Gündem

Mehmet Günaydın “sportif faaliyet ve etkinlik alanı yok”

Özel Dosya’ya konuşan Truva Deniz Sporları Gençlik ve Spor Kulübü Mehmet Günaydın ; “Büyüme planlı, sağlıklı ve dengeli olursa...

Mehmet Günaydın “sportif faaliyet ve etkinlik alanı yok”

ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR

Mehmet Günaydın

Truva Deniz Sporları Gençlik ve Spor Kulübü

1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?

Büyüme planlı, sağlıklı ve dengeli olursa önem arz eder ama buna hazırlıklı bir şehir olmak gerekiyor. Yönetim ve halk olarak böyle bir hazırlık olduğunu düşünmüyorum. Bu hazırlıklar neler olabilir diye soracak olursanız? Eğitim alanında, okul alanları için ayrılan yerlerin şuan da neresi olduğunu halktan birisi olarak ben bilmiyorum ama işin kötü tarafı yöneticilere soruyoruz onlarda bilmiyorlar. Bir de büyüyen-gelişen, planlanan yerlerde okul alanı, sportif faaliyet ve etkinlik alanlarının olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla bu da çarpık kentleşmeyi getirecektir. Çarpık kentleşme de önümüzde İstanbul, Ankara gibi örnekler var. Buralardaki çarpık kentleşmenin ülkemize ne kadar zarar getirdiğini hepimiz biliyoruz. Yani gecekondulaşmanın, bunların tekrar yıkılarak yerine yeni binalar yapılırken ne kadar çirkin görüntüler oluşturduğunu hepimiz gözlemledik. Dolayısıyla büyüme konusunda planlı bir çalışma göremiyorum. Biz halk, dernekler, sivil toplum kuruluşları olarak beş yıllık büyüme planını, ölçekler anlamında ya da yazılı olarak bilmiyoruz. Bilenin olduğunu da düşünmüyorum.

2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?

Betonlaşmanın hızla yükseldiğini görüyoruz. Kat sayılarında bir artış var. Sahillerimiz, kıyılarımızdaki kumulların üzerine yapılan binaların hızla yükseldiğini göreceğiz ve gözlemliyoruz. Bu konuda belediye meclisinde veya il özel idarede sürekli tartışmalar olsa da bunun önüne geçilemiyor ve sahillerimiz parsel parsel paylaşılarak betonlaşıyor. Bu betonlaşma halkımıza mı yoksa bir avuç kişinin denizi daha yakından seyir etmesi adına mı buralar talan ediliyor? Kumun üzerine bina yaparsanız depreme dayanıksız olur, dalga ve tsunamiye dayanıksız olur, rutubet insan yaşamı için kötü bir sonuçtur. Başkasının buralardan sağlık, spor yönünde kullanacağı alanları da işgal etmiş oluyorlar. İnşaat sektörü çarpık şekilde gelişiyor. Bu iyi olmayacaktır.

3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?

