Çanakkale Sağlık Çalışanları ve Emekleri Derneği (ÇASEMDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ulviye Çalıdağ, Damla Yeltekin’in hazırlayıp sunduğu ve kaleninsesi.web.tv adresinde canlı olarak yayınlanan ‘Not Defteri’ isimli programa konuk oldu. Çalıdağ, sağlık çalışanlarının covid-19 pandemisine yakalanma riskinin büyüklüğünü de hatırlatarak, “Covid-19 pandemisi meslek hastalığı sayılmalı” dedi.
Çalıdağ,covid-19 pandemisi sürecinde toplum ve sağlık çalışanlarının durumu, yaşadıkları psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklara, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete dair görüşlerini belirtti. ÇASEMDER, üyelerini sağlık, kültür, sosyal birçok alanda buluşturmayı hedefliyor.
'MUTLU, SAĞLIK ÇALIŞANLARI VE EMEKLİLERİ İÇİN'
Çanakkale Sağlık Çalışanları ve Emekleri Derneği (ÇASEMDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ulviye Çalıdağ, "Geçmişi olan fakat 4 Aralık 2013 yılında kurulmuş ve faaliyetlerine devam eden bir derneğiz" dedi.
Çalıdağ, sağlık ve sosyal yardım hizmetinde çalışanı, emekli olanları, çalışmasa da bu sıfatı kazananları, bu alanda eğitim alan öğrencileri ve bu ünvanları kazanmış olsa da çalışmayan kişileri dernek çatısı altında toplamayı hedeflediklerini söyledi. Çalıdağ, üyelerini ve sözünü ettiği kitleleri bir araya getirmeye çalıştıklarını kaydederek, "Onları sağlık, kültür, sosyal birçok alanda bir arada bulunmayı sağlayarak her türlü ayrımcılıktan ve siyasetten uzak durarak mesleki sosyal ve kültürel alanda buluşturmak istiyoruz. Daha iyi koşullarda yaşamak için yöntemler geliştirmek ve toplumla arasındaki kurulan bağı çeşitli etkinliklerle güçlendirilmek istiyoruz. Mutlu, sağlık çalışanları ve emeklerin oluşturmak en önemli hedefimiz" dedi.
ÇASAMDER SİYASET ÜSTÜ
Çalıdağ, faaliyetlerini demokratik esaslar çerçevesinde yürüttüklerini ekleyerek, "En hassas olduğumuz konu, siyaset yapmadan siyaset üstü davranarak tüm üyelerimizi bünyemizde barındırmak ve faaliyetlerimizi hayata geçirmek bizim misyonumuz" diye belirtti
'DAYANIŞMAYA ÖNEM VERİYORUZ'
Çalıdağ, dernek faaliyetlerinden bahsederek, "Sağlık, sosyal çevre, kadın, çocuk, yaşlı, engelli, eğitim ve kültürel alanda yurt içinde ve yurt dışında faaliyet bulunabilecek durumda hizmet faaliyet alanlarımız mevcuttur. Bu faaliyetlerimizi hayata geçirirken yöntem olarak çeşitli komisyon ve çalışma gruplarını kullanmaktayız. Dikkate aldığımız konulardan birisi de faaliyetlerimizi hayata geçirirken kurumlarla kurumsal dayanışmalara önem vererek hareket etmekteyiz" dedi.
'SANAT İYİLEŞTİRİCİ'
Çalıdağ, Eğitim Komisyonu, Kadın Komisyonu, Çevre Komisyonu, Engelliler Komisyonu, Ebelik Hemşirelik Komisyonu ve Çalışma Grupları, Sosyal Etkinlik Komisyonu, Kültürel Gezi Sorumluları, Lokal Değerlendirme Komisyonu ve Hobi Bahçeleri Komisyonumuz olduğunu kaydetti.
Çalıdağ, kültür sanat alanının sağlıkla iç içe olduğunu ifade ederek, "Sanatın birleştirici geliştirici ve iyileştirici olduğu inancındayız. Özgüvenin sağlanması, sosyal çevre nedeniyle aidiyet duygusu hissettirmesi konusunda çok önemli bir unsur olduğunu düşünüyoruz. Her yıl katılımcı sayımızın artmasından da anlayabiliyoruz" ifadelerini kullandı.Çalıdağ, kültürel alanda 3 toplulukları olduğunu kaydederek, "İlki koro şefimiz Sayın Osman Erkan yönetiminde Türk Sanat Müziği koromuz. Aynı zamanda Cahit Kaşıkçı Müzik Öğretmeni'ninde destekleriyle geçen yıl çalışmalarımızı tamamladık. Ayrıca sizin ve gazetenizin de çalışmakta olan Sayın Havva Portakal arkadaşımız koromuzun kıymetli bir üyesidir. Konser süreçlerinde gazetenizin halkla buluşmamızda ilan desteğini unutmuyoruz. İlker beye de ayrıca çok teşekkür ediyoruz. Koro şefimiz Sayın Yücel Kökdere yönetiminde Türk Halk Müziği koromuz ve yönetmenliğini Sayın Turgut Sarıdağ'ın ÇASAMDER Tiyatro Topluluğu'muz var" dedi.
KURUMSAL DESTEK ÖNEMLİ
Çalıdağ, kurumsal desteğin önemine değinerek, "Bu anlamda Çanakkale Valiliği'ne, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ve İbn-i Sina Anadolu Teknik ve Meslek Lisesine, Çanakkale Belediyesi'yle yardımlaşıyoruz. Bütün bu kullanımdaki mülki amirlere çok teşekkür ediyoruz. Bunların halkla buluşturması kısmı var ve bu anlamda da üniversite ile işbirliği içerisinde davranıyoruz. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Prof. Dr. Dekanı Dinçay Köksal hocamız Türk Sanat Müziği koromuzun üyesidir. Çalışmalarımızın hayata geçmesinde en önemli kısmı da çok destekleri olmuştur" dedi.
400 ÇOCUĞA FARKINDALIK ÇALIŞMASI
Çalıdağ, toplumun ihtiyaçları ve mevcut durumlar doğrultusunda da çalıştıklarını kaydederek, "İl Kültür Müdürlüğü'nün kütüphane salonunda çalışmalarımız olmuştu. 112 ATTDER, ÇASEMDER, Kütüphane Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün destekleriyle temel İlkyardım uygulamaları, 112 çağrı önemli, ambulans tanıtımı yaparak yaklaşık 400 çocuğa kütüphanede kitapların arasında farkındalık çalışmalarımız oldu. Amacımız hem farkındalık oluşturmak hem de kütüphane alışkanlığını kazandırmaktı. Çok değerli Müdürümüz Sayın Osman Zeki Coşar'ın çok katkıları olmuştur" dedi.
Çalıdağ, çevre ve ekoloji konusunda derneğin duyarlılığını vurgulayarak, "Dünya ölçeğinde iklim krizi, biyoçeşitliliğin azalması, su sorunu bir problem.Doğrudan halkın sağlığını ilgilendiriyor. Dernek olarak bu konuda hassas davranmaya ve içerisinde bulunmaya çalıştığımız konular. Kesinlikle tedbirler alınmalı, davranış alışkanlıkları değiştirilmeli" dedi.
AKTİF YAŞLANMAYLA YAŞLILAR SOSYAL HAYATTAN KOPMASIN
Çalıdağ, pandemi sürecinde online görüşerek altyapı çalışması yaptıkları komisyonların olduğunu ifade ederek, "Radyoloji Teknisyenleri Teknikerleri Komisyonu ve Aktif Yaşlanma Farkındalık Komisyonu oluşturduk. Çalışma prensiplerini belirledikten sonra ilgili profesyonellerle geliştireceğiz. Türkiye ölçeğinde nüfus giderek yaşlanmakta. Nüfusun yüzde 6-10 arasında 65 üstü. Çanakkale ilimizde ileri yaşlanma olan bir nüfusa hakim. Aktif yaşlanmadaki, belli bir yaş dönemini desteklediğimiz takdirde, sosyal hayattan kopmadıkları çok güzel ve konforlu bir yaşamları olacağını biliyoruz. Türkiye'de, Çanakkale Altınyıllar Yaşam Merkezi güzel bir örnek" dedi.
ŞİDDET DEHŞET VERİCİ
Çalıdağ, "Türk Kadınlar Birliği'nin Genel Merkezi tarafından organize edilerek Sedaw ve İstanbul Sözleşmesinin yaygınlaştırılması projesinde katılımcı olarak kadın komisyonumuzla eylem planı oluşturma ve izleme aşamasına gelmiş durumdayız. Kadın cinayetleri ve diğer tüm canlılara yapılan olumsuz faaliyet insanlık adına çok dehşet verici" dedi.
RİSK DAHA BÜYÜK
Çalıdağ, sağlık çalışanlarının covid-19 ile mücadeledeki özverilerini vurgulayarak, “Salgının ilk karşılayıcıları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık çalışanları oldu. Ya covid-19 salgının başlangıcından itibaren çok fazla sayıda sağlık çalışanını kaybettik. 22 Aralık 2020’deki verilere 282 sağlık çalışanı ölmüş. Birçok ülkede sağlık çalışanlarının toplumun diğer kesimlerine göre dört beş kat Daha covid-19 ile hastalandığı bilinirken hatta bazı ülkelerde bizim ülkemizde sağlık çalışanlarının on kattan daha fazla hastalanma riskle karşılaştıkları da saptanmış durumda Ve salgının başlangıcından bugüne Bu yönde değerlendirmeler yapılmış ve sağlık örgütleri sağlık çalışanlarının korunmasına yönelik önlemlerin alınması için ülkelere uyarılarda bulunmuştu.Bu kapsamda İtalya, Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri gibi yaklaşık 130’a yakın ülke tarafından sağlık çalışanları için covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmiştir” dedi.
‘COVİD-19 MESLEK HASTALIĞI SAYILMALI’
Çalıdağ, “Öncelikle olarak COVID19'a karşı savaşılıyor, tüm sağlık çalışanların özlük hakları Yasası çıkarılarak acilen yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünmekteyiz” dedi. Covi-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi gerektiğine dikkat çeken Çalıdağ, “Hastalık durumlarında hak arttırıcı düzenlemeler yapılmalı. Örneğin covid-19 nedeniyle raporlu oldukları sürece bordolarının düşürülmemesi gibi. Ölüm durumunda henüz kazanılmamış tüm emeklilik haklarının en üst katsayıdan verilmesi gibi” dedi. Bu gibi değişikliklerin sağlık çalışanlarının moral motivasyonunu arttıracağına dikkat çeken Çalıdağ, “Çalışma sürecinde daha sağlıklı hizmet verebilecek önemli konular diye düşünüyoruz. Ayrıca covid-19’un ne tür hasarlar bırakacağını bilmiyoruz. Bütün bunlara karşı yasalarla olası tedbirlerin alınması yönünde yasalar çıkartılmalı. Döner sermayenin emekliliğe yansıması yönünde yasalar çıkartılmalı.” dedi.
KÖMÜR VİRÜS TAŞIYOR
Çalıdağ, ısınma amaçlı kömür kullanımına ilişkin, “Kömürün kullanılmaya devam etmesi koronavirüs salgını hız kesmeyeceğine dair bilimsel veriler mevcut. Kömür yakıldığında partikül maddeler yani kömür tozları ortaya çıkmakta. İtalyan bilim insanları kömür yandığında ortaya çıkan partikül maddelerine korona virüslerin tutunarak havada kümeler halinde asılı kalabildiğini, yaşadığını ve bu mesafe kat edebildiğini 24 Mart tarihinde tespit ettiler. İtalya’nın endüstrileşmiş kuzey bölgelerinde ölüm oranı yüzde 12’yken İtalya’nın geri kalanında yüzde 4-5 olduğu ortaya çıkmış. Amerika’da da benzer çalışmalar mevcut. Biz sağlık çalışanlarının haklarını düşünürken ve talep ederken bunlarında çok önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.
