Gündem

Savran; “Üreticinin yanındayız”

Çanakkale İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Doç. Dr. Ahmet Ferhan Savran, birlik olarak Çanakkale’de gerç...

Savran; “Üreticinin yanındayız”

Çanakkale İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği olarak yapmış olduğu çalışmalar hakkında bilgiler veren Başkan Doç. Dr. Ahmet Ferhan Savran; “Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği'nin temel amacı damızlık kaynağı yetiştirmek ve tabii ki bu süreç içerisinde Tarım Bakanlığı'nın yapmış olduğu TAGEM'in (Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü) ikinci faza geçmek üzereyiz. 5 + 5 üzerinden giden projeler var. Türkiye nezdinde bizim birliğimiz en üst noktalarda en fazla projesi olan illerden bir tanesi ve oldukça başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Tabii bu başarıda biz kendimizin ötesinde asıl başarı üreticilerimizin başarısı. Çünkü bizim bölgemizdeki insanlarımız en azından hayvanı biliyor, yaptığı işi biliyor. Onun için gerekli olan gerekli tüm işleri gerçekleştirirken doğru verileri doğru şeylere ilettiğimiz için bu başarı bizim için onur verici bir durum. Burada neler var? Halk Elinde Islah projesinde kıl keçisi var, Saanen keçisi var, Tahirova Koyunu vardı. Çünkü 5 yıl yaptık onu bitirdik” dedi.

“Çanakkale için çok önemli bir ırk”

“Sakız koyunu var bir de Karacabey Merinos'u olmak üzere toplamda 2 tür 5 ırkta yapıyoruz” diyen Savran; “Tahirova'yı tabii maalesef yapamadık. 6 bin baş hayvan üzerinden yapmak gerekiyor biz onun rakam setini yakalayamadığımız için maalesef sürdürülemedi. Çanakkale için çok önemli bir ırk ama şimdi biz Bakanlıkla yaptığımız istişareler sonucunda SOYBİS diye bir çalışma var soy kütüğü. Bu soy kütüğü sistematiği ise yine Tarım Bakanlığı'nın bir projesi. Burada TAGEM değil, Hayvancılık Genel Müdürlüğü projesi bu. Burada da Halk Elinde Islah projesinden bir tık yukarıya gidiyoruz. Daha önce tabii belki biliyorsunuzdur bu büyükbaş yetiştiriciler birliğinde kayıt tutuluyordu ve sertifika veriliyordu. Bu SOYBİS'te te aynı şekilde Karacabey Merinos'u, Tahirova ve Saanen Keçisi'nde 3 ırkta soy kütüğü çalışmalar yapılacak. Üreticiler belirlendi. Tahirova'da bin baş, Saanen ve Karacabey Merinosu'nda da 500'er baş olmak üzere hayvan var, proje kapsamına alındı. Başlangıç noktası çünkü kayıt tutması çok daha önemli. Süt kayıtları tutulacak, en azından sağım sürecinde 10 ay gibi sağımın bitimine bağlı olarak çünkü genellikle bizim 290 gün kadar falan sağım yapabiliyoruz keçilerde” şeklinde konuştu.

“Üreticiye ciddi bir avantaj sağladı”

Her ay rutin olarak süt verimlerinin kaydının alınacağını belirten Savran; “Çiftleşme süreçleri, anası kimdir babası kimdir bunların hepsi kontrol sürecinde devam edecek. Gerçekten ıslah çalışmalarına uyumlu olabilecek çalışmalarımız oluyor. Bu tabii en değerli çalışma çünkü amaç ıslah. Biz buraya gelebildiğimiz için bu işte çok sevindirici bir durumdayız. Bu şekilde temel yetiştiricilikle ilgili bakanlıkla yaptığımız projeler bunlar. Bunların dışında il müdürlüğüyle ilgili kısa süreli projelerimiz var. "Kaliteli Süt Çanakkale'den Geçer" diye bir projemiz vardı o da oldukça ses getirmişti. Bizim küçükbaşta en önemli şey küçükbaş sütü. Onlarla ilgili çalışmalar yapmıştık. Hijyen nasıl sağlanır, sağım ilkeleriyle yapılan çalışmaları orada üreticilerimize tanıttık. En son yaptığımız çalışmalardan bir tanesi de Gökçeada kuzusunun coğrafi işareti ve pazarlanması konusunda bir çalışmamız var. Geçtiğimiz dönemin kuzularıyla ilgili Migros ile bir anlaşma yaptık. İlk yıl olduğu için çok randımanlı değildi ama en azından birinci yılda hem eksiklerimizi görürüz hem planlamaları nasıl yapmamız gerektiğiyle ilgili biz de önümüzdeki yıl çok daha iyi olabileceği kanaatindeyiz. Ne avantajı oldu burada? En azından adadaki üreticilerin kuzuların değerlendirmede oldukça ciddi bir avantaj sağladı üreticiye” ifadelerini kullandı.

