Bu sıkıntılı artışı gözlemleyen Cumhurbaşkanlığı, ‘’İkinci 100 Günlük Eylem Planı’’ içerisine 30 adet ‘’Obezite ile Mücadele Merkezi’’ kurulmasını da dahil etti. Konuyla ilgili bilgilendirme yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Didem Güner, Sağlık Bakanlığını önlem almaya iten sebeplerin insanların bilinçsizce beslenmesi ve bilinçsizce bıçak altına yatması sonucu olduğunu belirtti. Çanakkale’de ki obez sayısının Türkiye ortalamasının altında olmadığını belirten Güner: ‘’Obezite toplumu etkileyen bir sıkıntı’’ dedi.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Didem Güner: ‘’Sayın Erdoğan; İkinci 100 günlük eylem planı içerisinde, ‘Obezite ile Mücadele’ kapsamında, Türkiye genelinde 30 adet Obezite Merkezi açılmasıyla ilgili bir açıklama yaptı. Ben bu açıklamanın obezitenin sağlık giderlerine verdiği total zarardan çıktığını düşünüyorum. Birinci etken insan sağlığını olumsuz etkilemesi ama bunun dışında sağlık giderlerine verdiği zarar, maliyet var.’’
‘’İnsanlar ihtiyaç dışında Bariatrik Cerrahiye başvurmaya başladı’’
‘’Ayrıca son dönemde Obezite Cerrahisi yanı Bariatrik Cerrahi dediğimiz bir olay var. İnsanlar ihtiyaç dışında bu yönteme başvurmaya başladı. Bunun çıkış noktası; kişilerin beden kitle endeksinin 35 ve üzeri olması, metabolik sendrom yaşamaları, belli bir süre diyete devam edip kilo verememeleri gibi etmenler başvurulması gereken bir çözümdü. Fakat son dönemde kişiler bu yolları denemeden direk Bariatrik Cerrahiye yönlendirildi. Toplum bu konuda özendirildi ve bir çıkış noktası olarak gösterildi. Bunun sonunda geldiğimiz nokta yıllık 20 milyar TL civarında bir sağlık gideri ve geçen yıl içerisinde bildiğimiz 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir olay. Sanırım bu Sağlık Bakanlığını uyardı ve önlem alınması için tetikledi. Bunların değerlendirilmesiyle geldiğimiz nokta eğitimlerin oluşturulması oldu. Tabi bunun için ciddi bir fiziksel yapılanma ve personel oluşumu gerekli. Hatta uzman personel gerekli.’’
‘’Obezite; kişileri, ailelerini, iş yaşantısını ve bunların sonucunda da toplumu etkileyen bir sıkıntı‘’
‘’Obezite, multidisipliner bir yapı. İçine baktığımızda hekim, diyetisyen, psikolog, fizyoterapistler gerekecek ve ciddi merkezler oluşturulacak. Hepsinin altında eğitim gerekecek. Bu kitleyi ciddi bir şekilde eğitmemiz gerekecek. Buda nereden baksanız bir yıl gibi bir süreç. Modülü incelediğimizde altı basamaklı bir eğitim modeli oluşturulmuş. İlk önce beş tane pilot iller olacak. Bunlardan sonra da diğer 81 ile yayılacak bir proje var. Bunlar çok güzel ama dediğim gibi uygulama aşamasında hangi sıkıntılarla karşılaşılacak onu şu anda bilemiyoruz. Obezite; kişileri, ailelerini, iş yaşantısını ve bunların sonucunda da toplumu etkileyen bir sıkıntı. ‘’

‘’Obezitedeki artış korkutucu boyutlarda’’
‘’Obezite’de 2017 verilerine bakıldığında; erkeklerde %20.5 kadınlara %41 ortalamasına geldiğimizde ise %30 civarındaydı. Son dönem verilerine geldiğimizde ise yaklaşık %35 olduğu görülüyor. Zaten Sağlık Bakanlığını tetikleyen bu %35’e yaklaşım oldu. Küçük yaş grubuna geldiğimizde erkek çocuklarda %10, kız çocuklarda %6.5 ve ortalaması ise yaklaşık %8.5 gibi bir rakam çıkıyor. 6-18 yaşa baktığımızda; yine ortalama %8.2 ve giderek artan bir yüzdeleri görüyoruz. Bu artış korkutucu boyutlara geliyor. ‘’