SON PANDEMİ OLMAYACAK
Çalıdağ, “Mesela bir dünya sağlık örgütü başkanı covid-19’un son pandemi olmayacağı uyarısında bulunarak iklim değişikliği ve hayvan hakları için mücadele edilmediği sürece insan sağlığını salgınlara mahkum olacağı yönünde açıklaması var. Çünkü biyoçeşitlilik de azalma, gıdalarda bozulma ve su sorununu önümüzdeki süreçlerde gerçekten başlı başına sonuçlar doğuracağı aşikar. Bu konularda da kesinlikle hükümetlere, politikacılara, tüm vatandaşlara hepimize görev düşmekte” dedi.
SAĞLIKTA ŞİDDETİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ
Çalıdağ, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete ilişkin, “Sağlık çalışanların şiddet duygusunu hissetmesi pek çok alanda mümkün olabiliyor. Şiddet daha meydana gelmeden caydırıcılık açısından güvenlik önlemleri alınmalı. Şiddet uygulayanlara yasal düzenlemeler ve cezalar artırılmalı. Sağlık çalışanları artık savunma sporları öğrenmeye başladı. Gerekli tedbirler, önlemler sağlanmazsa karşılıklı bir şiddet olayı söz konusu olacak. Bir takım yöntemler uygulanıyor işte beyaz pot uygulaması var vesaire ama önemli olan o ana ulaşmadan sorunu çözebilmek. Bu eğitime dayalı. Sivil toplum kuruluşları, yada meslek örgütlerinin bu anlamda da farkındalıklar yaratması çok önemli” ifadelerine yer verdi. Çalıdağ, Son yıllarda bu konuda çok kafa yoran ülkeler var, bizim ülkemizde de var. Kültürel yaklaşım kavramı. Hasta olarak gelen insanlara kültürel anlamda değerlendirirsek ona göre hizmet sunmamız gerekmektedir. Önceden güvenlik önlemleri alınmalı yasal düzenlemelerle cezalar artırılmalı diye düşünüyorum” dedi.
‘HERKES ELİNDEN GELENİ YAPTI’
Çalıdağ, Covid-19 pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına ilişkin, “Sağlık Bakanlığı bünyesinde Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından yurt genelinde tedbirler alınarak ek olarak pandemi hastaneleri belirlendi. 81 ilde o birimlerde çalışan kişi sayıları artırılmaya çalışıldı. Pandemi birimlerde o birimlerde çalışan kişi sayıları arttırılmaya çalışıldı. Bu süreçte her ne kadar sıkıntılar yaşansa da aslında herkes elinden geleni yapmaya çalışmıştır. Çalışma alanlarında çevre ekipmanlarla birlikte bir farklı bir planlama yapıldı” diye belirtti.
‘SÜREÇ UZADIKÇA TÜKENMİŞLİK SENDROMU OLDU’
Çalıdağ, sağlık çalışanlarına covid-19 hastalığına yakalanması ihtimali ve psikolojilerine dair, “Süreç uzadıkça kişilerde tükenmişlik sendromu oldu. Sağlıklı birey ellerini on kere yıkıyorsa, sağlık çalışanı elli kere yıkar. Çalışan kurumların, çalışılan kişilerin çoğunlukla kendi tedbirleriyle aile bireylerinden ayrı mekanlarda yaşamalarını sürdürdüler. Hala sürdürenler de var. Evli ve çocuklu arkadaşlarımla konuştuğumda işte sürenin belirsizliği açısından böyle bir şeye yönelemedik şeklinde cevaplar aldım.
