Yurtdışı fuarlar Çanakkale için çok önemli. Hele içinde bulunduğumuz süreçte çok daha anlam kazanıyor. 9-13 Mart tarihleri arasında Almanya Berlin’de kapılarını açacak olan fuar bu manada Çanakkale’ye de ivme kazandıracak. Troya ve Alman turistler.
Çanakkale’nin turizm potansiyeli içinde çok fazla yer tutmasa da Alman turist Çanakkale için önemli çünkü eko turizmine bağlı olarak sağlık turizminin geliştirilmesi yönünde ciddi adılar atıyoruz.
Fuarı bu açıdan da değerlendirmek lazım.
TAHRAN DÖNÜŞÜ
Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte İran ziyaretine katılan Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, yurda döndü ve ayağının tozuyla bütçe görüşmelerine katılarak dün de ‘nöbetçi Grup Başkanvekili’ olarak kaldığı yerden göreve başladı.
Genel Kurul çalışmalarına dakikalar kala sayın Turan ile telefonda görüştüm. İran ziyaretinin nasıl geçtiği gibi soruların ardından söz dönüp dolaştı Çanakkale’ye geldi. Anladığım kadarıyla Turan, İran ziyaretinde de boş durmamış ve Çanakkale kulisleri yapmış bakanlarla.
Denizcilik Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı ile yaptığı görüşmeyi aktardı Turan. Ayvacık-Küçükkuyu yolu dahil Nusratlı rampalarıyla ilgili tünel geçişlerinde mutlu sona yaklaşılmış. Bu yolun Çanakkaleliler olduğu kadar trafik kazaları ve sürücü yol güvenliği ile ilgili önemini anlatmış Bakan Binali Yıldırım’a.
Tam da Yavuz Sultan Köprüsünde önceki gün yapılan kaynak töreninde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği trafik kazalarını önleme ve sürücü yol güvenliği sözleriyle Ak Parti Grup Başkanvekili Turan’ın sözleri örtüşüyor.
Çanakkale adına önemli bir gelişme demiştim.
Nusratlı için ikili görüşmenin faydalı geçtiğini belirtirken Turan bir şeye daha söyledi. Dedi ki “Çanakkale’nin bölünmüş yol sorunu artık kalmayacak. Bunun için çaba harcıyorum.”
Sayın Turan’ın niye Başbakanla sık, sık yurtdışı ziyaret programına katıldığını şimdi daha iyi anlıyoruz. Hem diplomatik, hem siyasi, hem de Çanakkale için iş üretme.
Biranda olmuyor.
Ama gelişmeler Çanakkale adına umut verici.
Hele bütçe bitsin, müjdeleri birbiri ardından daha çok duyar olacağız.
TOPALOĞLU GERİ DÖNÜŞÜ
Devlet Su İşleri 252. Şube Müdürlü İsmet Topaloğlu, bir süre önce sessiz sedasız görevinden alınıp bir başka yere atandı. Yerine de Doğan Kahraman getirilmişti. Topaloğlu, İdare Mahkemesine ‘yürütmeyi durdurma’ davası açınca DSİ’nin Çanakkale’de görevlendirdiği yeni müdür vekâleten görevini sürdürdü ve mahkemenin kararı gelince dün itibarıyla görevden ayrılıp eski yerine dönmek zorunda kaldı.
Topaloğlu’nun Çanakkale’deki görevine geri dönüşü Ak Parti’de görüş farklılıkları yaşanmasına sebep oldu. Partinin kimi yöneticileri ‘İsmet Topaloğlu Çanakkale çocuğu ’ diye sevinirken kimisi de memnun olmadığını belirterek açık tavır koymuş. Bu görüş farklılıkları nerede sonlanır bilemem.
Muhtemelen bu gelişmeler bütçe görüşmelerinden sonra Çanakkale’ye gelecek vekillere aktarılacak. Teşkilat kadroları ne diyecek, ara formül ne olacak, Topaloğlu ile daha devam edilip yeni bir tasarruf kullanımı nasıl gelişecek?
Bütün bu soruların şimdilik cevabı yok.
Göreve iade kararını hafta sonu tatilinde bazı Ak Partili yöneticilerle paylaşan İsmet Topaloğlu’nun da boş durmadığı yönünde bilgiler geliyor kulağıma. Bu bilgilerin yönetim kurulunda da tartışıldığı belirtiliyor.
Müdür Beyin dönüşü, gönderildiği gibi sessiz sedasız olmadı.
Hayli ses getirmişe benziyor.
POSTACI ARTIK KAPI ÇALMIYOR
Yazının başlığı sizi sakin nostalji yapmaya zorlamasın. Özlem duyduğumuz, eski günleri yâd edecek o kadar çok değer yok oldu ki, sıla hasretinin de ötesi. Sıralı evlerden vazgeçip siteler, apartmanları mesken tuttuk. Yaşam alanını değiştirmeyle başlayan modernleşme hâlbuki toplumsal erozyona yol açtı, kendimize farklı statüler biçerek ayrı bir sınıf oluşturduk.
Kimse kimseyle dertlenmiyor. Yasama bir gecede karar veriyor, yürütmenin elini rahatlatıyor.
Mağduriyetler yaşanıyor ama fark edilmiyor, canı yanan yandığı ile kalıyor.
Tebligat Kanununda yapılan değişiklikle birlikte artık postacı kapıyı çalmaz oldu.
PTT’nin, diğer T’si özelleştiği için artık elimizde sadece Posta hizmetleri kaldı. Diğer T, yani telgraf, artık mail yaygın kullanıldığı için sadece düğün, dernek, açılış v.s dışında niteliğini giderek yitiriyor. Bankacılık hizmeti ile boşluk doldurulmaya çalışılıyor. Geride sadece posta hizmetleri.
Bari posta hizmetlerini layıkıyla yerine getir. Ama yok.
Tebligat Kanununa bağlı olarak ihtarname v.s, taahhütlü işler muhtara havale.
Çanakkale’deki muhtarlıklara bakın, nüfusu en az olan muhtarlıklarda yığılı resmi evrak. Posta yoluyla giden evraklar. Postacının kapı, kapı dolaşma devri kapanmak üzere. Muhtar uğraşsın.
Mağduriyetin faturası vatandaşa.
Çanakkale Posta Müdürlüğü vatandaşların yaşadığı mağduriyetleri biliyor mu?
Mahkemeye ‘zorla getirme’ nedir bilir mi?
Postacı artık kapıları çalmıyor, zillere dokunmuyor, ihbarname de bırakmıyor.
Kanıt mı?
Yüzlerce, belki de binlerle ifade edeceğimiz mağdur.
Çanakkale Posta Müdürü bunları biliyor mu?
Yorumlar
Yorum Yaz