Türkçe eğitimcisi ve çocuk edebiyatı uzmanı olan Anadolu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Olcay Saltık, çocuğun küçük yaşlarda okuma alışkanlığını edinebilmesi için ebeveynlerin rol model olması gerektiğini söyledi. Çocuğa yönelik okul yaşamında da yoğun bir ödev baskısı yüklendiğini vurgulayan Saltık, bu durumun özellikle ilkokul öğrencilerinin kitaplara yönelik ilgisini azalttığını belirtti.
“Çocuklara ödevler yüklemek kitap okuma alışkanlığına yardımcı olmuyorlar”
“Çocuklar, kitaplardaki karakterlerle özdeşim kuramıyor”
Gelişen teknolojinin de genç neslin kitap okuma alışkanlığı kazanmasına sekte vurduğunu aktaran Dr. Olcay Saltık, “Günümüzde teknoloji bireylerin yaşamına o kadar girdi ki, teknolojiyi ayrı tutmak, ayrı düşünmek olanaksız. Bugün yapılan bir araştırma çok çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. 4 kişilik bir ailenin iletişim masrafı veya telefona harcadığı masraf 213 lira gibi bir rakamken, 4 kişilik bir aile kitaba yılda 26 lira gibi bir para harcıyor. Bu bile bu çarpıklığı çok net bir biçimde ortaya koyuyor. Öte yandan, bizde gerçekten okul öncesi dönemden başlayarak nitelikli kitap sorunu da var. Biz bugün küçük yaştan itibaren çocukları hep ideolojik karakterlerle buluşturuyoruz. Her şeyi bilen, doğrusunu yapan, hiç yanlış yapmayan mükemmel karakterler. Dolasıyla çocuk bu karakterlerle özdeşim kuramıyor. Özdeşim kurabilmesinin tek yolu, karakterin çocuğa yakın olması” ifadelerini kullandı.
“Çocuk, karakteri kendine yakın bulmalı”
Çocuklar için seçilen kitapların, çocukların karakterine seslenmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Saltık, konuyla ilgili şunları kaydetti:
“Onun yaşam alanına giren her karakter, çocuğa özdeşim kurabileceği olanakları verebilmeli. Peki, yazar bunu nasıl gerçekleştirecek? Çocuk, önceden karaktere baktığı zaman, karakteri kendine yakın bulmalı. O karakterin yanlış yapabildiğini görmeli. Aslında yazar, kendi düşüncelerini doğrudan söylemek, ona yalnızca ahlaki iletileri vererek, onu doğru yola sevk edeceğini düşünmek yerine, örtük iletilerle sorumluluğu çocuğa verp onu olaylar üzerinde düşündürebilmeli. Çocuk, yazarla iletişime girdiği zaman, yazarın kendisine yukarıdan bakmadığına tanık olabilmeli. Yazar, çocuğa ‘Şunu yap’, ‘Bunu yap’ gibi söylemlerden çok bunu neden yapması veya yapmaması gerektiği üzerinden düşündürebilmeli. Sanatçı bunları gerçekleştirdiğinde, öte yandan anne babalar da küçük yaştan başlayarak çocuklarına zaman ayırıp onlarla okuma saatleri oluşturursa, çocuk da kitap okuma alışkanlık edindirebilir.”
İHA
Yorumlar
Yorum Yaz