Mecburen daha çok tedbir almaya çalıştık. Çiftlerin her ikisinin de sağlık çalışanı olması nedeniyle çocuklarını emanet etme açısından daha sıkıntılı oluyor. Devletin bu konuda ayrıca çalışılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
‘İŞİNİ SEVMEK LAZIM’
Çalıdağ, “Bir taraftan çalışmanız gerekiyor. Fiziksel olarak sıkıntılar yaşıyorsunuz. Cildinizde kullandığınız ekipmanlara başlı olarak siperlik ve maskeyi çıkardığınızda ciltte bozulmaların olduğunu görüyorsunuz. Vücudunuzda terlemeye bağlı ağrılar, tutulmalar oluyor. Bu durum kötü. Bu durumlar olsa da yapabileceğimiz bir şey yok. 35 yıllık sağlık çalışanı olarak, kolay bir iş değil. Sevmek lazım. Profesyonel disiplinin gereğini iyi özümsemek lazım. Zorluklar da olsa çok severek çalıştım. Bir daha dünyaya gelsem yine sağlık çalışanı olurdum. Arkadaşlarımız bazı durumlarda tükenmişlik sendromlu olsa da bunların aşılacağının farkında olarak davranmaya çalıştıklarını biliyorum” dedi.
‘ÖNLEMLER DİKKATE ALINMALI’
Çalıdağ, toplumun sağlık çalışanlarına yönelik düşüncelerine dair, “İnsanlar minnettarlıklarını dile getiriyorlar. Çeşitli kahramanlık yerine sayıyorlar. Bunların samimiyetle inanıyoruz. İlginç şeyler de yaşandığına tanık olduk. Sağlık çalışanı arkadaşımın bahsettiği durumdan bahsetmek istiyorum. Arkadaşım internetten bot alıyor, ayağına olmayınca gönderme tarihi de gecikince internet üzerinden satışa çıkarıyor. Alıcı sohbet ederken sağlık çalışanı olduğunu öğreniyor ve almaktan vazgeçiyor. Duygu ilk etapta o kadar kötü ki. Apartmanlarda sağlık çalışanı kapılara vs dokunmasın gibi durumlar da oluyor. Kötü hissettirdiği duygu durumlarım da olabiliyor. Sağlık çalışanları gerçekten kendini koruma de karşısındaki insanı koruma anlamında” dedi.
Çalıdağ, covid-19 pandemisinin ilk zamanlarında yaygın eldiven kullanımına dair, “Kullanma kriterleri var. Maskede de yanlış kullanımlar söz konusu. Bu konularda sürekli zaten eğitim vermeye çalışıyoruz.
İnsanlar ailesine geldi hastalık oluştu, ondan sonra dikkate alıyor. Böyle olmamalı. Önlemler tedbirler ve öngörüler dikkate alınmalı” dedi.
‘AŞI YAPTIRACAĞIM’
Çalıdağ, covid-19 aşısına dair, “Dünya çapında bu koronavirüs ile ilgili yaklaşık altmış üç milyondan fazla insana bulaş olduğu söyleniyor. 25 Aralık itibariyle aşı alan ve yapan ülkeler oldu. Amerika Birleşik Devletleri, Çin Birleşik Krallık, Rusya, İsrail ve Batı’da Kanada, Şili, Meksika ve Kostarika oldu. Koronavirüs ile ilgili bildiğiniz dört aşı var. Bizimde çalışmalarımız var. Türkiye’ye gelen Çin merkezli Sinovac şirketinin geliştirdiği CoronaVac aşısı var. CoronaVac eski bir yöntem olan inaktif virüs tekniğine göre hazırlanan bir aşı. Enfekte etme özelliğini yitirmiş olan virüsü vücuda enjekte zirai verilere vücudun hastalığa bağışıklık kazanması hedefleniyor başına. Çocuklukta yapılan aşılar gibi. Bazı konularda lüksümüz yok. Böyle bir pandemi sürecinde biliminsanları tarafından geliştirilmiş aşıyı yaptırmamak gibi bir lüksümüz yok diye düşünüyorum. Ben aşı yaptıracağım.” ifadelerini kullandı.
Damla Yeltekin
Yorumlar
Yorum Yaz