Çanakkale turist olarak gelen ziyaretçilerin kente yerleştiği, okumak için gelen üniversitelilerin mezun olduktan sonra yaşamlarını sürdürdükleri bir şehir. Kaleninsesi Gazetesi olarak Çanakkale halkına neden kentimizi sevdiklerini sorduk. Çanakkale halkına göre, kentin en önemli özellikleri arasında bin yıllardır süregelen tarihi, insanların saygılı olması ve kendilerini güvende hissetmeleri geliyor.
ALP, “ÖZEL BİR KENT”
Halk Bahçesi’nde köpeğini gezdiren Burak Alp yaklaşık 2 buçuk sene önce Çanakkale’ye taşındıklarını vurgulayarak, “Çanakkale özel bir kent. İnsanları iyi ve açık kalpli. İstanbul gibi değil. Herkes birbirini tanıyor. Biraz da metropol gibi. Gençler var daha çok. Ailemle beraber geldim. Almanya’da yaşıyorduk. Başka yerleri de gezdik. Ama insanları bizim ilgimizi çekti. Başka şehirlerdeki insanlar soğuk davranıyorlardı. Burası sıcak” dedi.
“KÜLTÜREL ANLAMDA GELİŞMİŞ”
Evcil hayvanlar konusunda da Çanakkale halkının duyarlı olduğunu kaydeden Alp, “İstanbul’da köpeğimle gezerken de çok sorun yaşadım. Ama burada hiç yaşamadım. Evcil hayvanlarımızı gezdirirken de arkadaşlık kurabiliyoruz. Bundan sonraki hayatımı da burada geçirmek isterim. Küçük bir yer ama kültürel anlamda her şey yapılıyor” sözlerine yer verdi.
KOÇ, “ELBETTE SEVECEĞİM”
Ata Akademi Çocuk Kulübü Müdire Meltem Koç, “Eskişehir’de okudum. Adapazarı’nda 3 buçuk sene yaşadım. Çanakkale çok güzel, çok seviyorum ama iş yok. Çok küçük bu anlamda. Emekli şehri. Kendi memleketim. Elbette seveceğim. İş bulana kadar çok zorlandım. Ama doğduğum şehri çok seviyorum” dedi.
DEMİROĞLU, “ÖZGÜR BİR İNSANIM”
Ali Ağaoğlu Anaokulu Rehber Öğretmeni Serkan Demiroğlu, 2016 yılında Çanakkale’ye taşındığını belirterek, “Diyarbakır’dan geldim. Öğretmen olarak atandım. Aklımda İzmir ve Çanakkale vardı. Buranın yaşam tarzı bana uygun geldi. Doğu’da görev yaptığımız için hizmet puanımız yüksekti. Yaklaşık 4-5 senedir buradayım. Çanakkale geldikten sonra evlendim. Eşim de Çanakkaleli. Burada yaşıyoruz. Tercih etmemin sebebi özgür bir insanım. Özgürlük benim için önemli. Buradaki yaşam tarzında güzel yanlar da var. Hoşuma gitmeyen yanlar da var” ifadelerine yer verdi.
“İNSANLAR BİRBİRLERİNE SAYGI DUYUYOR”
Çanakkale’de insanların birbirlerine olan yaklaşımlarının hoşuna gittiğini kaydeden Demiroğlu, “İnsanlar burada birbirlerine saygı duyuyorlar. Ramazan ayında oruç tutan insanlar ve tutmayan insanlar aynı yerlerde oturabiliyor. Kimse birbirine karışmıyor. Kadınlar için özgür bir kent. Sokakta geç saatlerde yürüdüklerinde herhangi bir sorunla karşılaşmıyorlar. Çanakkale bu anlamda iyi. Benim çok sevmediğim yanları da var. İnsanlar daha bireyseller. Daha kolektif bir kültürden geliyoruz. Daha kalabalık ortamları seviyoruz. Burada insanlar özel alanlarını başkalarıyla paylaşmak istemiyor” dedi.
“ÜLKEMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
Çanakkale’nin ülkemiz için olan değerine değinen Demiroğlu, “Ülkemizin tarihi için çok önemli bir yer. Tarihi bir yarımadanın karşısındayız şuanda ülkemizin kurtarılması açısından en önemli cephe savaşlarının yapıldığı yer. Kültürel olarak insana, birlik ve beraberlik duygusunu, ülkedeki farklı etnik kökenlerin tek bir amaç için, ülkeyi savunmak için çarpıştığı, koyun koyuna yattığı bir yer. Çok değerli görüyorum” diye belirtti.
“MODERN KASABA”
Demiroğlu ayrıca Çanakkale’de hayatın çok canlı olduğunu hatırlatarak, “Aslında burası modern bir kasaba. Çok fazla insan sirkülasyonu olan herkesin birbirini tanıdığı bir köy. İmkanları da var. Ama eksikleri de var. Çok fazla özel hastane yok. Mesela Devlet Tiyatrosu olabilirdi” diye belirtti.
TURAN, “DOĞASI ÇOK GÜZEL”
Rehberlik Öğretmeni Sinan Turan, Çanakkale’nin doğasını sevdiğini söyleyerek, “Doğası çok güzel. İnsanlar birbirlerine saygılı. Ama insanlar burada bireyseller. Biri düşse yardım edecek insan yok. Misafirperver değil. Çok saygılılar ama. Toplum bireyselleşiyor. Cana yakınlığını, geleneğini ve göreneğini devam ettirmiyor. İnsanlar zorba değiller ama sıcak da değiller” dedi.
“GELİŞMEMİŞ”
Şehir altyapısının yeterli olmadığına dikkat çeken Turan, “Gelişmemiş. Yollar ve kaldırımları kötü. Kültürel ve sanatsal olarak mesela yemeği yok. Çok güzel bir doğası var. Ama Çanakkaleli çayı nasıl içer bilmiyoruz. Çanakkaleli nasıl konuşur bilmiyoruz. İnsanlar doğasına hayran kalıyor. Doğal güzelliği çok güzel bir şehir ama bayındırlığının, mimarisinin olması lazım. Çanakkale’yle ilgili üzerinde durulacak nokta Troya, Helen uygarlığına sahip olması ve Çanakkale Savaşlarına ev sahipliği yapması” dedi.
ERAŞ, “GÜVENLİ ŞEHİR OLDUĞU İÇİN SEVİYORUM”
Çanakkale Boğaz Komutanlığı’ndan emekli olan Safiye Eraş, “Çanakkale’yi güvenli bir şehir olduğu için seviyorum. Sokakta yaşayan insan olmadığı için seviyorum. CHP Çanakkale Belediyesi’nin verdiği hizmetleri çok beğeniyorum. Benim için önce insan gelir. Belediyemizin insan odaklı olmasını, barışın kenti, hayvan dostu bir kent olduğu için seviyorum. Kendimi güvende hissediyorum. İnsanın en önemli duygusu güvendir. Çanakkale’de kadınların özgürce sokaklarda dolaşabiliyor” diye belirtti.
SANATLA MESAFELİ OLMADIK
Çanakkale’nin sanatla barışık olduğunu söyleyerek Eraş, “Pandemi dolayısıyla birbirimize mesafeliyiz. Burada Çanakkale Belediyesi’nden bahsetmek gerekiyor. Pandemi de olmamıza rağmen hem sanatçıları destekledi hem de bizleri sanatsız bırakmadı. Ünlü yazarlarla, bilim insanlarıyla bizleri söyleşilerde buluşturdu. Sanat camiasından insanlarla buluşturdu. Güzel konserler izledik. Her şeye rağmen” dedi.
ÇOCUKLARDA UNUTULMUYOR
Çanakkale Belediyesi’nin çocuklarla ilgili yaptıkları çalışmalara dikkat çeken Eraş, “Sanat çalışmalarını çocuklar için de yapıyor olması çok güzel. Çocuk Kültür Evi’nde çocuklar ve yazar sohbetleri yapılıyor. Çok güzel galerilerimiz var. Ressamlar bu galerilerde sergi açabilmek aylar öncesinden randevu alıyorlar. Çanakkale’de sergi açmak ressam için bir ayrıcalık. Dünyaca ünlü müzisyenimiz Fazıl Say, festivalimize geliyor. Bundan güzel bir şey olabilir mi” diye sordu.
“TARİHİMİZ ÖNEMLİ”
Kazdağları’nın önemine vurgu yapan Eraş, “Çanakkale doğasına sahip çıktı. Ağaç katliamı durduruldu. Biz kazandık. Aslıda İstanbul’da kazandı. Boğazdan bir rüzgar akışı var. İstanbul’a da Kazdağları’ndan gidiyor oksijen. Biz İstanbul’un oksijenine sahip çıktık” dedi. Eraş, Çanakkale’nin tarihinin çok önemli olduğu belirterek, “Troya milattan önceki tarihimizin simgesi. Tüm dünyaca bilinen Troya aslında dünyanın ilk kalleşçe savaşıdır. Yakın tarihimizde, sulh anında, ateşkes yapıldığında, karşılıklı ölen insanları toplarken birbirlerine sigara ve konserve ikram eden düşman askerlerden bahsediyoruz. Dünyanın gördüğü son saygın savaş” dedi.
COŞKUN, “RÜZGARI SERTTİR, İNSANI MERTTİR”
Birgül Coşkun, “Çanakkale sevilecek bir şehir. Türkiye’de yaşanacak sayılı iller arasında. Gerek coğrafyasıyla, geçmişiyle, tarihiyle, yaşanmışlıkları, aşkları, savaşlarıyla o kadar çok şey barındırıyor ki Çanakkale. Biz de İstanbul’un kalabalıklığından sıkıldık. Çok yer gezdik dolaştık salında. Ama Çanakkale’de karar kıldık. Çanakkale’nin rüzgarı serttir, insanı merttir” dedi. Eraş, “Müzikten emekliyim ben. Bir gün oturduk Çanakkale kordonuna. Aldım elime kağıdı kalemi. Memleketi karış karış dolaştım/ Güneşin battığı yerdeyim şimdi/ Karşımda duruyor Seyit Onbaşı/ Şehitler diyarı ildeyim” dizelerini yazdım” ifadelerine yer verdi.
Tempus kafenin sahibi Yalın Topçu ise, Çanakkale’ye olan duygularını “Huzurlu, yeşil, mavi” şeklinde özetledi.
DAMLA YELTEKİN
Yorumlar
Yorum Yaz