Mustafa Kurt şunları kaydetti; “Çanakkale dünya da tabiatıyla, doğasıyla çok ünlü bir yerdir ve maalesef biz bunun kıymetinin farkında değiliz. Daha doğrusu farkındaysak ta bir ihanet içindeyiz diye düşünüyorum. Çanakkale gibi bir yere özellikle Çanakkale’nin hakim olduğu kuzey bölgesine 17 tane termik santral demek Kaz Dağlarının ölmesi demektir. Çanakkale’nin idam fermanıdır.
Bunu hiçbir mantıkla izah etmek mümkün değildir. Elektrik ihtiyacımız var mı? Var. Ama çözüm dünyanın terk ettiği eski teknolojileri alıp, dünya da gelişmemiş ülkelerin bile bıraktığı bir teknolojiyi alıp, bunu yapmak tam bir ihanettir. Altın madeni, olacak iş değildir. O altından gelecek kazancı coğrafya zaten her yıl üretiyor. Bayramiç’in elmasının yok olduğunu düşünebiliyor musunuz? Ezine ovasının, Kaz Dağlarının beslediği Gönen ovasının yok olduğunu düşünebiliyor musunuz? Bu insanlar ne yiyecek, ne içecek, bu gıdalar nereden gelecek? Dediğim gibi yurt dışından birini getirip ‘’bu coğrafyayı bitirin’’ dediğinizde sadece bunları yapacaktır.
Son yıllarda her yerde rüzgar gülleri oluşturulmaya başlandı. Bunun ham maddesi bedava ve bir kez yaptığınız zaman bir daha maliyet gerekmiyor. Çanakkale bu yönden avantajlı bir konumda olduğu için bundan faydalanması gerekiyor. Ama rüzgar santrallerinin de bazı kötü yönleri olduğu biliniyor. Bence şuan da geleceğin enerji piyasası güneştedir. Bence Çanakkale bu yönden uygun yerlerden bir tanesidir. Almanya da çok az güneş olmasına rağmen, bu teknoloji hızla gelişiyor ve Almanya enerjisinin yüzde 40’ını güneşten sağlıyor. Bu demektir ki biz yüzde 80’ini sağlayabiliriz. Biz bu konuda çok daha avantajlıyız ve bu teknoloji hem ucuzluyor hem de gelişiyor.
Eskiden bir güneş enerjisi santrali yapmak çok daha maliyetliyken, şimdi daha ekonomik olmaya başladı ve evlere bile yapılabiliyor. Bununla ilgili Enerji Bakanlığı’nın bazı çalışmaları olduğunu biliyorum, eskiden çok sert izinlere tabi iken biraz daha kolaylaştırdılar ve daha da önlerinin açılması gerekiyor. Yani gelecek güneşte yatıyor. Bir kere yaptığınız zaman ham maddesi bedava, doğaya hiçbir zararı yok, yavaş yavaş buna doğru evrilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çanakkale gibi İstanbul, Bursa, İzmir’in merkezinde olan ve tarım potansiyeli çok yüksek olan bir yere gelip 17 tane termik santral planlaması, bu bölgenin su kaynağı olan Kaz Dağları’na altın madeni işletmesinin ruhsatları verilmesi kadar kötü bir şey yapılamaz. Bir Türk düşmanı getirseniz ve ‘’bu bölgeyi bitir’’ deseniz zaten bunları yapacaktır. Bu çok kötü bir şey, inşallah hala hukuk vardır ve bunların önüne geçilir. Düşünün Çanakkale’de her yer tarumar edilecek ve 100 ton altın çıkarılacak ama bu altının 2 tonunu biz alacağız. 98 tonu alıp gideceklerdir. Bu 2 ton altının Türkiye ekonomisine kazandıracağının katlarını zaten biz her yıl ekonomiye kazandırıyoruz. Bu altın yumurtlayan tavuğu kesip sonra aç kalmak demektir.” MESUT HARPUT
Yorumlar
Yorum Yaz