‘’Obezite ile mücadeleyi kısa süreli olarak görmemiz yeterli değil’’
‘’Çanakkale’de bu rakamların altında değil. Hatta çok üstünde diyebilirim. Farkındalığımız oluşuyor ama bu farkındalık yetmiyor. Önlem almamız, çare bulmamız gerekiyor. Bunun sonucunda yine eğitime geliyoruz. Obezite ile mücadeleyi kısa süreli olarak görmemiz yeterli değil. Beslenmede ki en büyük sıkıntı; ameliyatta olsanız, kısa süreli kiloda verseniz bunu hayat tarzı olarak görmeniz gerekiyor. Çünkü beslenme temel ihtiyacımız. Beslenmeden olmuyor. Siz hayatınızın her döneminde, anne karnından ölüme kadar olan süreçte besleniyorsunuz ve her dönemde bunun en doğrusunun yapabiliyor olmanız gerekiyor. ‘’
‘’Kilo almak obezite olduğunuz anlamına gelmiyor’’
‘’Obezite, vücuttaki yağ dokusunun kas dokusunda ki oransal olarak artışıdır. Erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üzerine çıktığında obezitedir. Genelde insanlar tartıldığında 5-10 kilo fazla çıktığında ‘’ben obez oldum’’ diyor. Gerçek böyle değil. Kas kütlen arttıysa obez değilsinizdir. Kas kütlesi insanların sağlıklı dokularıdır. Vücut suyu arttığında sağlıklı bir birey olursunuz. Obezite bununla karıştırılmamalı. Bunun içinde insanların belli aralıkla vücut analizi yaptırmaları gerekir. Burada da büyük bir eksiklik var. Bunları doğru bilmemiz gerekiyor.’’
‘’Porsiyonlar son 5 yılda bir buçuk kat büyüdü’’
‘’Bir diğer konu: Okullarda son dönemde çocuklar dışarıda beslenmeye başladı. Toplum olarak dışarıda beslenmeye başladık. Porsiyonlar son beş yılda bir buçuk kat büyüdü. Porsiyonlar patatesle, içecekle büyüdü. Artı 1 lira verdiğinizde size yaklaşık iki kat büyük patates, içecek gelmeye başladı. Fruktoz şurubu almaya başladık. Dolayısıyla bunlarla kilo almaya başladık. İşte göbek çevreleri, bel etrafı büyümeye başladı. Bunlar direk yağlanma ve obeziteyi tetikleyen etmenler olamaya başladı. Dolayısıyla önlem almamız gerekiyor. Okul kantinleri yine başka bir sorun. Buraların acilen denetlenmesi lazım. Obezite aslında buralardan geliyor.’’

‘’Genç neslin tüketimini arttıran fast food oldu’’
‘’Türk toplumu olarak ekmek ve karbonhidratla kilo alan bir toplumuz . Sofralarımızda her öğünde ekmek var. Ama aslında hayatımıza giren ve genç neslin tüketimini arttıran fast food oldu. Bunun acilen düzenlenmesi gerekiyor. Tuz tüketimi ile ilgili bir takım düzenlemeler vardı. Yine bununla ilgili düzenlemeler yapılabilir. Önemli olan eğitim ve süreklilik. Bu ikisi çok önemli. Bu düzen hayatımıza girip çıkan bir şey olmamalı. ‘’
‘’Bireyin %10 kilo vermesi bir çok hastalığın önlenmesinde tedavi edicidir.’’
‘’Obezite tek başına bir rahatsızlık değil. En önemlisi yaşam kalitesini düşürüyor. Kişi kilo aldığı andan itibaren işteki performansı, okulda ki performansı düşüyor ve diyabet, hipertansiyon, kanser gibi kronik hastalıkları çağırmaya başlıyor. Bunlarla beraber yaşam süresini kısaltıyor ve yaşadığı kaliteyi düşürmeye başlıyor. Bireyin sadece %10 kilo vermesi bir çok hastalığın önlenmesinde tedavi edicidir. Hiçbir ilaç kullanmadan sadece kilosunun %10’unu vermesi diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklarda tedavi edicidir. ‘’ GÜLGÜN ÇETİN
Yorumlar
Yorum Yaz