Müşteki olarak katıldığı usulsüz dinleme davasında yargılanan emniyet mensuplarını suçlayan Aktin şu ifadeleri kullandı; "Bu örgütle sadece Cumhurbaşkanımız mücadeleyi sürdürüyor. Cumhurbaşkanımıza herkesin destek vermesi lazım." dedi Ayvacık’da Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği'nde görevli iken hakkında terör örgütü DHKP-C'ye istihbarat desteği sağladığı gerekçesi ile soruşturma başlatılıp görevinden el çektirildi. Soruşturmaya gerek görülmediğini söyleyen Aktin, hakkında sahte evrak düzenlediğini iddia ettiği emniyet mensupları hakkında şikâyetçi oldu. Aktin, “casusluk ve yasa dışı dinleme” davasında müşteki olarak bulundu. Polislik mesleğine geri dönmeyi beklediğini söyleyen Atilla Aktin konuşmasına şu sözlerle devam etti; "Bana İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bir yazı geldi. Bu yazıda 2009-2011 seneleri arasında yani benim bu kişilerle yeni tanıştığım dönemlerden bahsediliyor ve ' İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün ellerinde hiçbir bilgi ve belge olmadan sizi DHKP-C ismiyle hukuksuzca dinledikleri tespit edilmiştir' şeklinde ifadeler yer alıyor. Ben de sorumluların hepsinden şikâyetçi oldum bu yazı üzerine, şimdi bu davanın müştekisiyim." dedi. Emniyet-Sen'in 2012'de kurulduğunu ancak çalışmalarının 2008-2009'a kadar dayandığını belirten Aktin, "Emniyet içerisinde 'paralel yapılanma' olarak bilinen bu kişiler aslında bu işin başlangıcını yapanlar.
Benim sosyal medyada sendikayla ilgili yazılarım vardı, sosyal medya üzerinde 'polislere sendika' diye bir yazı görünce bu arkadaşlarla tanıştım. Ben de tabi emniyet içerisinde sendika isteyen birisi olarak bu insanlara destek verdim. Süreç içerisinde ben kendi sosyal medya hesabımdan Fethullah Gülen aleyhinde paylaşımlar yaptığımda beni birkaç defa ikaz ettikleri oldu." dedi. Emniyet Sen'in kuruluş dilekçesini verdikten 1 hafta sonra hakkında soruşturma açıldığını söyleyen Aktin, "Çağlayan'da Özel Yetkili Savcı Adem Özcan'ın yanına geldim. Savcıya takipsizlik ya da dava ne olursa olsun artık bu sürecin sonunun gelmesini istediğimi söyledim. Savcı bana içeri geçip oturmamı söyledi, kapıyı kapattı. Bana Emniyet-Sen'in yöneticilerinin siyasi görüşünü sordu. Ben de sendikada her görüşten insanın bulunduğunu ancak bizim amacımızın siyaset olmadığını sadece özlük haklarımızı almak için uğraştığımızı söyledim.
Savcı da bana 'yok yahu cemaatçi var mı, iktidar yanlısı mı? Sarı sendika filan olur ya ben o yüzden soruyorum.' dedi. Sonra biraz konu dağıldıktan sonra çıktım. Benim gözaltına alınışımın ciddiyetine bakar mısınız? O savcı da paralelci çıktı sonradan." Şeklinde konuştu. Sendika cemaatin bir organı gibi çalışacaktı, O dönemlerde kendisini tehdit eden ve sendikayı isteyenlerin bu talebini kabul etmeleri halinde neler olabileceğini de değerlendiren Aktin şu ifadeleri kullandı; "Eğer biz sendikayı verseydik başımıza bunlar gelmeyecekti. Hiçbirimiz ihraç olmayacaktık, ben gözaltına alınmayacaktım ama sendika da cemaatin bir organı gibi çalışacaktı. Buna hiçbirimiz izin vermedik. Ben o kadar kötü günler geçirdim ki benim aleyhimde bir sendikayla ilgili bir de meslekten ihraç edilmemle ilgili iki davam vardı ikisini de kazandım Danıştay'da fakat yazı gelmediği için ben bir türlü mesleğe yeniden başlayamıyorum. Geri dönersem İstanbul'a tayin istedim ancak ne olur bilemiyorum." şeklinde konuştu. BÜLTEN
Yorumlar
Yorum Yaz