“Çanakkale’ye değişik bir değer katıyor”

Bölgenin ve üreticilerin daha fazla gelir elde edebilmesi için çalışmalar yaptıklarını kaydeden Savran; “Yapılan testlerde daha doğrusu tadım testlerinde zaten götürülen hayvan miktarı ancak Bahçeşehir'de Migros’un tek bir şubesinde satılıyor ve orada yapılan tadımlarda birçok ete göre her daim her kör tadımda hep bizim ada kuzusu bir numaralı et olarak seçilmiş. Özel bir reyonu var. Gökçeada kuzusu diye. Bunu pazarlama yönünde geliştirmeye çalıştıracağız. Önümüzdeki dönem planlı ve programlı olacaktır. Çünkü geçen sene biliyorsunuz Tarım İl Müdürlüğünün adada yaptırdığı bir mezbaha vardı. Hayvanın orada kesilmesi şartını koyduk. Aksi takdirde oradan çıktıktan sonra her hayvan belki ada kuzusu olabilirdi. Gerçi tabii çok belirgin özellikleri var. Şimdi coğrafi işaret almamızın temel sebeplerinden biri o çünkü onunla ilgili bir verimiz oluyor. Çanakkale’mize değişik bir değer katıyor. Oradaki başarılarımızı bu taraftaki işte belki Tahirova Kuzusu üzerinden olur Karacabey merinosu üzerinden böyle bir et çalışmaları yapma ihtimalimiz olabilir. Bölgemizin, üreticimizin daha fazla gelir elde etmesi açısından iyi bir çalışma olacak kanaatindeyiz.” dedi.

“Avrupa’da gerçekten rekabetçi olabilecek bir koşulda”

Yetiştiriciler için bankalar ile gerçekleşen projelerden de bahseden Savran; “Küçük ölçekli üreticilerimize katkı sağlanması açısından böyle bir projemiz var. Burada 30 baş ve altındaki üreticiler için hem hayvan alımı için bir destek kredisi şeklinde hem de onun beslenmesi sürecinde yem desteği şeklinde bir projemiz var. Böylece hem küçük üreticimizi de belli bir noktaya getirmek amacıyla çok kefili falan olmadan sadece bizim birliğimizin üyesi olması nezdinde böyle bir çalışmamız var. Zaten daha öncede DenizBank ile daha büyük işletmeler için yem kredisi projesi vardı. Daha uygun kredi faizleri uygulayarak daha uygun vadeler nezdinde kefillik konusunda bazı avantajlar sağlıyorlardı bu şekilde yine üreticimize bu tarz destekler sunmaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz haftalarda da Ziraat Bankasının böyle bir çalışması vardı. Onda da küçük üreticiler değil de 100 baş’a kadar tamamlamak üzerine bir proje düşünülüyor onda da bir kredi sistematiği var. Hayvanınız 50 baş ise bunun üzerine 50 başa kadar olan krediyi, hayvanın parasını da veriyor. DenizBank’ta olduğu gibi yem ile ilgili kredileri veriyor. Hatta sıkıntı falan yaşarsa pazarlama konusunda onda bile bir destek sağlanacağı konusunda valilik nezdinde o imzalandı. Bizim ülkemizin bir et açığı varsa ve et açığının ötesinde dünya ile Avrupa birliğinde rekabetçi olabileceğimiz bir hayvan ırkı varsa bu biliniz ki küçükbaştır. Üreticimizin geçmişten gelen bilgi dağarcığı hemde ekolojimiz tamamen küçükbaşa göre çünkü öteki türlü büyükbaş için çok ciddi enerji ihtiyacınız var, sulamalara ihtiyacınız var. Halbuki küçükbaş daha çok meraya dayalı hayvan olduğu için onun masrafı biraz daha düşük ve Türkiye herhalde küçükbaş konusunda Avrupa’da gerçekten rekabetçi olabilecek bir koşulda” ifadelerini kullandı.

Enishan Keskin

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -