Çanakkale’nin gelişiminde yeraltı zenginliklerin önemli yer tuttuğuna işaret eden Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği ( ASKON) Başkanı Mehmet Özkurnaz, kentte bir kanaat önderi olarak bu zenginliklerin Türkiye ekonomisine kazandırılmasından yana olduğunu, katı ve herşeye karşı mantığı ile hareket etmenin yarar değil zarar getirdiği düşüncesi taşıdığını söyledi. Çanakkale’nin zenginleşme brenindin, dünyada önekleri bulunan üstün teknoloji ile uyumlu hale getirilmesiyle daha da gelişeceğini belirten Özkurnaz, tespitlerini şöyle paylaşıyor:
“Çanakkale’nin ekonomisine baktığımızda zengin iller arasındayız. 520 bin nüfuslu bir iliz ancak 250bin tane de aracın olduğunu görüyoruz. 250bin 17 plakalı aracın Çanakkale’de kayıtlı olması zenginliğin işaretidir. Bu demek ki ekonomik gelir penceresinden bakıldığında, gerçi ölçüsü yoktur daha zengin olmak, ancak Çanakkale’de her iki kişinden birine araç düşüyor demek gelecekte nasıl bir toplum olacağımızı, Çanakkale’nin kentte ve ilçelerde refah düzeyinin diğer illere nazaran daha yüksek olması ve sosyal yaşam açısından baktığımızda; Çanakkale’de sosyal yaşamın gayet ileri olduğunu yadsıyamayız. Yaşanılabilir bir şehrin temelinden planlı kentleşme geçer. Yapılaşmalara baktığımızda bölgeler olarak 1/100.000 haritalarda Çanakkale-Balıkesir planlamalarında olduğu gibi ,doğru kararların verilmesi yönünde, Çanakkale’deki STK topluluğu ve kanaat önderlerin ön görüsüyle kabul edilen planda kentleşmeyi yapılaşmayı ve planlamayı belediyelerin ona göre değerlendirmesi gerekir. Ve her yapılan işte sürdürebilirlik sağlanmalıdır.
“Madenlere Karşı Olmak Mantık Dışı”
Maden konusunda da madenlere karşı olmamız mantık dışıdır. Bakın Dünyada teknoloji nereye gelmiştir. Biz gerisinde kalmamalıyız. Tabii ki özellikle madencilik hassas bir konu. Çevreci arkadaşlarımız baştan sona karşı çıkıyor. Bu konularda taraflar arasında oturup bir konsensüs sağlanmasında da büyük fayda vardır. Bugün gerek hava kirliliği ,gerek çevre kirliliği konusunda yapılacak bütün çalışmalara baktığımızda; çevreci arkadaşlarımız, onlara karşı çıkmaktan ziyade ‘en az zararla bu iş nasıl yapılabilir’ bunun tartışılması gerekmektedir. Çünkü birçok toplantı yapılıyor. ÇED raporu toplantısı yapıyor madencilerimiz. Bu toplantılarda da hepsi ÇED raporu alma hakkını kazanıyor. Çevreyi kirletmeme normlarını yatırım projelerine koydukları için bu hakkı kazanıyor diye düşünüyorum.
“Yer altı zenginliklerinin kullanılması önemli”
Demek ki madencilerimizin tavır koymaları da güzel bir şey. Sonuçta Çanakkale sadece madencilerin ya da sadece çevrecilerin değil. Bizler de burada yaşayan insanlar olarak temiz hava solumak isteriz. Fakat madencileri de yok saymamız hoş olmuyor. Yer altı zenginliklerinin kullanılması önemli. Yer altı zenginlikleriyle, turizmiyle, tarımıyla, ormanıyla çok zengin bir il olduğumuz için yeşile zarar vermeden en az riski göğüslemek gerekir. Burada hedef karşı koyup, kavga etmek olmamalıdır. Birlikte hareket etmek iyi sonuçlar getirecektir. Çanakkale’de termik santrallerin yeteri kadar kurulduğunu ve bundan sonrada termik santral kurulmayacağını değerlendiriyorum. ÇED raporu almış bir veya iki tane termik santral kurulacağını biliyoruz. Onların dışında başka termik santralin kurulma şansının olmadığı apaçık ortada fakat metal madeni birçok dünya ülkesinde olduğu gibi teknoloji üstünlüğü ile çevreye zararı da olmadan çıkarılabilmeli, ekonomiye kazandırılmalı.” MEHMET BAYER
Yorumlar
Yorum Yaz