1- 2018 Troia Yılı yeterince tanıtılıyor mu? Yapılan etkinliklerin, yatırımların ileriki yıllarda Çanakkale'ye artısı olacak mı?
Troia Yılı’nda valiliğimizin düzenlediği tanıtım toplantılarına aktif olarak katılıyorum. Dernek başkanı olarak, bir sporcu olarak ve bir vatandaş olarak davet alıyorum. Tanıtımlar güzel ama uygulamaya geldiği zaman bunlar ne kadar faydalı oluyor, ne kadar olmuyor? Açıkçası bunu göremiyorum. Çünkü şunu görüyorum, iki taraflı bir tanıtım var. Birisi valiliğimizin, bir de belediyemizin tanıtımı var. Benim şahsi düşüncemi söylüyorum; ayrı ayrı tanıtım olmaktansa bir tanıtım yapmanın daha güçlü olacağına inanıyorum. Bizim bayrak, vatan, millet, toprak olduğu zaman bir yerde, yerleşim yerinde, kasabada, köyde nerede olursa olsun, Türkiye olarakta düşünebiliriz, tek olmamız gerekiyor. Bir olduğumuz zaman daha tasarruflu olacağını ve daha iyi yerlere, daha çok kitleye ulaşabileceğimize inanıyorum. 23 Nisan, 19 Mayıs gösterilerinde dahi farklı farklı şenlikler yapılıyor. Nereye gideceğimizi bilmiyoruz, insanlar bölünüyorlar. Yani düzenli bir program yapılsa, yapılması gerektiğine inanıyorum. Tek çatın altında her renkte insan olabilir, her yerden insan olabilir ama bir 19 Mayıs3 23 Nisan, 18 Mart hepimizindir. Hepimizin vatanı, hepimizin bayrağıdır. Ben bu mantıktayım. Bu gibi farklı farklı tanıtımlar ekonomik olarakta bize yansıyor. Biz vatandaşız. Belediyenin de valiliğinde harcaması bizim harcamamız. Ben bu konuda tanıtımların ne kadar faydalı olduğunu söyleyemem ama yanlış olduğunu görebiliyorum. Daha az para harcayarak daha çok kitlelere birlik olarak ulaşılabilir. Masraf iki taraftan yapılıyor, sonucun ne olduğunu senenin sonunda resmi olarak yurt dışından ne kadar kişinin geldiğini sayısal olarak öğrendiğimiz zaman görebiliriz.
2- İl ve ilçeler yeterince yatırım alıyor mu? Aklınızda kalan yatırımlar nelerdir?
Biz yatırımları duyuyoruz ama ben yeterli görmüyorum. Bence Çanakkale’yi ayakta tutan faktörün Çanakkale Boğazı ve Şehitlik olduğuna inanıyorum. Çanakkale Boğazı’na karşıdan karşıya bir perde çeksek acaba Çanakkale’de yaşar mısınız? Kocaman bir köy… Çünkü üretim yok. Çiftçilik öldürülüyor. Acaba Çanakkaleli gençler ne yapacaklar? Genelde Çanakkale emeklilerin yeri diye biliniyor. Bu bence yanlış bir bakış açısı, bence Çanakkaleli iş adamlarımız köprüden ziyade üretimi, Çanakkaleli gençlerin yaşam alanlarını geliştirmelerini rica ediyorum. Biz bu gençlerimizi kaybetmemek için güzel yatırımlar yaparsak bu mümkün olur. Her sektöre ihtiyacımız var. Bu da bir yatırımdır. Üretimde olabilir, eğitim de olabilir. İlla bir fabrika kurulacak diye bir şey yok. Üniversitede yeni fakülteler olabilir. Çanakkaleli gençler, Ankara’da İstanbul’da okuyabilir ama burada görev yapabilir. Buradan mezun olanlar kalabilir. Bunu bu şekilde görürsek daha iyi olur. Bence Çanakkale’nin en büyük sorunu yatırım. Emekliler artık dinlenme moduna geçmiş insanlar. Bizim üretici kesime ihtiyacımız var. Bizim o üretici kesimi tutabilmemiz için yatırıma ihtiyacımız var. Yatırım da neyle olur? Fabrikayla olur, üretimle olur, enerjiyle olur. Birçok sektörde yatırım olabilir. Köprüyle de iş bitmiyor. Köprü ulaşım için evet ama köprünün bizim sosyal yaşantımıza ne faydası olacak? Onu değerlendirmemiz gerekiyor. Önce insanların elzem şeylerine el atmak lazım. İşsiz Çanakkaleli gençler acaba köprü ayağında çalışabiliyor mu? Ona bakmamız gerekiyor. Kötü değildir, iyidir ama ben hep dışarıdan çalışanlar var diye duyuyorum. Bunu gerekli kişilerle görüşü, buraya böyle bir iş yapılıyorsa, buradaki beyinden, firmalardan yararlanmak gerektiğini söylememiz gerekiyor. İnanıyorum ki bizim gençlerimizin de orada kendi alanlarında yapabileceği işler vardır. Bunu görüşmemiz gerekiyor. Benim Çanakkaleli gencim işsizse, eğer böyle bir imkanda varsa bizim bunları buradan temin etmemiz gerekiyor. Buradaki gençlerin faydalanması gerektiğine inanıyorum.
