1.)Firmanız ve faaliyet alanları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ben entrüman yapımcısıyım, işletmemiz daha yeni 4 aydır buradayım. İstanbuldan geldim, entrüman dışında da ahşap tasarım işleri yapıyorum. Her türlü ahşapla ilgileniyorum, lambader, kahve stantları tabi bunlar extra olarak yaptığım şeyler. Asıl mesleğim enstrüman yapımı, bakım onarımıdır. Ben İstanbul Teknik Üniversitesi konservatuvar mezunuyum, çalgı yapımı mezunuyum. 2008 yılında mezun oldum. İstanbul, Kadıköy’de bir atölyem vardı. Bu atölye entrüman yapım üzerineydi ama ben daha çok karadeniz kemençesi üzerine uzmanlaştım. İstanbul’da bu işi yapıyordum hala burada da yapıyorum. Yurt içine ve yurt dışına sevkiyatlarımız oluyor. Onun dışında bütün entrümanlarında bakım, onarımını yapıyorum.Türkiye’de bu yapılan işleri pek meslek olarak görmüyorlar. Bu iş yetenek ve öğrenme ile yapılan bir iş. Her hangi bir yerde de kayıtlı böyle bir meslek bulunmuyor. Mesela enstrüman yapım mesleği yok. İnsanlara enstrüman yapıyorum deyince ‘’marangozsun yani’’ diyorlar. Bu müzisyene ‘’çalgıcı’’ denmesi gibi bir şeydir. Dolayısıyla bu farklı bir durum. Yetenek, biraz ön görü yani bir kütükten neler çıkabileceğini ön görebilmek gerekiyor. Çanakkale’de hobi olarak ahşapa yönelen çok insan var. Tabii ki bu benim mesleğim.
‘’Çocuğum vesile oldu’’
2.)Çanakkale’ye yatırım yapma fikri nasıl ortaya çıktı?
Aslında çocuğum sayesinde ortaya çıktı. Yani çocuğumuzu İstanbul’da, büyük bir şehirde yetiştirmeyelim. Biraz ayağı toprağa bassın gibi bir fikirle geldik. Çünkü İstanbul artık yaşanacak bir şehir değil, çok kalabalık. Her an her şey olabilir gibi bir durum var. O yüzden daha sakin bir şehirde yaşamak istedik. Buraya daha önceden gelen bir kaç arkadaşımız vardı, hala da gelmeye çalışan arkadaşlar var. Bizde böyle bir fikirle burada iş yapmaya, yaşamaya karar verdik. Artık işlerimizi burada devam ettireceğiz.
3.)Çanakkale’ye yatırım yapmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Ben burada iş yapmaya yeni başladım sayılır. Burası aslında aç bir şehir, her şeye aç. Yaptığınız işle ilgili büyükşehirde kaybolabiliyorsunuz. Çünkü bu işle ilgilenen çok fazla insan var. Burada ise daha göz önünde olabilirsiniz. Küçük bir şehir olduğu için yaptığınız güzel şeyler hemen duyulabiliyor ve insanlar gelip sizi buluyor. Bu da büyükşehirlerde olmayan samimiyet ortamını oluşturuyor. Çanakkale samimi bir şehir bu da burada iş yapmanın avantajlarından en önemlisidir. Dezavantajına ben daha rastlamadım ama şöyle yaptığım işle ilgili çok fazla malzeme bulamıyorum. Böyle bir durum var. Bu yüzden yine malzemelerimizi büyükşehirlerden getirtmek zorunda kalıyoruz. Benim isteğim buradan çıkan malzemelerle bir şeyler yapmak. Çanakkale’nin doğası, tarihi çok önemli. Böyle bir şehirde yapılan estrüman bu şehrin, bu tarihin dokusunu yansıtmalıdır. Bir de belkide geçmişten günümüze gelen bir mevzudur ama ben buranın esnafını çok rahat olarak görüyorum. Hepsi çok rahatlar bu yüzden kolay, kolay bir şeyler elde edemiyorsunuz. Bu da bir dezavantaj olabilir ama tabii ki avantajı daha fazla.
‘’Özen göstermek gerekiyor’’
4.) Entrüman yapımının süreçleri nelerdir?
