Bu tür olaylarda her şeye gücümüz yetiyor ama köylünün tarımını desteklemeye gücümüz yetmiyor. Bugün köyler boşaldı. İnsanlar iş bulabilir miyim? Bir yerde çalışabilir miyim? Diye düşünüyor. Çünkü çiftçilikten kazanmıyorlar. Biz çocukken şeker pancarı ekerdik. Bize kota koyuyorlardı. Ben 20 dönüm ekeceğim sen fabrikayı daha yüksek kapasiteyle çalıştır. Sadece pancar eken kazanmıyor ki, hayvancılıkta kazanıyor. Bizden çıkan küspeler sadece Burdur’da kalmıyordu. Çuvallanıp her tarafa dağılıyordu. O zamanlar kazanıyorduk, köylerden göç olmuyordu. Ürettiğimiz para ediyordu. Şimdi buradaki köylüler ne yapsınlar. 50 Kuruşa alınan domates soframıza 5 liraya geliyor. Biz nasıl organik tarıma geçeceğiz? Salatalık alıyorum, salatalık buzdolabında büyüyor. Böyle organik mi olur? Sonra dayanmıyorlar. Organik dediğimiz dayanıklı olur. Ben yetkili olsaydım oradaki tarlaların satılmasına yasak koyardım. Satılacak pek yer kalmadı. Geçen yıl 5 bin lira olan bir arazi şimdi 50 bin lira oldu. Korkunç bir şey. Çoğu insanında borcu var, onları da kapatmak için tarlasının satıyor. Üretimden kazanamadığını, tarlasını satarak kazanç sayıyor. Çoğu insanda aldığı parayı yönetemiyor. O para bitmeyecekmiş gibi geliyor. Türkiye’de 100 yıldır tarım politikası yok.

4- Gelibolu Tarihi Yarımada'da neler yapılıyor? Gezip görme şansınız oluyor mu?

Gelibolu’ya geçen yıl gittim, fazla inceleme şansım olmadı. Gelibolu dünyanın en güzel yerlerinden bir tanesidir. Çanakkale’de aynı şekilde, biz dünya köprüsünü oluşturan bir noktadayız. Eğer 1915’te bu boğazları geçselerdi bugün Asya’daki devletlerin çoğu olmayacaktı. 50’ye yakın yeni devlet kuruldu. Gelibolu korunmalı, ne olursa olsun. Bir yangın çıktı orada, yaralar tam sarılamadı, arazilerimiz ormanlarımız gitti. Burada da İntepe’ye giderken olan alanlar yandı. Ben aşağı, yukarı 20-25 yıldır gider gelirim, oralar eskiden kötüydü. Ben Burdurluyum, özellikle misafirlerim geldiği zaman benim onları ilk götüreceğim yer Gelibolu’dur. Şehitlikler, oradaki tarihi alanlar önemlidir. Çünkü bastığınız her toprağın altında bizim dedelerimiz, atalarımız var. Her karışında varlar. 225 bin insanın öldüğü söyleniyor, onların içinde küçücük çocuklar var, 15 yaşındaki çocuklar var, tüfeği kendinden büyük olan çocuklar var. Bu savaş, bir ulusun şahlanışıdır. Oldum olası Çanakkale, dünyanın gözünde var olan bir yer, bu boğazları ele geçiren dünyaya sahip olmuştur. 2 büyük deneme yapılar, birisi Truva Savaşları, birisi 1915 Savaşları ikisinde de başarılı olamadılar. Başarılı olamayınca bu faktör dünyayı etkiledi. Benim kişisel düşüncem böyledir. Biz Gelibolu Yarımadası’nı bilmezsek çocuklarımıza ne diyeceğiz. Bugün şuradaki Truva Şehri’ni düşünün, Japonya’dan Çin’den insanlar geliyorlar. Buralar tarih kokuyor, bunu bir daha yaratamazsınız. Nereye kazma vursak bir kemik çıkıyor. Bu topraklar öylesine duygusal ki, bu topraklar uğruna çok canlar gitti. Binlerce, belki milyonlarca insan canını verdi. Mesela Gürpınar’da Apollon Smintheion Tapınağı var, İmparator Sezar tarafından yaptırılmış. Kayanın içinde öyle sarnıçlar yapmışlar ki suların nereden geldiğini bilemiyorsunuz. Aşağı iniyorsunuz geniş, geniş havzalar yapmışlar, oradan kiliseye su vermişler. O zaman ki teknolojiyle çeşmeye su vermişler, banyolar yapmışlar, bildiğim kadarıyla da oradan bir de denize kaçış yolu yapmışlar. Şimdi orası kapanmış. Aranıyor ama bulamıyorlar. Yani Çanakkale çok farklı bir yer. Ben buraya 1988’de geldim ama ben Burdur’da bu kadar çok yaşamadım. Rahmetli babam geldi, Gelibolu’ya götürdüm, o Burdur’a gitmemi istiyordu, buraya gelince bana hak verdi. Sen cennette yaşıyorsun dedi.

5- Yakın bir tarihte Küçükkuyu - Midilli seferleri başlayacak. Bunun Çanakkale'ye- katkısı olur mu? Tatilinizin bir bölümünü Midilli'de geçirmek ister misiniz?

Ben her zaman Midilli ile aramızın iyi olması gerektiğini söylüyorum. Yunanlarla aramızı sıcak tutmamız gerekiyor. Eskiden bizim balıkçılarımız tekneleriyle oraya gidiyorlar, onlarda buraya geliyorlardı. Devletlerin sorunlarını halka yüklememek gerekiyor. Bizim halk olarak aramızda bir düşmanlık yok. Ben böyle bir uygulamadan çok memnun olurum. Dostluktan bir zarar gelmez. Onların topraklarına baktığınız zaman bizim buradakilerle aynı yapıları görüyorsunuz. Bizim topraklarımıza baktığınız zaman da onların etkilerini görebiliyoruz. Biz oralarda yaşadık, onlarda buralarda yaşadılar. Bunu tarihi bir kin olarak görmemek gerekiyor. Halklar masum, bazı çıkar grupları böyle savaşlar çıkararak rant elde etme peşine düşüyorlar. Ben bu uygulamadan çok memnun olurum zaten daha önceden Ayvalık tarafından seferler oluyordu. Şimdi Küçükkuyu’dan seferler olursa insanlar gidecekler orada yemek yiyecekler, otelde kalacaklar, bir taksici para kazanacak, herkes para kazanacak. Bildiğim kadarıyla Ayvalık’ta pasaport istemiyorlar. Bu da oraya geçişi kolaylaştırıyor. Bence pasaport olmazsa daha güzel olur. Çünkü bazı vatandaşlar günübirlik gidip gelecekler. Ayvalık’ta cüzi bir miktar alıyorlardı. Hem onlar kazanacaklar, hem biz kazanacağız. Yarın o tarafta da bu tarafta da çevreyi gezdirmek için minibüs hatları oluşacaktır. Çanakkale’yi tanıtacağız. Onlar Truva’ya, Alexandra Tuva’ya gelecekler, Apollon Smintheion tapınağını görecekler bunlar onların tarihinden kalma eserler. Onlarda merak ediyorlardır. Bizde Midilli Adası’nda çok yaşadık, bizde oradaki tarihimizi göreceğiz. Kültür turizmi olacağını düşünüyorum.

Nursel Güngördü

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -