Şiddet olaylarının anaokuluna kadar indiğini belirten Pedagog Hakan Şahintürk toplumun giderek yozlaştığını ve insanların sosyolojik olarak kendilerini güvenme hissetmediklerini söyledi. Çocuk masumiyetinin çok az kaldığını belirten Şahintürk, “Sadece çocuk değil onları yetiştiren yetişkinlerin de bu anlamda şiddet eğilimi göstermesi ve bunun bir kültür haline gelmesi. Şiddet ikliminde yetiştirilmeye alıştırıldık. Mafyatik diziler, oradaki kahramanları idealize eden gençler ve bunlarla ilgili bir süreç. Hepsi kümülatif olarak üst üste konularak bugüne geldik biz. Hala aynı şekilde bunun devam etmesi ve bununla ilgili bir önlemin alınmaması bu işi daha da büyütecek. Çocuklarla özellikle bu konuda çalıştığım vakalarda bu işin anaokuluna kadar inmesi, kreşlere kadar inmesi beni çok rahatsız etmeye başladı. Bu yüzden bu konuda topyekûn duygusal okuryazarlık seferberliği yapılması lazım. Nasıl cumhuriyet döneminde okuryazarlık seferberliği başlatıldıysa bu dönemde de duygusal okuryazarlık seferberliği başlatılması lazım. Haberleri açıyorsunuz her yerde şiddet. Sarmal haline geldi. Haber izleyemez olduk. Yolda yere çöp atan insana, ‘Neden atıyorsun?’ demeye korkar hale geldik” dedi.
TAHAMMÜLSÜZ İNSANLAR…
Pedagog Şahintürk sözlerine şöyle devam etti: “Bu sosyolojik dinamiklerle de alakalı. İnsanların bazı noktalara tahammülsüzlüğünün hem ekonomik hem sosyal olarak tetikleyicilerinin olması, adaletin tam anlamıyla işlevini kurumsal olarak yürütememesi. Bununla beraber insanların kendilerini güvende hissetmemesi. Güven ihtiyacının karşılanamaması durumunda özellikle birey olarak insanlar kendi adaletini sağlamak için kendileri önlem almaya çalışıyorlar. Bu yüzden işler buraya kadar geldi. Her şey o kadar hızlı gelişiyor ki… Telefonlar, tabletler… Çok hızlı bir döngüdeyiz. Burada gençlerin özellikle teknolojiden uzak tutulmaması gibi bir durum olamaz, mümkün değil. Teknolojinin daha faydalı hale getirilmesi ve bununla ilgili yasa koyucuların eğitimciler ile beraber eşgüdümlü olarak önlem alması, bunlar ile ilgili takibin yasalarla sağlanması gerçekten şu anda en önemli ihtiyaçlardan bir tanesi.”
ÇOCUK TELEFONDA TEK TUŞLA HALLETTİĞİ ŞEYİ DIŞARIDA HALLEDEMEYİNCE ÖFKELENİYOR
Çocukların telefon ve tablet ile ilişkisinin gelişimine etki ettiğini belirten Pedagog Hakan Şahintürk, “Bakıyorsunuz çocuğun elinde telefon. Çocuk telefondaki tek tuşla her şeyi halledebiliyor. Burada sorun şuradan başlıyor. O tek tuşla halletmesi gereken şeyi dışarıda da halletmeye çalışıyor. Halledemediği zaman da öfkeleniyor. Bu çocuklar için önemli bir öfke tetikleyicisi. Çocuk hayatı telefonda gibi yaşamak istiyor. Bu da çocukların sosyal ve duygusal gelişimini inanılmaz derecede etkiliyor.” dedi.
TELEFONLAR TEKNOLOJİK DADI HALİNE GELDİ
Telefonların teknolojik dadı haline geldiğini kaydeden Şahintürk ailelere bir de mesaj verdi, “Ailelere şu çok kolay geliyor; okul öncesi bir çocuk düşünelim. Aile pikniğe gidiyor. Yanına oyuncak çantası almayıp telefon alıyorlar. Telefonu taşımak çok kolay geliyor ailelere. Halbuki resim defteri, boyama kalemleri ya da legolar gibi çocuğun sevdiği oyuncaklar alınsa o çocuk orada telefonu bağımlı kalmayacak. Telefonlar teknolojik dadı haline geldi. Bu da çocuğu bağımlı hale getiriyor. Bununla beraber çocuğun gelişim alanlarından en önemlisi dil gelişimi. Bu çocukların dil gelişimini acayip derecede etkiliyor. Bu durumda eğitime başlayan çocuk dil alanında kendini ifade edemediği için öfkeleniyor, çünkü konuşma becerisi gelişmemiş. Öfkelendiği için de şiddete başvuruyor. Bu işin başka bir tetikleyicisi de şu; ailelerin de zorbalığa uğrayan çocuklara şunu söylemesi beni çok üzüyor: ‘Sana vurana sen de vur’ Böyle bir koruma davranışı geliştirmesini istiyor. Evde yine aynı şekilde anne babaların elinde telefonlar. Evin içinden yazışmalar. Çok acı bunlar. Bunların hepsi ailedeki sosyal duygusal etkileşimi azalttığı için topluma izdüşümü de aynı şekilde oluyor. Birbirinden kopuk yaşamlar”
AİLEDE DUYGUSAL OKURYAZARLIK ÇOK ÖNEMLİ
Şahintürk sözlerine şöyle devam etti: “Ben ikinci kitabımı bunun üzerine yazdım. Ailede Duygusal Okuryazarlık. İnsanları birbirlerini gerçekten anlamak için dinlemeleri gerektiği şeklinde yazmak istedim. Kimse kimseyi dinlemiyor. Dinlediğini zannediyor geri bildirim vermiyor. İnsanların akademik zekası bir yere kadar gelişiyor. Duygusal zeka ise insanların kendilerini tanıması, duygularını tanıması başkalarının duygularını anlaması ve bu anlamda insanları anlamak için daha fazla çaba harcamasına yarayan zeka türü. Akademik zekadan ayrı olarak ömür boyu gelişebilecek bir zeka türü.”
DUYGULARINI YÖNETEMEYEN İNSAN DUYGUSAL VE ŞEFKATLİ OLAMAZ
Gençlerin umutsuz bir şekilde yaşadıklarını kaydeden Şahintürk ilkokul beşinci sınıftaki bir çocuğun dolar kurundan bahsettiğini belirtti. Pedagog Şahintürk sözlerinin devamında, “Çocuk çocukluğunu yaşamalı. YÖK rakamlarına göre şu anda 206 tane üniversite var. Bu mezunlar nerede ne iş yapacak? İstihdam ve ekonomi planlaması arasında bir eş güdüm yok artık. Kendini güvende hissetmiyor insanlar. Geleceğine güvenmiyor, sosyolojik ortama, adalete güvenmediği için kendine güvenmiyor. Kendine güvenmeyen insan duygularını yönetemez. Duygularını yönetemeyen insan da nazik ve şefkatli olamaz. Şiddet eğitimi olur. Bu da toplumun genetiğine etki ediyor. Kendini keşfetmeyi unutmuş insanlar topluluğu olduk. İnsan 60 yaşında da farkı bir şeyler yapmayı öğrenir. 5 yaşında da farklı şeyler yapmayı öğrenir. Toplumdaki yozlaşma ve çürüme bu konudaki en büyük etken.” şeklinde konuştu.
Kaynak: haber merkezi
Yorumlar
Yorum Yaz