Karabiga beldesinde yer alan Pegai Kalesi’nde, Eylül 2021 itibari ile yüzey araştırmaları ve belgeleme gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Karabiga Belediyesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin destekleriyle gerçekleştirilecek olan yüzey araştırmalarının döneme ışık tutması bekleniyor. Çanakkale’nin Ortaçağ ve Türkleşme dönemlerine ilişkin verilerin elde edilmesi beklenen araştırmalara Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Koçyiğit başkanlığındaki heyet sürdürecek. Koçyiğit, “Bu bir kültürel miras, evrensel. İnsanların ortak mirası. Bunun için herkesin bir adım atması gerekiyor” dedi.
Koçyiğit, Çanakkale’nin birçok bölgesinde kazı ve yüzey araştırmalarının sürdüğüne dikkat çekerek, “Tarih öncesi dönemlerden başlayarak Osmanlının sonlarına yani bizim Türk Dönemi dediğimiz döneme kadar çok farklı süreçlerde çalışmalar yapılıyor. Bizim çalışacağımız bölgede bazı yayınlara konu olmuş ve bazı araştırmacılar tarafından ziyaret edilmiş. Bizim burada çalışmak istememizin bazı nedenleri var. Geniş katılımlı bir ekiple daha kapsamlı çalışma yapmak istiyoruz. Hem de burada müthiş bir tahribat söz konusu. Bunun önüne nasıl geçebiliriz sorusuna yanıt arıyoruz. Surlar her geçen gün deformasyona uğruyor, duvarlar her geçen gün bozuluyor ve her yaptığımız ziyaretlerde bunun artarak devam ettiğini görüyoruz” ifadelerine yer verdi.
“TAHRİBATA ÇÖZÜM BULABİLİR MİYİZ?”
Yüzey araştırması yaparken sadece yüzeyden veriler toplama be kent hakkında bilgi edinme dışında da hedefleri olduğunu belirten Koçyiğit, “Tahribata biz çözüm bulabilir miyiz? Araştırmaların yanı sıra yapıyı korumaya yönelik nasıl öneriler sunabiliriz? Buranın geleceğine yönelik ne önerebiliriz? Bu soruların cevabını arıyoruz. Bizim ekibimizde restoratörler, sanat tarihçileri, arkeologlar, epigraflar, sualtı arkeologları var. Her şeyden önemlisi mimar ve restoratörler var. Mimarlarla birlikte bu kale kalıntılarının tespiti, tespiti sonrası restorasyona ve korumaya yönelik bazı çözüm önerilerimiz olacak. Bunları hayata geçirebilmek bizim amacımız. 2 yıllık bir proje. Zaman içinde elde edilen sonuçlara göre farklı bir yöne evirilebilir” sözlerine yer verdi.
“YÜZEY ARAŞTIRMASINDAN SONRA YOL HARİTASI ÇİZECEĞİZ”
“Buluntulara göre; elde ettiğimiz sonuçlar ve veriler doğrultusunda gerekli görülürse, resmi kurumlara başvurular yapılıp, gerekli izinler alındıktan sonra sistemli bir kazı olsun istiyoruz. Çünkü kazı ile birlikte fiili olarak restorasyon çalışmalarını daha kapsamlı yapabiliriz. Restorasyonla birlikte kazı çalışmalarının ortak devam etmesi o bölgede arkeo-park ya da açık hava müzesine dönüşmesine imkan sağlayacak. Buna olanak sağlayacak” diye belirten Koçyiğit, “Bizde bunun alt yapılarını yapmaya çalışıyoruz. Bu yüzey araştırması bizim için hem belgeleme, hem onarma anlamında ‘Ne yapabiliriz? Neredeyiz? Geleceğe dönük burada daha kapsamlı ne yapabiliriz?’ sorularının cevabını belki de bize 2 yıl içinde verecek. Ve biz de 2 yıl sonun da bir yol haritası çizeceğiz” dedi.
Bugün Kalenin bulunduğu bölgede, Antik Çağlarda Priapos olarak adlandırılan bir kent bulunduğunu kaydeden Koçyiğit, “Priapos, Yunan mitolojisinde bereket tanrısı. Kentin ismi de buradan geliyor. Antik çağdaki kente ilişkin olarak bugün lokalizasyonla ilgili problemler var. Tam olarak kale harabelerinin bulunduğu yer mi yoksa biraz daha modern kentin bulunduğu alanda ya da onun hemen doğusunda ve güneyindeki tepeler de mi şeklinde bazı problemler var.” Sözlerine yer verdi. “Kesin olan şu ki Karabiga yani kalenin bulunduğu yerleşim yeri antik Priapos kenti üzerine kurulmuş. Pegai ismi ise Ortaçağ’da özellikle 11. yüzyıldan itibaren Bizans kaynaklarında rastladığımız bir isim” diye ifade etti
ESKİ YERLEŞİM KARABİGA
“Pegai kenti Bizans kenti olmasına rağmen, Latinlerin yoğun olarak yaşadıkları bir yerleşim yeri. Nitekim, sonraki süreçte Bizans’ın başkenti Konstantinopolis / İstanbul, 1204 yılında 4. Haçlı Seferi amacından sapıp da Latinler tarafından ele geçirilince, Pegai'de Latinlerin himayesine geçiyor. Kentin, Latin kaynaklarındaki ismi ise Spiga. Latin kaynaklarında Spiga olarak geçmesi de Pegai acaba Biga mı şeklinde araştırmacıları çelişkiye düşürüyor. Esasında, antik dönemde Priapos olarak ismi geçen kentin üzerine kurulmuş olan Pegai, Latin kaynaklarında Spiga olarak geçiyor” sözlerine yer verdi.