Bazı şeyler göstermelik yapılıyor, çizgiler çekilip Çanakkale’de bisiklet yolları oluşturuluyor. Oluşturulan yerlere baktığımız zaman, iki aracın zorlukla geçtiği yere bir de bisiklet yolu koyuyorlar. Böyle olunca buralar iyice tehlikeye açık bir hal alıyor. Yani bunun plansız bir şey olduğu belli. Öyle çizgiler var k, inanların küçük çocuğuyla zorla yürüdüğü kaldırımlara bir de bisiklet yolu çizmişsiniz. Bisikletle hızlı geçen biri var bir de 3-5 yaşında çocuğuyla geçmeye çalışan bir aile var. Böyle bir yerde bisiklet yolu oluşturulabilir mi? Bu doğru bir mantık mı? İşin sadece Avrupa Birliğinden gerekli fonu almak için göstermelik,silinen boyalardan olduğu belli. Kimse bu işin ciddiye alındığını hissetmiyor. Diğer yandan devasa hastaneler yapma yolundayız ama halkın spor yapacağı alanlar konusunda çok zayıfız. Belediye, Esenlerde sağlıklı yaşam spor tesisi yaptı ama küçük ve yetersiz bir tesis. Belli bir planlamayla bu tür tesislerin, büyük ve her mahallede olması lazım. Spor kulüplerinin halkın ihtiyacına göre yapılması lazım ‘’ ben yaptım oldu, buradan belediyenin üç, beş görevlisi yararlansın.’’ Mantığıyla yapıldığı zaman bunun kimseye yararı olmayacaktır. Yaşanabilir kent kriterlerinde öncelikle şunu görmek lazım; Çanakkale’de çok sayıda otomobil var, peki otopark alanı var mı? Sahilden feribot taşımacılığı yapılıyor. Ben bayramlar olduğu zaman stresten ölüyorum. Merkeze çıkamıyoruz. İstanbul, İzmir, Avrupa plakalı araçlar büyün trafiği doldurup alt üst ediyorlar. Limanın şehrin dışına taşınıp merkezin rahatlatılması bu kadar zor mu? Bunlar halk tarafından görülüyor ama idareciler tarafından görülmüyor. Çok basit sorunlara çözüm bulamıyorsak büyümenin anlamlı olabileceğine, idarecilerin bizi bu büyümede yaşanılabilir bir kente götürebileceğine kim inanır?

