Kurban Bayramı için geri sayım başladı. Kurban Bayramı öncesi, Kaleninsesi Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunan Çanakkale İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Doç. Dr. Ferhan Savran; “Kurbanlıklar Çanakkaleli üreticilerden alınır. Şehir dışından Kurban Bayramı’nda hayvan getirildiği çok nadirdir. Burası zaten pazar olarak adlandırılabilecek bir yer değil. Çanakkale'de daha çok kurbanlık olarak küçükbaş hayvan kesiliyor. İlçelerde, hayvan pazarı nerede kuruluyorsa Kurban Bayramı öncesi de buralarda kuruluyor. Çanakkale'de kurban sıkıntısı yok. Bir kaç senedir gözlemlediğim, üretici bütün kurbanlıklarını pazarlayamıyor. Çanakkale'den de kurbanlık vermeye gidilmiyor. Eskidendi kurbanlık bakmak. Eskisi gibi değil artık” dedi.
“Kurban satışı anlaşmaya bağlı”
“Kurban satışı karşılıklı anlaşmaya bağlı” diyen Savran; “Tabi tahminimizce 30-35 lira arasında canlı baskül fiyatı olacağı kanaatindeyiz. Tüm Türkiye'de birliklerde uygun gördüğü rakam bu. Biz ne kadar bu rakamları uygun görsek de asıl iş müşteri ve satıcının arasındaki anlaşmaya bağlı olur. Bilimsel olarak da fiyat orada oluşur. 70 kilo 80 kilo gelen hayvan ortalama 2 bin 400 TL'ye denk gelir. Kurbanlık alırken yaşına bakılmalı, gözlerine bakılmalı. Kurbanlık hasta olmamalı. Hayvanın tabi albenisi olması lazım. Birde kurban koşulları var. Bir yaşını geçmiş olmalı. Eksiği olmamalı, topal olmamalı gibi kriterleri herkes biliyor” diye konuştu.
“Yüzde 50’ye varan enflasyon var”
Geçen seneye göre kurban fiyatlarında artış olduğunu kaydeden Savran; “Türkiye'de satış fiyatı artmayan bir şey var mı? Geçen seneden bu yana yüzde 50'ye varan bir enflasyon var.” dedi.
“Böyle bir kurban anlayışı olmaz”
Zincir marketlerde başlayan kurbanlık satışına ilişkinde değerlendirmelerde bulunan Savran; “Kepazelik bu. Benim şahsi görüşüme göre dini vecibeye aykırı. Bir paya bin küsur lira diyorlar. Kaç kiloluk kuzuyu kestin de bölüyorsun? Böyle bir kurban anlayışı olmaz. Kurbanlığın temel prensibi nedir; alırsın hayvanı, yarısını yediye bölersin dağıtırsın, diğer yarısını da kendin yersin. Bunlar yeni adet edindiler. Bütçeyi zorluyorsa, neden kurban kesiyorsun? Kimi aldatıyorsun o zaman. Gücün yetmiyorsa yapmayacaksın. Dinimize göre kurban kesme imkanı olan insanlar yapacak. Borcu harcı olan insanın kurban kesmemesi lazım. Memlekette her şey abartıldığı için, 'ille bende keseyim, kesmiş olayım' deniliyor” sözlerine yer verdi.
“Markette satılan kurbanlığı doğru bulmuyorum”
Savran sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Marketlerde satılan kurbanı çok da doğru bulmuyorum. Gerçek anlamda kurbanlık değil bence. Et alacağım diyorsa, kurban kesiyorum diyemez. ‘Şu kadar para yatırın, keselim.’ Olur, mu öyle? Sistemi bozuyorlar. Bu üreticinin de zararına. Tüketicinin yararına desek; kurbanlığı kesen insanın borcunun olmaması lazım, imkânlarının olması lazım. Borçlarla, harçla kurban keserse o da doğru değil, vacip değildir. Bu işin temel prensibi üreticiden almak. Üreticiden alınmamış şeyi doğru bulmam. Dini vecibelere uygun yapacaksanız; kurban pazarından, üreticiden bu hayvanı alırsınız. Bazı insanlar vardır, imkanları vardır; evinin bahçesinde kuzuyken alıp besler sonra kurbanlık yapar.”
