ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR
Osman Demircan
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Başkanı
1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?
Dünya nüfusu çok hızlı büyüyor, Çanakkale göç alıyor hem çevre köylerden, ilçelerden hem de büyük yerlerden de emekliler geliyor. Mesela emekliler İstanbul’dan geliyor, daha sakin, daha rahat, daha özgür bir kent olduğu için buraya yerleşiyorlar. Onun için Çanakkale çok yönlü büyüyor. Yaşam daha rahat, daha özgür, çekici bir yer olduğu için üniversite kontenjanları bile dolup taşıyor. Anadolu da benzer üniversitelerde kontenjanlar boş kalırken bizim üniversitemiz doluyor. Öğrenci sayısı 60 bine yaklaştı, nüfusun yarısı, yani iki kişiden birisi öğrenci. Bu da Çanakkale için çok büyük bir avantaj, kültürel düzeyi yukarıda, özgürlük, hürriyet, insan hakları her bakımdan ileri düzeyde olduğu için çekici geliyor ve göç alıyor. Çanakkale 3 ay da 10 bin kişi büyüyor.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
Sanayi şuan da yok denecek kadar az onun için gençlere iş alanları yok. En büyük sorunlardan bir tanesi de bu. Keşke iş alanları oluşturulabilse, onun için Çanakkale sanayi kenti denemez. Bence olmasa da daha iyi diye düşünüyorum. Çünkü sanayi demek kirlilik demek, atmosfer kirliliği, hava kirliliği, toprağın alt-üst edilmesi bunlar doğaya zarar. Onun için sanayi olmasa daha iyi ama turizm, eğitim yönünde Çanakkale hızlı gelişebilir. Boğazı, antik kentleri turizm açısından hızlı gelişmeyi sağlayabilir. Çanakkale’ye yeni üniversiteler kurulsa bile kaldırır diye düşünüyorum. Bu da konuşuluyor iki yeni üniversite gündem de birini Ticaret Odası üstlenmeyi düşünüyor, bir de Terzioğlu Vakfı kullanmayı planlıyor. Bence Çanakkale’de beş yıl içerisin de önde olacak olan turizm ve eğitimdir. Bundan önce Çanakkale’nin doğal varlıklarını koruması gerekiyor. Doğal varlıklar da Çanakkale’ye hayat veren şeylerdir. Şuan Çanakkale’nin tek su kaynağı Atik Hisar Barajı, barajın üzerinde Kirazlı ve Balaban var, Balaban’ın üzerindeki yangın kulesi ve Balaban Tepesi’ni maden şirketine verdiler. Eğer Balaban Dağı’nı patlatırlarsa ki mutlaka siyanür havuzu da kuracaklar hatta şuan da Atik Hisar Barajı’ndan su almak için müracaat etmişler ama İl Genel Meclisi bunu reddetmiş. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse Çanakkale’nin tek su içme kaynağı zehirlenecektir. Buradan etkilenecek nüfusta 180 bin civarın da bir nüfustur. Sadece Çanakkale ve Kepez’i kastediyorum. Bu büyük bir tehlike, ikinci büyük tehlike ise iki tane Ahı Dağı var, bir tanesi Çan’da bir tanesi Lapseki tarafında, buraya gelen tatlı su Lapseki’deki Ahı Dağı’ndan gelir. Aynı zamanda Çan’daki Ahı Dağı’ndan da buraya ve Çan’a su gidiyor. Oradaki dağın iki tarafına da siyanür havuzu kuracaklar ama bu dağdan 37 tane köy su ihtiyacını karşılıyor. Eğer buralara da bu havuzlar kurulursa 37 köy ile beraber birçok habitatta etkilenecektir. Yani Çanakkale’nin önce doğal varlıklarını koruyup yerleşimi üniversiteyi ona göre açması lazım. İki tane üniversite açarsak Çanakkale’de öğrenci nüfusu ortalama 100 bini aşacaktır. Peki su ihtiyacını nereden karşılayacağız? Sadece öğrenci sayısı 100 bin yani Çanakkale’nin nüfusu Kepez ile beraber 252 bine yaklaşacaktır. Bu da büyük bir talep bu suyu nereden karşılayacağız. Önce doğayı korumamız lazım ki ileriye dönük plan yapabilelim.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