4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Birinci planda bakıyoruz, Çanakkale de dev firmaların fabrikaları, işletmeleri var. Örnek verecek olursak birçok firma vergisini İstanbul’a veriyor. Çünkü merkezi oraya bağlı, Çanakkale de faaliyet gösteriyor ve kazanıyor ama vergisini İstanbul’a veriyor. Bir defa Çanakkale’de metal sanayi yönünden, altın madeni arayıcılığı diğer madenlerden daha fazla. Peki, gelir olarak Çanakkale’ye girmeyen bu değerin bu şehre yararı olabilir mi? Ekonomik döngü sağlanamaz. Dolayısıyla görünürde Çanakkale’nin madenleri büyük şirketler tarafından değerlendiriliyor. Denizi, sahili, emek gücü değerlendiriliyor güzel ama bu değerlendirmenin Çanakkale’ye ekonomik bir katkısı yok. Diğer taraftan Çanakkale’nin tarımsal ürünleri veya kendi değerleri dediğimiz değerler vardı. Kanyak fabrikası vardı kapatıldı, neden kapatıldı diye soran yok, bilen yok. Şimdi bu kadar bağ, üzüm neyle değerlendirilecek? Üzümü bu alanda değerlendirmezseniz, ekşi olduğu için pazarda da yerini bulamaz. O zaman da tarım üreticisi bu konuda zarara uğramış oluyor. Çanakkale’nin çok meşhur gıdaları vardı. Höşmerim, peynir helvası bunlardan bir kaçıdır. Peki, bunları koruma altına alabildik mi? Kalkıp İskender kebapçı açıyorum diyemiyorsunuz neden? Bursa da bunu ilk yapan kişi patentini aldı ve açmak için ona patent ücreti ödüyorsunuz ama bizim höşmerimi bugün Keşan’da, Malkara’da, Enez’de yapıyor, Çanakkale’nin bunu kendi ürünü olarak değerlendirecek yapısı kalmadı. Ezine peyniri için birkaç mandıracı uyandı da peynirin patentini aldı ama Gökçeada’nın meşhur kaşarı yok oldu gitti. Bu değerlerimizi biz koruyabiliyor muyuz? Koruyamıyorsak siliniriz. Marka değerleri dediğimiz şeyler, Çanakkale’nin kendi üretimi, değerleri olan ürünleri koruyabilmek. İdareci, yönetici ve milletvekilleri bu zaman kadar bir adım atmadılar. Bu değerleri biz koruyamazsak İtalya’nın, Amerika’nın değerlerine katkı sağlarız. Bunların Çanakkale’ye hiçbir faydası yok. Bu konuda planlama yapıldığını, bir girişim yapıldığını göremiyorum. Umursayan var mı merak ediyorum. Termik santrallerin yüzde doksan, doksan beş oranında havayı kirletmediği gözleniyor ama başka bir sorun var bu kadar kül ne olacak? Dolayısıyla bu kadar külün nereye döküleceği programlanamıyorsa, doğaya zararlı bir şeydir. Bugün artık dünya da aşılan birçok konu var ve üniversite bu konuda çok ciddi çalışmalar yaptı. Mesela, akıntıdan enerji, elektrik üretilebiliyor ve bu konu da Çanakkale de çok büyük bir potansiyel var. Değerlendirme konusunda adım atılmalı, rüzgar, akıntı, dalgadan elde edilecek enerjiler konusuna yaklaşılmalı. Bugün hiç beğenmediğimiz, geri kalmış ülke gördüğümüz Fas, güneş enerjisinden 9 milyon megavat elektrik üretiyor. Bu rakam Türkiye’nin enerjisinin üçte birine tekamül ediyor. Temiz enerji elde etme teknolojisi varken, niye Çanakkale gibi dünyanın en önemli doğal rezervlerine sahip olan bir şehri yok etme yolunda gayret gösterelim ki? Daha on yıl önce Çanakkale’de orman alanı, yüzde otuz altı civarındayken şimdi yüzde yirmi ikilere düştü. Türkiye de Belçika kadar bir alanı kaybediyoruz. Hepimizin gözleri önünde Güzelyalı’daki ormanlarımız yandı. Ben hiçbir yerde Orman Müdürlüğüne ‘’Siz orman yolları açtınız mı? Bu ormanda budama ve bakım işleri yapıldı mı? ‘’ sorusunu soranı görmedim. Bu işleri yaptırmak için her sene dokuz tane mahrukat dediğimiz görevli alıyorsunuz. Onları çay taşımak ya da yerlere pas pas yaptırmak için mi alıyorsunuz? Güzeyalı’daki orman yangını evet suikast olabilir, ihmal olabilir bunu da kabul edebiliriz ama her şeye karşı siz gerekli koruma önlemini aldınız mı? Helikopter alarak bu işler olmaz, helikopterin yangına atacağı su belli. Bu evde çıkan yangını su bardağıyla söndürmeye benzer. Bu çözüm değil. Bu önlemler alınmıyorsa bu insanlar ne yapıyor, görevleri ne? Bu yanan orman alanlarına, 10 tane okul, 5 tane kapalı yüzme havuzu ve 20 tane cami yapabilirdiniz. Bu kadar yüksek bir ekonomik değer kaybettik. Bunu Orman Bakanlığı kendisi açıkladı. Büyümeye elverişli bir Çanakkale’den, kurumlarından, alt yapısından söz etmek mümkün mü? Her şeyi yok ederek büyüme işimize yaramaz. Örnekler ortada bunlara karşı bir önlem alamadık.

5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?

Katkısı planlamayla olur. Plansız yapıldığı zaman İstanbul’a köprüler nasıl çözüm getirmiyorsa 10 köprüde yapılsa fayda etmez. Bu kadar plansızlıkla hareket edilirse yapılan iş yarar değil zarar getirir. Önemli olan köprü için gerekli hazırlıkları yapmak. Bu hazırlıklar yoksa %22 orman alanımın %5’i daha yok olacaksa, hayvancılık için kullanılan otlak ve meralar yok olacaksa, gelen otomobillerin egzoz gazı kentin kirlenmesine neden olacaksa ne işimize yarayacak bu köprü? Köprü sonrası ne gibi planlar yapıldı? Bizi nasıl sonuçlar bekliyor? Bu konunun uzmanları köprü hakkında açıklama yapması gerekiyor. Ormanlar cayır cayır yanıyor, Orman Müdürü çıkıpda açıklama yapmıyor. Bu olay Almanya veya Japonya’da yaşansa yetkili kişi harakiri yapar. Bu insanlarla bir yerlere varılabilir mi?