Ayrıca ‘kara’ kelimesinin de Osmanlıcada ‘terk edilmiş ve harabe’ anlamında kullanıldığını belirten Koçyiğit, Biga kenti kurulduktan sonra eski yerleşim yeri olan bölgeye terk edilmiş ve harabe anlamında Karabiga denildiğini ifade etti.
“STRATEJİK ÖNEME SAHİP”
Pegai Kalesi’nin stratejik açıdan önemine vurgu yapan Koçyiğit, “Bizans’ın son dönemlerinde Latinler bölgeye hakim olduklarında burayı bir üst olarak kullanıyorlar. Latinler için Anadolu'da önemli bir kapı görevi görüyor. Aynı şekilde özellikle İznik'te Bizans'ın devamı niteliğinde ki Nikea İmparatorluğunu kuranlar için de önemli. Yine bu dönemde bölgeye Türkler geliyor. Türkler içinde Rumeli’ye, karşı kıyıya gitmek için stratejik bir nokta. Burada zaman zaman Latinler sonra Bizanslılar egemen oluyor. Bölge uzunca bir dönem özellikle de Güney Marmara kıyılarında, kilit bir rol oynuyor. Hem Türkler hem Bizanslılar arasında gidip geliyor. Bizans İmparatorluğu’nun son toprak parçası konumundaki Konstantinopolis Türkler tarafından ele geçirilinceye kadar belki de Anadolu’da ki son Bizans topraklarından bir tanesi” sözlerine yer verdi.
“PEGAİ KALESİ KİLİT NOKTA”
Koçyiğit, “Türkler o zamana kadar çoktan tüm Anadolu’yu ele geçirmişler. Trakya’yı Balkanları ele geçirmişler. Pegai Kalesinin stratejik bir önemi var. Bu anlamda bölgenin Türkleşmesi, Türklerin bölgeye gelerek yerleşmesi anlamında kilit bir rol oynuyor. Aynı zamanda Bizanslılar içinde hala Anadolu'daki hakimiyeti sürdürme, hakimiyet iddiasını devam ettirebilme anlamında stratejik olarak daima önemli olmuştur diyebiliriz” dedi.
“BÖLGENİN TURİZME KAZANDIRILMASI DA HEDEFLERİMİZ ARASINDA”
Öncelikli hedeflerinin arkeolojik çalışmalar ve geleceğe yönelik restorasyon ve konservasyon çalışmaları olduğunu belirten Koçyiğit, “Kale’nin arkeolojik çalışmalarla eş zamanlı olarak bölge turizmine kazandırılması öncelikli hedeflerimiz arasında. Karabiga'ya gelip bölge tarihini yakından öğrenmek isteyenler ve Pegai Kalesini gezmek isteyenler için, orada bazı düzenlemelerimiz olacak. Bu konu ile ilgili olarak bölgedeki STK ve yerel yönetimlerle işbirliği içinde olacağız. İnsanlar oraya geldiği zaman bazı bilgiler edinsinler, güzel anılarla oradan ayrılsınlar istiyoruz. Bölgede daha fazla zaman geçirsinler istiyoruz. Bunun içinde orasının öncelikli olarak gezi parkuru şeklinde düzenlenmesi, çeşitli bilgi levhalarının konulması gerekiyor. Kalıntıların yavaş yavaş ortaya çıkartılmaları gerekiyor. Kalenin tarihi ve arkeolojik değeri ile birlikte bir kültür mirası olarak korunması ile birlikte bölge turizm ve ekonomisine katkıları anlamında da çalışmalarımız olacak. Bugün baktığımızda gerek Çanakkale’de gerekse yurt çapında bazı büyük firmalar bulundukları bölgelerdeki bu gibi çalışmaları destekliyorlar. Bu bir kültürel miras, evrensel. İnsanların ortak mirası. Bunun için herkesin bir adım atması gerekiyor” diye vurguladı.
“ÖĞRENCİLERİMİZ MODERN ARKEOLOJİ TEKNİKLERİNİ GÖRECEKLER”
Eylül ayında başlayacak yüzey araştırmasının ÇOMÜ ve öğrencileri içinde önemine dikkat çeken Koçyiğit, “Arkeoloji ve sanat tarihi öğrencilerinin okulda edinilen teorik bilgilerin pratikte uygulayabilecekleri bir kazı ortamı görmeleri ve bir kazı ya da yüzey araştırmalarında bulunmaları çok önemli. Öğrencilerimiz buraya gelerek modern arkeoloji tekniklerini görecekler. Arkeolojik çalışmalar nasıl yapılır bunu görecekler. Doğrudan arazide bulunarak bu işin merkezini, kaynağını görme şansı bulacaklar. Öğrencilerimizin iyi ve kaliteli bir eğitim almaları için pratik anlamda bu çalışmalarına katılmaları elzem” sözlerine yer verdi.
Damla YELTEKİN
Yorumlar
Yorum Yaz