“Yem fiyatlarının durdurulması şart”
Yem fiyatlarının da durdurulması gerektiğini kaydeden Çanakkale İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Doç. Dr. Ferhan Savran; “Yem fiyatlarının durdurulması şart. Bizim üreticimizin çoğu hayvanları kestirmek niyetinde. Bu ciddi anlamda bir sıkıntı. Yem fiyatlarının artmasının da ötesinde, mandıracılar da süt fiyatlarının düşürülmesini istiyor. Tamamen kıskaca geldik biz. Şimdi vatandaş yapar mı bu işi? Yapmaz. Kimse cebindeki parayı yemciye ya da mandıracıya kaptıracak kadar enayi değil. Ne olacak? Herkes bu sistemden ayrılacak. Para kazanılmadığında iş yapılır mı? Yapılmaz. Devlet, bu işleri ilerletelim diye, hayvan sayımızı arttıralım diye bin bir türlü projeler yaptı. O örneklere yazık. Bu kadar desteğe rağmen bunu maalesef yürütemedik” diye konuştu.
“Maliyetler düşürülmeli”
“Vatandaşlar tepkili. Marka değerimiz Ezine peyniri. Bu haliyle nasıl marka değeri olacak? İnsanlar hayvanlarını kesmek niyetinde” diyen Savran, “2010'lu yıllarda da aynı yere gelmiştik. 2008-2009 yıllarında fiyatlar düştü, herkes hayvanını kestirdi. 2010'da da denildi ki, 'Et açığımız var, süt açığımız var. Yurtdışından hayvan ithal edelim.’ 10 senede yine aynı yere geldik. Hayvan sayısı çok oldu denildi. Fiyatlar tekrar düşürülüyor. İnsanların tükettikleri gıda maddelerinin fiyatlarının fahiş yükselmemesi lazım ama o zaman bizim üretim maliyetlerini düşürmekle yükümlüler. Ya da bizim ürünümüzü bir şekilde süspanse edecek. Keçi sütü için 4 lira 4 buçuk lira deniliyor. Bizim yaptığımız hesaplarda, sütün maliyeti 4 lira 80 kuruş zaten. Devletin bu fiyata birde refah vermesi lazım. Vatandaş, 4 liradan sütünü içsin, peynirini yesin. Peynirci de 5 buçuk liradan peyniri yapacağım ama kime satacağım diye soruyor. Marketlerde 110-120 liraya kadar çıkan peynir fiyatları var. Yereldeki mandıracıların kendi dükkanlarında o fiyatlar yok ama orada da fiyatlar 70-80 liradan aşağı değil. Kim alacak? Hangi insanda bu alım gücü var” şeklinde konuştu.
“Ekonomi bir denge meselesidir”
Savran sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Geçtiğimiz günlerde keçi sütü fiyatlarında inek sütü fiyatlarına gidelim diyorlardı. Şimdi Türkiye'de inek sütü fiyatları yükseldi. Onlarda malı satamıyor. Mandıraların, fiyatı biraz daha aşağı çekmesi lazım ama onun yerine maliyeti daha aşağı çekerim diyor. Mandıracı, maliyetleri düşürürse, biz nasıl düşüreceğiz maliyetleri. Bizde doğal hayvancılığa başlayacağız. Kimse yem vermeyecek. Ya da hayvan sayımızı azaltacağız. Kimisi hayvancılıktan çıkacak. Hayvan sayısı düşecek. Süt düşecek. O zaman da ekonominin prensipleri tekrar çalışmaya başlayacak. Arz azaldığı için talep artacak. Talep arttığı için süt üretimi sürecek. Ekonomi dediğimiz bir denge meselesidir. Dengeyle gider. Dengesiz dengesiz işlerle uğraşırsak bize bunlar olur” dedi.
“Kaba yemler olmazsa hayvancılık zaten kar getirmez”
Kuraklığa da değinen Savran; “Daha zor bir kış geçeceğinin garantisini verebiliriz. Arpa ve buğdayda verimler düşük. Trakya, Balıkesir ve bizim bölgenin bir kısmı dışında yağış, kuraklık düzeyinde. O bölgelerde mısır da yetişmeyecek, silajlık mısırda yetişmeyecek. Bütün bunların arzları azaldığı için mecbur fiyat yükselecek. Kaba yem olan ot, yonca, silajlık ürünlerin fiyatları artacak. Kaba yemler olmazsa hayvancılık zaten kar getirmez. Ucuza mal edeceksiniz ki kar elde edebilesiniz. Bunu da bulamazsanız büyükbaş hayvanların çoğu kesilir. Zor günler önümüzde. Umarım sağlıkla ilgili sorunlarımızı çözeriz. Sağlık sorunlarını toparlayabilirsek ekonomi bir yerden yerine oturup, dengeye gelebilir. Ama onu da başaramazsak, çok daha dramatik sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Damla YELTEKİN
Yorumlar
Yorum Yaz