Raporda, konut maliyetlerindeki artışın ve konuta olan talebin artmasının, konut piyasasında bir şişkinliğe yol açtığına ve asgari ücretle geçinenlerin ev sahibi olma hayalinin neredeyse imkansız hale geldiğine dikkat çekiliyor. Örneğin, raporda 2023 Aralık ayında ortalama bir konutun fiyatının 3 milyonun üzerinde olduğu ve asgari ücretle çalışan bir kişinin ortalama bir konutu alabilmesi için 17 yıl boyunca tüm ücretini ödemesi gerektiği belirtiliyor.
Rapor, bu konut krizinin başlıca nedeninin artan inşaat maliyetleri olduğunu da vurguluyor. Son üç yılda maliyetlerdeki yüzde 60'ın üzerindeki artışın, bina ve konut inşaatlarının maliyetlerine yansıyarak konut fiyatlarını önemli ölçüde artırdığına dikkat çekiliyor. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde, ikinci el konutlara olan talebin arttığına ve bunun ekonomik büyümenin yavaşlaması ve inşaat maliyetlerinin yükselmesi gibi faktörlerle ilişkilendirildiğine işaret ediliyor. Ayrıca, deprem riskinin yüksek olduğu İstanbul'da satılan her on evden yedisinin ikinci el olduğu ve bu durumun, olası bir deprem için riskli bir durum oluşturduğu vurgulanıyor.
Rapor ayrıca, ev sahipliği oranlarının düştüğünü ve kiracı olma oranının arttığını ortaya koyuyor. Özellikle Doğu bölgelerinde ev sahibi olma oranlarının düştüğüne ve kiracı oranının yüksek olduğuna dikkat çekiliyor. Bununla birlikte, rapor ailelerin çoğunluğunun yaşadığı konutlarda yeterli kullanım alanının bulunmadığını ve İstanbul gibi büyük şehirlerde bu durumun daha belirgin olduğunu belirtiyor.
Son olarak, raporun editörü Dr. Elyesa Koytak, konut krizinin eşitsizlikleri artırdığını ve bu durumun önlenmesi gerektiğini vurguluyor. Koytak'a göre, genç neslin barınma hakkının temin edilmesi hayati önem taşıyor ve konut politikalarının bölgesel dinamiklere göre belirlenmesi gerekiyor. İstanbul gibi büyük şehirlerde konut politikalarının öncelikli olarak ele alınması gerektiğine ve Güneydoğu illerinde de özel konut politikalarına ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekiliyor.
Yorumlar
Yorum Yaz