Şehir içi ulaşım çok iyi değil çok zaman kaybediliyor, trafik ışıkları çok uzun süreli yanıyor, yollar dar, park yeri sorunu var, deniz kullanılamıyor. Mesela Beşiktaş- Üsküdar arası motorlar nasıl karadaki gibi hızlı çalışıyorlar, burada da Kepez ile İskele Meydanı arasında gidip gelse, ulaşımı karşılasalar olmaz mı? Öncelikle ulaşım probleminin çözülmesi lazım. Sarıçay temizlenip açılabilir. Öyle açılır ki oraya tekneler girip, çıkabilir hatta oraya yuvalanabilecek bazı balık türleri, mesela Hazar Denizi’nde yumurtaları çok değerli olan balık türleri var. Üniversitede de o bölgeden Azeri hocalar var, onların önerisiydi bu, biz proje olarak sunduk ama önce Sarıçay’ın temizlenmesi lazım, oraya kanalizasyon akmaması lazım, Sarıçay, çevre yoluna kadar temizlenebilir. Mesela otogara tekne ile gidilebilir, otogar Sarıçay kenarına alınabilir çünkü otogarın da yeri çok kötü diye düşünüyorum. Hava alanı şehrin içinde kaldı o oradan taşınabilir bence Kumkale Ovası hava alanı için uygun bir bölge olarak görünüyor. Bu sahilden Troya’ya kadar raylı sistem döşenebilir, o raylı sistem Troya ile Çanakkale arasın da tur atabilir. Yani Çanakkale’nin daha çekici hale getirilebilmesi için yapılabilecek güzel şeyler var, bu belediye ve belediye başkanının çevresindeki danışmanların şehir planlamacısı, ileri görüşlü, mühendis, temel bilimlerden anlayan, yurt dışı tecrübesi olan kişilerden olmasına bağlıdır. Bence Çanakkale’nin gelişmesi için askeri alanın da taşınmasında fayda var çünkü Naraburnu’a kadar çok güzel bir alan, şehir o tarafa doğru gelişse daha güzel olur diye düşünüyorum. Çanakkale’nin gelişmesi için bu tür planlı, yapılacak çok şey var. Bir yandan da Çanakkale insanının trafikte sakin olması gerekiyor. Biz bir hafta önce İzzet Baysal Üniversitesi’ne gittik. Yaya kaldırımının kenarına geliyoruz araçlar hemen durup yol veriyorlar. Yollarda çöp yok, araçlar park edilmemesi gereken yerlere park etmiyorlar, biz de bir ikilemde kaldık. Bolu ile Çanakkale’nin eğitim düzeyini ele alacak olursak Çanakkale yukarıya doğru puan yapıyor. Bolu aşağıya düşüyor ama medeni yönden düşününce Çanakkale altta kaldı, Bolu üstte kaldı. İnsanlar Çanakkale’de özgür yaşıyorum diye ortalığı kirletiyorlar. Özgür yaşamak; gece kordona çıkıp bir şeyler içebilmektir ama o şişeyi kırıp gitmek özgürlük değildir. Bu konu da Çanakkale’nin sıkıntıları biraz fazla diye düşünüyorum.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Kesinlikle termik santraller gelmemeli diye düşünüyorum. Çünkü termik santraller gerçekten demode, geçmişin teknolojileridir. Artık gelişmiş ülkelerde termik santralleri söküyorlar herhalde bizim gibi ülkelere’’kömürünü de alırsanız size şu kadar ucuza veririz ‘’ diyorlar, yatırımcılar da oradan sökülen termik santralleri buraya getiriyorlar. Boğaz kenarına getiriyorlar ki soğutma olarak boğaz suyunu kullansınlar diye ama boğazın suyu ısınıyor, boğazdaki habitat, ekosistem bozuluyor. Onun için termik santraller kesinlikle gelmemeli diye düşünüyorum. Çanakkale’de onların yerini tutacak başka kaynaklar var. Çanakkale, Türkiye’nin en rüzgarlı kenti ve o potansiyelin daha %10’unu kullanmadı. En rüzgarlı kent olduğu halde Balıkesir’de rüzgar enerjisi yatırımları buranın 4 katı fazla, üstelik Gökçeada, Bozcaada açıklarında deniz o kadar sığ ki 15-20 metre, 40 metre derinliğe kadar İskandinav ülkeleri denizlere rüzgar enerjisi kuruyorlar. Niye biz kuramıyoruz? Rüzgar denizde düzgün, homojen aktığı için daha verimli esiyor, daha verimli rüzgar enerjisi elde edilebiliyor. Çanakkale’nin denizde rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi potansiyeli yüksek. Sadece rüzgar, güneş ve jeotermal ile bütün Türkiye’yi besleyecek kapasitesi var. Yani Çanakkale turizm, eğitim ve enerji olabilir ama termik santraller kesinlikle gelmemeli diye düşünüyorum. Yatırımlar yönünden baktığımızda turizmin ve eğitimin öncelikli olması gerektiğini düşünüyorum. Yeri gelmişken söyleyeyim biz bir ‘’Bilim Köyü’’ kuruyoruz. Üniversitenin tekno-parkına bağlı bir bilim köyü kuruyoruz, Ali Nesin’in ‘’Matematik Köyü’’ne benzer ama daha genel kapsamlı olacak. Öncelikli eğitim alanları seçeceğiz, mesela sağlıklı yaşam, iyi tarım, folklor, sanat alanları, fen bilimleri gibi insanların ihtiyacı olan birçok alanı kapsayacak şekilde eğitimi temel alan bir bilim köyü kuruyoruz. Denizi de kullanacağız ve demin bahsettiğim rüzgar enerjisi santralimiz olacak. Hatta denizin altında evler yapmayı planlıyoruz. Bu çevre için çok çekici, inovasyona yönelik, insanların yaşamına dokunan, orijinal, güzel şeyler yapmayı planlıyoruz. Yani ben Çanakkale’de yatırım deyince eğitim ve turizm diyorum.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
Köprü geniş yollarıyla beraber gelecek, ulaşım kolaylaşacağı için en azından yol çevresinde, yolun çevresine de isteri istemez sanayi kuruluşları da gelecektir. Kısmen de olsa iş alanları açılacak, Çanakkale’deki işsizlerin iş bulması açısından bir miktarda olsa yararlı gibi görünecektir ama trafik görünmeyen bir kirliliktir. Arabalardan çıkan fosil yakıtlar termik santrallerden daha az zararlı değildir ve oldukça fazla zarar veriyor. Karbondioksit miktarı artıyor ve çevrede yeşil alan, yeşil bitkiler yoksa karbondioksit emilemiyor ve çevreye kaba kirliliği oluşturuyor. Boğaz köprüsü ve yolların hava kirliliği getireceğini düşünüyorum. Çanakkale’nin büyümesini hızlandıracak, ulaşımın olduğu yer gelişmiş görünecek, yol çevresinde daha fazla yerleşim alanları oluşacak ama bunların yararları kadar zararları da olacaktır. Şehir büyüdükçe sıkıntılar büyüyecek ulaşım bakımından biraz daha kolaylık sağlayacaktır. Köprü bittikten sonra önüne geçilemez bir büyüme olabilir çünkü İstanbul dolmuş taşıyor. Genellikle İstanbul’dan oranın trafiğinden, yaşam sıkıntılarından bıkanlar bu tarafa doğru geliyorlar. Hatta hafta sonları bile İstanbul buraya akıyor diyebiliriz. Köprü ve yol olunca buraları çok daha hızlanacak ve dolacaktır. Çanakkale 1960’ların İstanbul’u gibi demek ki 50 yıl sonra Çanakkale’de İstanbul gibi olacaktır.