Bu entrümana göre değişiklik gösteren bir şey, mesela ben kemençeden örnek vereyim. Yaklaşık olarak 3 ile 5 gün arasında bitiyor. Yapımı ise öncelikle tabii ki ağaç seçimidir. İyi bir ağaç seçmeniz gerekir, kuru ve düzgün bir şekilde olması gerekiyor. Onun dışında göze de hitap etmesi gerekiyor. Ağaç seçiminden sonra ölçülendirmelerle enstrüman ortaya çıkartılıyor. Bütün hepsinde aynı ağaçlar kullanılabilir ama entrümana göre göze hitap etmesi gerekiyor. Hepsinin farklı, farklı teknikleri bulunuyor.
‘’Fabrikasyon ile farkı’’
Biz bunu okuldaykende çok tartışırdık. Bir hocamız bize ‘’CNC’’ makinasını çok överdi. Bu makinadan çıkan ürün ile elden çıkanın aynı olmadığını söylerdi. Hatta daha hatasız olduğunu söylerdi. Evet, hatasız çıkıyor ama ben duygunun verilemediğini düşünüyorum. Makina olduğu zaman hiç bir emek olmadan, el değmeden tamamıyla makinadan çıkıyor ama bir el işçiliği ufacık bir hata bile o entrümanda bambaşka bir duygu olmasını sağlıyor. Dolayısıyla el yapımı entrümanda duygu önemlidir. Entrümanı yapan insanın duygularını katabilmesi gerekiyor.
‘’Fiyat farkı’’
Tabii ki bir fark oluyor, sonuçta makina kol gücü gerektirmeyen bir üretim yapıyor ve o ürünün aynısı binlerce ürün oluyor. Dolayısıyla ucuz olabiliyor ama el işçiliği başka bir şey, günlerce bir ürün üzerinde duran bir usta için dolayısıyla fiyat farkıda olacaktır. Ustanın yaptığı bir entrümanın eşi benzeri yoktur. Mesela bir makina bir ürünü bir günde çıkarıyorsa bir keman ustası o ürünü 2 ayda çıkartıyor. Uzun vadede el yapımı entrümanlar daha avantajlı oluyor. Aslında bu da etrümanına göre değişiyor. Mesela elektro gitarlar için bu geçerli bir şey değil. El yapımı entrümanın her bir parçası daha özenli bir şekilde yerleştiriliyor. Bu yüzden uzun kullanıcı için uzun vade de daha fazla avantaj sağlıyor.
‘’Yerelde kalıp bulunmuyor’’
5.) Entrüman yapımında belli bir trend var mı? Bunlar nelerdir?
Evet, dünyada kullanılan belli başlı ölçüler bulunuyor. Mesela kemençe şu ana kadar geleneksel olarak gelmiş bir enstrüman, ustadan çırağa devredilerek gittiği için şu zamana kadar her hangi bir ölçülendirme yapılmamış. Tabii artık konservatuvardaki öğrenciler ölçülendirmeye göre üretiyorlar, bir standarta oturtulmuş durumda ama kemanlarda durum öyledir. Bu yıllardan beri bir standart haline gelmiş ve bir çok keman ustası bu standartlara göre işlerini yapıyorlar. Bu gitar içinde aynıdır. Yani dünya genelinde kullanılan enstrümanlar artık standart ama yerelde kullanılan enstrümanlar tabii ki ustadan çırağa geçtiği için standart hale gelmemişler.
6.) Gelecek yıllar için projeleriniz nelerdir?
Enstrüman konusunda Çanakkale küçük bir yer bu konuda pek büyüyebileceğimi düşünmüyorum. Bu konuda büyüyebileceğiniz tek yer büyükşehirdir. Çünkü çok fazla müzisyen var. Çanakkale bu konuda biraz kısıtlı kalıyor. Ahşap tasarımı konusunda bazı planlarım var. Bir, iki arkadaşımı daha buraya getirebilirsem o planlarımı gerçekleştireceğim. Mesela ahşap, kütük ev projesini yapmayı çok istiyorum. Umarım bunu başarırım. Dediğim gibi enstrüman yapımı benim için bambaşka bir aşk ama ben çocukluğumdan beri ağaçla uğraşıyorum. Bana köyde ‘’çakılı çocuk’’ diyorlardı. Her zaman belimde bir çakım olmuştur ve ağaç yontmuşumdur. Dolayısıyla ağaç işlerini, ağaç kokusunu çok seviyorum. Her hangi bir ağaçtan her şeyi yapabilirim diye düşünüyorum. Masa, lambader, avize bunlar artık günümüzde olan şeyler ama ben kendi düşündüğüm gibi bunları yapmak istiyorum. Mesela ağaçtan heykel gibi projeler üretmek istiyorum. Şuanda da böyle bir çalışma yapıyorum.
Yorumlar
Yorum Yaz