Kurulduğu günden bugüne canla başla mücadele eden Nevruz Köyü Kadın Kooperatifi, dikiş-nakış yoğunluğuna tatlı bir mola verdi. Yenice İlçesine bağlı Nevruz Köyü’nde kadın kurulan Nevruz Köyü Kadın Kooperatifi, İstanbul’dan gelen konuklarını ağırladı. Şarkılar ve türkülerin eşlik ettiği sohbetlerde keyifli dakikalar gerçekleşti. Konuklar arasında yer alan Elvan Tekcan, Kaleninsesi Gazetesi’ne verdiği röportajda, “Nevruz Köyü Kadınları'nı tanımak, bu güzel üretim projesini yerinde görmek ve bu bir araya gelişten nasıl bir katkı sağlarız, neleri çoğaltabiliriz diye görmek, tanımak amacıyla geldik” dedi.
Bizlere kendinizden bahsedebilir misiniz?
İstanbul'da yaşıyorum. Aile olarak IMOGA, İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi'ni kurduk ve yaşatma uğraşısı içindeyiz, Kız kardeşim Eda Tekcan ve en başta da kurucusu olan babam Süleyman Saim Tekcan ile birlikte tabii... Bunun dışında, profesyonel olarak da Milli Reasürans Sanat Galerisi'nin 7 senedir yöneticiliğini yapmaktayım ve görevime halen devam ediyorum. Yani uzun lafın kısası sanat ve kültür alanında yönetici olarak ve sanatçı olarak hayatımı sürdürüyorum diyebilirim.
‘BİZ ONLARLA TANIŞMADAN NEVRUZ KADINLARINI SEVDİK’
Nevruz Köyü Kadınlarıyla bir araya gelme süreciniz nasıl gelişti?
Nevruz Köyü Kadınları ile ilgili ilk bilgilenmemiz, Çanakkale Seramik'te üst düzey yönetici olarak çalışan çok sevgili arkadaşımız Altuğ Akbaş ve sevgili eşi, can dostumuz Ayşe Akbaş'ın, yaşamlarının bir kısmını Çan ilçesinde geçirmeye karar verdiklerini bizlerle paylaşmaları ile başladı. Bu bizim için çok ufuk açıcı ve heyecan verici bir haberdi. Tahmin edersiniz ki son on yılda her gün artarak bunaltan bir yaşamın içindeyiz İstanbul'da, zaten artmış olan tersine göç ve şehirden kaçış, pandemi ile birlikte arttı. Dolayısı ile hepimizin hayalini güzel dostlarımız gerçekleştirmek üzere bir adım atıyorlardı. Ama hepimizin kafasında kocaman bir soru vardı, ‘Sosyal yaşamları son derece aktif olan Altuğ ve Ayşe, Çan'da bir süre sonra sıkılırlar mıydı?’ Altuğ, fabrikada ve görevinin başında olacaktı ‘Ama Ayşe, bir süre huzurlu doğal bir ortamda özlem giderdikten sonra nasıl bir meşguliyet bulacaktı’ gibi sorular oluştu kafamızda. Ama çok kısa bir süre sonra Ayşe, yine hayatın içinden yenilikler bulup çıkartma maarifeti ile bizi Nevruzköyü ve kadınları ile tanıştıracak haberlerle çıka geldi. O'nun bu keşif ve tanışmadan doğan heyecanı kısa zamanda hepimizi sardı ve biz henüz onlarla tanışmadan bile bu kadınları sevdik, inandık ve destek olabildiğimiz kadar onların yanında olmak, bu güzel oluşumun bir köşesinden içinde olabilmek istedik.
‘MEMLEKETE GELİR GİBİ HİSSETTİK’
Gelirken neler hissettiniz?
İstanbul'dan ilk çıktığımız andan itibaren sanki uzun süredir ayrı kaldığımız akrabalarımızı, dostlarımızı ziyarete, memlekete gidiyormuşuz gibi hissediyorduk. Sanırım sosyal medyanın tüm olumsuz yanlarını bir kenara bırakırsak, olumlu bir yanı mesafeleri yakınlaştırması. Biz, henüz yüz yüze gelmeden dahi sanki tüm ekibi tanıyor gibiydik. Onlar da biz geliyoruz diye günler öncesinden telaşa düşmüşler, kekler börekler hazırlığa girişmişler, dediğim gibi sevenlerin buluşması, özleşmesi gibiydi köye gidişimiz.
‘HEPSİNİ TEK TEK TANIDIK’
Çanakkale'de, Nevruz Köyü'nde etkinliğiniz sonrasında nasıl hissettiniz?
Bizi sevgiyle karşıladılar. İnsan o terk edilmiş, yapılma amacından ayrı düşmüş okul binasının bu kadar güzel bir biçimde yeniden hayat bulduğunu görünce çok duygulanıyor. Ulaştığımızda, araçtan inerken en etkileyici manzara, merdivenlerde köpeği ile oturan küçük bir erkek çocuğu idi. Tüm kalabalıktan ayrı öylece gözlüyordu yolumuzu, hani sanki ilgilenmiyormuş gibi ama merakı mavi gözlerinden okunacak biçimde. Hele ki Ayla Hoca elinde sazı ile araçtan indiğinde yüzündeki gülümseme saklayabileceği gibi değildi. Sadece bu bir kaç dakikalık an bile bize sıcacık bir hoşgeldin oldu ve gelirken hissettiklerimizin ne kadar sahici ve yerinde olduğunu bize deneyimletti. Sonrasında kadınlarla tanıştık, Nevruz Köyü Kadınları, o ana kadar bir bütün fikriyattı bizim için, ama hepsini tek tek tanıyıp konuşunca bu duygu genişledi, büyüdü ve bütün bir rengin içindeki tüm tonları görmek gibi rengarenk bir duyguya dönüştü. Açıkçası zaten var olan ilgi ve sevgimiz daha da elle tutulur ve güçlü bir duygu haline dönüştü.
‘MÜZİĞİN EVRENSEL DİLİ’
Nevruz Köyü ile ilgili proje, etkinlik ya da farklı atölyeler planladınız mı?
5. Mekanı dolaştık, kadınların uğraşlarını, atölyeleri gezdik, sonrasında da hep birlikte sohbet edip şarkılar söyledik. Üretim motivasyonla artar, özellikle gönüllülükte süreklilik için rutin olanın kırılması, sürece yeni heyecanların katılması çok önemlidir. Uzak noktalardan temasla, emeklerinin nerelere ulaştığını görmeleri, yepyeni ilişkilerin sağlanması üretmek için büyük bir itici güç oluşturur. Bu sebeple ziyaretimiz, sohbetimiz ve ardından bunun müzik gibi evrensel dili olan bir iletişim aracılığı ile aramızdaki tüm olası ayrılıkları bir etmesi ile coşkulu bir ortam oluştu. Nevruz Köyü kadınlarının günlük rutinleri dışında müzik ile daha fazla haşır neşir olabilecekleri bazı projeler konuşuldu, Ayla Karacan hocamızın önderliğinde, önümüzdeki süreçte programları yapılıp hayata geçirilmek üzere düğmeye basıldı.
Bir şekilde İstanbul'dan kilometrelerce uzakta, Çanakkale'nin köylerinden birine geldiniz. Kadınlar için miydi?
Açıkçası bizim gelişimiz Nevruz Köyü kadınları içindi, doğru bu şekilde ifade edebiliriz ama bu tür temaslar her iki taraf içindir aslında.Yön olarak biz onlara doğru hareket etmiş gibi görünsek de iyilik ve güzellik iki taraflı hareket ediyor, galiba bu gelişimiz daha çok da kendimiz içindi, Onlar bize, biz de onlara iyi geldiysek, doğru bir alışveriş olmuş demektir. Ama eğer pratik olarak Çanakkale'ye ne için seyahat ettik diye soruyorsanız, evet, Nevruz Köyü Kadınları'nı tanımak, bu güzel üretim projesini yerinde görmek ve bu bir araya gelişten nasıl bir katkı sağlarız, neleri çoğaltabiliriz diye görmek, tanımak amacıyla geldik.
‘BİZİM İÇİN HARİKA BİR DESTİNASYON OLDU’
Tekrar Çanakkale'ye yolunuz düşer mi?
Tekrar Çanakkale'ye yolumuz düşsün diye elimizden geleni yapacağımız kesin, burası bizim için harika bir destinasyon oldu. Çok güzel yerler, çok güzel insanlar bulduk burada. Artık bizim için yabancı hissettiğimiz, kendimizi misafir hissettiğimiz bir yer gibi değil, buralı gibi hissettiğimiz bir yer. Tekrar gelmek için bir çok sebep yaratacağımızdan eminim.
‘ÇOK KIYMETLİ BİR İŞ YAPIYORLAR’
Nevruz Köyü Kadınlarına ve Kadın kooperatiflerine bir mesajınız var mı?
Nevruz Köyü kadınlarına ve genel anlamda kadın kooperatiflerine söyleyeceğimiz şudur ki: çok kıymetli bir iş yapıyorlar. Toplumda her bireyin ve herşeyden önce geleceği yetiştiren kadınların aktif üretimin içinde olmaları toplumun gelişimi ve sağlıklı bireylerin yetişmesi açısından son derece önemli. Kadın dayanışmasını da çok önemli buluyorum, özellikle Nevruz Köyü özeline gelirsek, el emeği tüm dünyada kıymeti her geçen gün daha da artan bir alan, bunun teşvik edilmesi, bu yönde becerilerin gelişmesi ve nesillere aktarımı, tüm bunlar çok önemli. Ve toprakla uğraşı kısmı, ata tohumlarının değerlendirilmesi, bu bilincin aktarılması kısmı da var ki bu çok ama çok önemli bir alan. Tüm bunları bir araya getirip, resme baktığımda, müthiş bir samimiyet ve mütevazilik içinde sükunetle yol alan dev bir oluşum görüyorum. Tüm emeği olanları, desteği olanları, her anlamda yüreğini bu işe koyanları canı gönülden tebrik ediyorum, uzun verimli ömürler diliyorum. İnşallah bizim de çorbada tuzumuz olur temennisi ile…
Damla YELTEKİN
Yorumlar
Yorum Yaz