6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Benim alanım arkeoloji ile çok bağlantılı değil ama kentin arkeoloji ve turizm bağlantısını takip etmeye çalışıyorum. O bakımdan güzel bir avantaj, inşallah bunu üniversite, valilik, ilgili kurumlar kullanabilirlerse, etkin kullanabilirlerse Çanakkale için yararlı olur, turizmin gelişmesi için yararlı olur. Geleceği tahmin etmek çok mümkün değil ama hazırlıkları duyuyorum ama yeterli olduğunu da zannetmiyorum. 2015’te 100. Yıl gerçekten çok sönük geçti, yapılan reklamlara rağmen düşünüldüğü gibi olmadı. O şekilde olmamalı. Mesela benim aklıma gelen, Troya Hazineleri’nin büyük bir kısmı Rusya’da bunun ne kadarının nereye olduğunu biliyorlar. Bu valilik aracılığıyla hükümete yansımalı, Troya Hazineleri en azından 2018 yılı için getirilmelidir. Kalıcı gelmese bile sergilenmesi için gelmeli. Hükümetler arası ilişkilerde iyi olduğu için bu yapılabilir. Olursa da çok güzel olur Troya Yılı bağlamında güzel bir etkinlik geçirmiş oluruz diye düşünüyorum. Bir de Çanakkale çok fazla bilimle iç içe olmadığı için Çanakkale’nin bilimin doğduğu topraklar olduğunu kimse bilmiyor. Assos’ta Aristo ve ekibi çalışmış, Aristo kralın kızıyla evlenmiş. Ben buradaki yazarlardan ısrarla her görüştüğümde istiyorum ‘’ Aristo’nun Düğünü’’ diye bir tiyatro yazılmalı. Yazılmalı ve oynanmalı kralın kızıyla evleniyor, öyle güzel senaryolar oluşturulabilir ki Türkiye çalkalanır diye düşünüyorum. Anaksagoras ve 40 kadar bilim adamı burada Lapseki’de yaşamış ve fiziğin temellerini atmışlar. Bununla ilgili müzeler açılabilir, tiyatrosu, şiiri, sanatıyla bu bilimin doğduğu topraklar turizme yansıtılabilir. Böylece turizm daha fazla geliştirilebilir diye düşünüyorum.
7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bence siyasi bir şey Çanakkale’ye ne getirir, ne götürü tartışılması gereken bir konu. Ne getireceğini bilmiyorum. Bilmediğim için de çok yorum yapamayacağım. Şuan da ki yapıda belediyelerin kendi hizmetleri var, köylere de Çanakkale merkeze bağlı ve ilçe merkezlerine bağlı köylere de Özel İdare bakıyor. Özel İdarelerin de bir bütçesi var. Çünkü il genelindeki gelirleri Özel İdare topluyor. Büyükşehir olduğu zaman Özel İdare ortadan kalkıyor ve gelirleri büyükşehirlere geliyor. O zaman ortaya şöyle bir sıkıntı çıkacak, Söğütalan Köyü diyecek ki ‘’ bende belediye hizmetlerinden yararlanmak istiyorum, benim köyüme de sabah akşam araç gidip gelecek, yol istiyorum, kaldırım istiyorum, kanalizasyon istiyorum.’’ Köylerdeki bir çok kanalizasyon giderleri yakınlardaki derelere boşaltılır, o da fazla kimyasal olmadığı için havanın etkisiyle doğada kendi kendini yok eder ama büyükşehir olduğu zaman büyükşehir belediyesi bu hizmetleri verebilecek mi? Önemi olan budur diye düşünüyorum.
Caner KÜPELİ
Yorumlar
Yorum Yaz