3- Çanakkale ili ve ilçelerinde tarım arazileri birer birer satılıyor. Bunlar çiftçiyi ve üretimi nasıl etkiler?
Ben 3-4 yıldır buradayım. Geldiğimde müthiş bir şekilde, daha önceden tarım alanı olan yerlerin imara açıldığını gördüm. Bunun resmi prosedürleri vardır. Test yapılır, topraktan numuneler alınır, bu numuneler belli ölçüm yerlerine gönderilir. Oralardan verimsiz arazi yani belli bir yüzdenin altında olan yerler imara açılması lazımken acaba Çanakkale’nin Karacaören Bölgesine neden gidiliyor? Yerleşim yerlerinin verimsiz arazilere taşınması gerekiyor. Bence en büyük olay rant. Ben hiç yemediğim taze meyve, sebzeyi burada yedim. Şimdi zaman zaman köylere gezilere gidiyoruz. Köylerde genç kalmadığını görüyoruz. Üretim yok. Gençler diyor ki ‘’toprağımı satarım, 10 tane daire alırım, işime bakarım’’ yani tüketici pozisyonuna dönüyor. O araziler ekilip, biçilemiyor. Tabi bu sadece onunla da bitmiyor, devletin politikasıyla da alakalı. Yani devletimiz, köylüsüne, çiftçisine sahip çıkmazsa sonuç kötü olur. Kişi bir anlatıyor sadece haklısın diyebiliyoruz. Çünkü yapamıyoruz, kazanamıyoruz diyorlar. Mazot fiyatları artmış, gübre fiyatları artmış ‘’bizim 1 liraya sattığımız meyve pazarda 5-6 lira’’ diyorlar. Aracı kazanıyor, çiftçide verdiği emekle, çektiği çileyle kalıyor. Kazanamayınca da bu işi yapmıyorlar. Yani bunu sadece çiftçiye suç bulmamak gerekiyor. Bu Türkiye’nin bir sorunu ama Çanakkale’de bariz, çirkin bir şekilde görülüyor. Her taraf bina, bina yapılsın, yapılmasın demiyorum ama doğru yere yapılsın. Bunu menfaat olmadan ilerisini düşünerek, üretimimiz engellenmeden resmi, gerçek fizibilite çalışması yapıldıktan sonra imara açılması taraftarıyım. Yani 4 yıl önce gördüğüm Karacaören şimdi hep taş bina olmuş durumda. Daha önce orada buğday tarlaları vardı. Bunu iyi görmek gerekiyor.
4- Gelibolu Tarihi Yarımada'da neler yapılıyor? Gezip görme şansınız oluyor mu?
Ben Çanakkale’de yatırımın yetersiz olduğuna inanıyorum. Özellikle ‘’Çanakkale Destanı’’, burası resmen tarihtir. Bunun çok yetersiz olduğunu kesinlikle gördüm. Karşıya gittiğim zaman, atalarımızın bizler için mücadele ettiği, metrekareye binlerce merminin düştüğü yere gittiğim zaman tüylerim diken diken oldu. Çok üzüldüm. Aynı yerde bir Anzak, İngiliz, Fransız yerlerini, anıtlarını görünce daha da içim sızladı. Yani yatırım derken biz önce kendi değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Biz şuanda özgür, rahat bir şekilde röportaj yapıyorsak bunu orada toprağın altında yatan 13-14 yaşında şehit olan atalarımız sayesinde yapıyoruz ama sizce saygı var mı? Her şey para değildir. Şimdi iş ticarete dökülmüş, turizm, para kazanmak için son 10-15 yıldır yatırım yapılıyor. Ondan önce devlet neredeydi? Belediye neredeydi? Valilik neredeydi? Bilmiyorum. Çok üzülüyorum. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Çanakkale Destanı veya Çanakkale Zaferi adı altında müfredata ders kitabının girmesi benim hep söylemlerimdedir. Çanakkale’yi ilk okuldan başlayıp, üniversiteye kadar anlatmamız gerekiyor. Müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı hazırlayacak derece derece her Türk Genci üniversiteye geldiği zaman, her üniversite mezunu seçtiği bölüme göre Çanakkale Destanı ile ilgili tez hazırlamasını ön görüyorum. Çanakkale’yi anlamadan kesinlikle hiçbir şeyi anlayamayız. Önce Çanakkale’yi anlamamız gerekiyor. Çocuklarımızın Çanakkale’yi anlaması için buraları tanıtmamız gerekiyor. Sadece ilkokul, orta okul kitaplarında yarım sayfa resimle bu iş olmaz. Kitap olarak müfredata girmesi gerekiyor. Okuyan, okumayan bütün çocuklarımıza devletin el atması gerekiyor. Sadece 18 Mart haftasında değil, yılın 12 ayında program yapılacak ve 81 ilden her yere ve her şeye kadar uzanması gerekiyor. Tanıtım diyorsun, ekonomi diyorsun evet 81 ilimizdeki eğitim, öğretim gören bütün gençlerin Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan, bütün gençlerimize bunu anlatmamız gerekiyor. Bizim bunu bütün çocuklarımıza anlatmamız için müfredata almamız gerekiyor. Her yıl çocuklarımızı buraya getirip, rehber eşliğinde bu toprakları göstermemiz, bu ruhu bir nebze yaşatmamız gerekiyor. Çünkü sadece bir defalık değil düzenli bir şekilde olması gerekiyor. Biz bunu askeriyede yaptık. Her askerimize karşı tarafı üst kademeden izin alarak, her 4 ayda bir tanıtımını yaptık ama bu yetmez ağaç yaşken eğilir. İlkokul çağında başlaması gerekiyor. Dediğim gibi önce tarihimize, kökümüze sahip çıkmamız gerekiyor. Atamıza sahip çıkarsak bu iş olur diye düşünüyorum ama anaya, babaya, ataya sahip çıkmazsan o nesilden bir hayır gelmez diye düşünüyorum. Ondan sonra da yaprak gibi sallanıyoruz. Nereye tutunacağız? İngiliz, Amerikan, Japon hayranlığı, çocuklarımız kendi kültürümüzü, özümüzü tanımıyorlar. Sen kendi özünü, kökünü tanıtmazsan çocuk bir zaman sonra sağa, sola saldırıyor. Nasıl olsam, nasıl bir kişiliğe bürünsem diye düşünüyor. Türkiye’de yaşıyor ama Türk gibi yaşamıyor. Ondan sonra kültürümüz göçüyor. O yüzden ben hep ortamlarda bunu söylüyorum; özümüze sahip çıkmamız, Çanakkale’ye sahip çıkmamız lazım.
5- Yakın bir tarihte Küçükkuyu - Midilli seferleri başlayacak. Bunun Çanakkale'ye katkısı olur mu? Tatilinizin bir bölümünü Midilli'de geçirmek ister misiniz?
Oraya gidene kadar o kadar çok sorunumuz var ki. Olabilir neden olmasın. Katkısı, artısı olabilir. Dediğim gibi ondan önce bizim Çanakkale’mizin değerlerini bilmemiz gerekiyor. Çanakkale’yi güzel tanıtırsak inanın turizm sektörü buraya ait olur. Şuan turizm sektöründeki şirketlerin Çanakkale Ruhu umurlarında değil. Para umurlarında ama biz bunu artı tarafa çekebiliriz. Herkes kazanabilir. Buradaki esnafta kazanır. Bunu kendi Türkiye’mize tanıtsak o Midilli Seferleri denizde damla gibi kalır. Olmasın demiyorum. Tabii ki kazandıracakları vardır. Öyle bir şey olursa tabi gidip görmek isterim. Midilli Osmanlı zamanında bizim adamızdı. Yabancı bir yer değil gidebiliriz. Dediğim gibi ondan önce o kadar sorunlarımız var ki bunları çözmemiz gerekiyor.
Esin Gezer
Yorumlar
Yorum Yaz