6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Troia müzesi hala açılamadı ki açılsa ne olacak? Bugün biz Troia’nın eserlerini nerede görüyoruz? Rusya’da St Petersburg müzesinde. Yıllar önce alman arkeologların Almanya’ya kaçırdığı ve Rusya’nın Almanya’yı işgaliyle beraber Rusya’ya alındığını görüyoruz. Tamam, biz Uluslararası İlişkiler sebebiyle bu hazineleri alamıyoruz. Tamam, iyi anladık güzelde şimdi siz dünyanın herhangi bir ülkesinden ABD’den Kanada’dan veya Avustralya’dan Truva’yı görmeye geldiniz. Ne görüyorsunuz orada? Taş, toprak vs. Troia’nınbir çok eseri İstanbul Müzelerinde değil mi? Peki bizim savunduğumuz her şeyi yerinde istiyoruz. Şimdi ilkokul öğrencilerini Troia’ya götürdüğünüz zaman bir şey anlatamıyorum. Görsel yönden hiçbir hazırlık yok. Görsel olarak bunların desteklenmesi lazım. Bu zamana kadar Troia kazılarında İngiliz profesörleri gördük, Alman gördük, Amerikalı gördük.Yaptıkları çalışmaların hepsini kendi ülkelerine götürdüler. Şimdi ben Troia’nın çeşitli katmanlarındaki bilgileri öğrenmek için ABD ye mi gitmem gerekiyor. Kendi ülkemizde ki arkeologların ve onların çalışmalarını görmemiz lazım. Buyurun ABD’deki bir yere kazı yapacağım deyin size izin verecekleri mi? Var mı tek bir örnek? Bizim Troia kazısında Türkiye Cumhuriyetine ait bir tane arkeolog bulabilir miyiz? Olan varsa da yardımcı düzeydedir. Şimdi nasıl hazırlanacaksın Troia’ya? ABD hazırlanır. Almanya hazırlanır. Bütün belgeler bilgiler bunların elinde. Sen ne yapacaksın. Ne göstereceksin? Açamadığın Troia müzesini mi göstereceksin? Yıllardır Troia’yı korumamışsın elinde ki bilgi ve belgeleri tutamamışsın. Şimdi nasıl yapacaksın?


7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?





Büyükşehir değil, bütün şehir olacağız. İkisi arasında farklar vardır. Bütün şehir’de köyleri ilçeleri vs. kapsıyor. Artık sadece Çanakkale merkezini düşünmek değil köyleriyle ilçeleriyle her şeyi ortak planlamamız gerekiyor. Şimdi merkez planlanmıyor. Köyleriyle ilçeleriyle nasıl planlama yapacaklar? Ben size söyleyeyim. Bir çok idareci bir çok il müdürü Çanakkale’nin birçok köyünü gitmemiştir, görmemiştir. Köy hayvancılık mı yapıyor? tarım mı ?bunun ihtiyacı nedir? Su ihtiyacı mı var? yol ihtiyacı mı var? bilmedikten sonra bütün şehir olmak rantçıların işini kolaylaştırır ama hakikaten Çanakkale insanına neler getirecek bunların planlanması, bilinmesi lazım. Yoksa İstanbul’dan rantçılar gelecek ve talan edecekler. Tarla fiyatları biraz daha artacak ve köylünün elinden tarlaları alınacak . Bunlar olacaksa bütün şehir olmaya gerek yok. Dolaysıyla köylüsüyle, kasabalısıyla ,ilçede yaşayan insanlarla ,Çanakkale halkının ortak olarak neler yapılabileceği konuşulmalı. Biz daha ilçelerle ulaşımımızı çözemedik. Köylere doğru düzgün servisler kalkmıyor. Bunları çözemedikten sonra göstermelik bütün şehir oluruz.

Caner KÜPELİ

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -