Yandım Ali’yi bilir misiniz? Bugünlerde Ankara yollarını aşındırıyor. Ak Partili milletvekillerinin odasına nasıl da feyk yaparak girmeye çalıştığını buradan görebiliyoruz ama yandım Ali, hala telin öbür ucunda kartvizit ararken oturduğu masada da gürlüyor “Yürü koçum derlerken görecektiniz beni.”
CHP kimliğini saklayarak nasıl beceriyor bu işleri anlamadım.
Yandım Ali; ne anlatıyorsun sen?
NE KADAR DA BENZİYOR
Çok enteresan, Çanakkale’de siyasetle sivil toplumun gündemleri ilk kez farklı işliyor. Dönemsel eylemliliklere ülke konjonktüründe yönetilmek istenen toplum mühendisliği eklendi. Yerel siyasetin gündemi ana muhalefet CHP’de genel merkeziyetçi işliyor. Vincin altında kalıp ölen işçi için beyaz veya siyah inisiyatifler oluşmuyor nedense. Keza sendikalar da öyle.
Retçi siyaset egemen kılınmak isteniyor . İki yıl önce Cumhuriyet Meydanındaki tarihi topu savaş- şiddet içeriyor iddiasıyla utanç yorumunda bulunanlar bugün; white eşarpçılara destek atıyor. Ve özellikle basına haber salınıp dedirtiliyor ki “ dersimizi aldık siyasallaştırmayacağız.”
Silahların susması talebiyle ortaya çıkanlara soruyorum; silahları susturmaya yönelik öneriniz nedir?
Çare için adres; Ankara’yı işaret ediyorlar. Ne kadar doğru veya yalan bilmiyorum, white eşarpçılar, reddi siyaseti egemen kılma adına, Ak Parti’nin Kadın Kolları MKY’da görev alan bir annenin adını veriyor. “O da desteğini verdi” diye cümle kuruyorlar.
Kordon’da sergilenen, mitolojideki Troya atının kuyruğuna beyaz eşarp bağlanacak. Tarih tekerrürden ibaret. Günümüzdeki Odysseus belki de aramızda ama henüz deşifre olmamış. Maket hazır, sadece içine girecek savaşçılar bekleniyor, white renkli hediyeyi (!) yola çıkarmak için zaman kollanıyor sanki.
Agamemnon, kıyafet değiştirmiş. Adını sadeleştirerek “ reddi siyaset” olarak belirlemiş. Kendisine söz veren Yunan prensleri ile birlikte.
Ne kadar enteresan değil mi ?
Reddi siyaset.
Hıyardık ya.
Yersen…
OMURGA BELİRLENİR
Ak Parti Çanakkale Milletvekili ve Grup Başkanvekili Bülent Turan iki aylık aradan sonra Çanakkale’de,
Zaman su gibi akıp geçiyor. TBMM ara verdi çalışmalara. Aslında geçen kanun maddeleri, görüşülen teklifler için uzun bir zaman ama HDP’nin meclisi kilitlemesi işleri uzattı. Doğal olarak performans için de yorucu ve sinir katsayısının arttığı bir yasama dönemi geçirdik.
Turan’ın Çanakkale’yi aksattığını, ihmal ettiğini düşününler oldu geçtiğimiz süreç içinde. Ankara’ya gidip görüşenler için sıkıntı yok ama gidemeyenler dertliydi. Turan, bu hafta burada. Eh artık özlem giderilir.
Tabi geçen süreç içersine, daha geçen hafta Ak Parti İl yönetimi istifa ettirildi. Yeni yapı kurulacak. Bu anlamda önce omurga kurulacak. Genel merkezin liste üzerinde revizyon yapmaması adına omurga kadar ilk gönderildiğinde onaylanması lazım. Belki teknik anlamda yeni görevlendirme sorumluluğu alan isim istişareye ihtiyaç duyacak. O yüzden Turan’ın Çanakkale’ye gelişi bir fırsat olarak görülüyor.
Listeye Turan’ın doğrudan, tek adam gibi müdahil olmasını açıkçası beklemiyorum. Şekli itibarıyla belki danışıldığında bir yöntem ortaya koyar ama isim bazında tercih sıralaması yapması Turan’ın siyasetteki doğal uygulamalarına bakıldığında pek mümkün değil.
Listenin içersinde yeni dönemde devam edecek eski yönetimden banko isimler bekliyorum. Zaten bunu geçen hafta Ak Parti’nin Çanakkale’de yaptığı suç duyurusundaki fotoğrafa bakılırsa anlamak mümkün ama fotoğraf karesine girenlerin tümünün yer alacağı diye de bir beklenti içine girmek çok doğru tespit vermez bize.
Başından beri özellikle Erdener Can dışında isim zikretmiyorum. Rencide olmamaları adına. Küçük yerde yaşıyoruz. Herkesin ne olduğu , ne yaptığı, neler yapmak istediği herkesce biliniyor. Kılık değiştiren paralelciler de dahil. Giydikleri ve kendilerine yakıştırmayla çalıştıkları ak gömlekliler.
Bu sefer fena yakalandınız.
Yüzünüzdeki renk ele veriyor sizi…
ÇOCUKLARIN GÜNAHI NE?
Hafta sonu güneşli bir gün. Her taraf pırıl, pırıl. Huzur kaplıyor insanın içini. Yazı için masamın başına otururken karamsarlıktan eser yok içimde. İyi, güzel şeyler yasalım, pozitif bakalım istiyorum ama o da ne?
Ayvacık sahilinden önüme düşen göçmen faciası. Yine çocuklar, insanlık ölüyor sanki. İlk etapta sayı 10 gibi ama saatler ilerledikçe ölü sayısı da artıyor. Şuan itibarıyla 39 kişi hayatını kaybetmiş durumda. Ajanstan arkadaşımı arıyorum. Çalışmalar devam ediyormuş, ‘daha da artabilir, burada olup bitenleri sana anlatmakta güçlük çekiyorum’ diyor.
Gözlerimin önüne, umutlarını sahile çizen, yitirdiğimiz Suriyeli çocukların hatıra kalan resimleri geliyor. Bugün haber merkezine düşen fotoğraflarda da çocuklar. Annenin acısını yansıtan feryat kareleri. Hadi gel de yaz. Çok zor. Bir anda psikolojim bozuluyor.. Uzun süre donup kalmışım masamın başında. Da yazmak gelmiyor içimden.
Çocukların günahı ne?
Onların suya gömülen hayalleri değil sadece.
Bedenleri de..
Kapılarını hala açmayan, kota koyan Avrupa.
Katil sensin…
Yorumlar
Yorum Yaz