Kepez’de aylardır yaşanan su kesintileri ve giderek derinleşen su krizi, artık yalnızca teknik bir problem olmaktan çıktı; vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkileyen, güven duygusunu zedeleyen bir meseleye dönüştü. Anahtar Partisi Çanakkale İl Başkanı İsmail Kaya, bu siyasi çekişmede yaşananların perde arkasını Kaleninsesi okuyucuları için değerlendirdi.
Geçtiğimiz gün AK Parti Kepez Belde Başkanlığı Kepez’de uzun süredir devam eden kirli su sorununu ve Kasım ayı meclis toplantısında alınan yüzde 57’lik su zammı kararını protesto etmek için Kepez Belediyesi önünde toplandı. AK Partililerin su sorununu ve suya yapılan zammı protesto etmesi sonrasında Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Başkan Birol Arslan yaptığı açıklamada temiz su temini ve Atikhisar Barajı’ndan hizmet almanın önünü kesenlerin yine o gün eylem yapan gruba dahil siyasi partinin olduğunu hatırlatarak duruma karşı tavrını gösterdi.
Bu süreçte yaşanan tartışmalar siyaset sahnesinde yeni bir gerilim yaratırken, Anahtar Partisi Çanakkale İl Başkanı İsmail Kaya, yaşananların perde arkasını anlatarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Gündem konuları üzerinden görüşlerine başvurduğumuz İsmail Kaya, Kepez’deki kirli su kriziyle ilgili hem teknik hem de siyasi yönleri kapsayan kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kaya ifadelerinde, “Bu konuyu çözmek için yaşanan sorunun arka planını anlamak büyük önem taşıyor,” dedi.
“EYLEM SAMİMİ DEĞİL, TRİBÜNLERE OYNANIYOR”
Kaya, AK Parti ilçe teşkilatının eylemini samimi bulmadığını belirterek şu çarpıcı sözleri söyledi: “Kepez’de su sorunu yıllardır bilinen bir gerçek. Eğer bir hizmet vatandaşın ayağına gelmesin diye engelleniyorsa, sonra da bu engelledikleri hizmetin eksikliğini protesto ediyorlarsa bu samimi değildir. Bu, vatandaşın aklıyla dalga geçmektir,” dedi.
Kaya’ya göre mesele sadece teknik değil; aynı zamanda bir niyet sorunu:
“Kepez Belediye Başkanı'nın Atikhisar Barajı’ndan su alamadığının nedeni açıkça AK Parti içindeki bazı isimlerse, bunun önce açıklığa kavuşturulması gerekir. Engelleyip sonra eylem yapmak, su krizini bir şova dönüştürmektir," şeklinde düşüncelerini belirtti.
“NÜFUS 5 BİNDE KALMADI, 50 BİNİ AŞTI — ALTYAPI BUNA HAZIRLANMALIYDI”İsmail Kaya, Kepez’in hızlı büyüyen bir yerleşim olduğunu vurgulayarak, su kuyularının artık nüfusa yetmediğinin altını çizdi:
“Bir zamanlar Kepez’de 5 bin kişi vardı, şimdi 50 bine dayandı. O dönem de kuyu suyu kullanılırdı, bugün de. Ama nüfus bu kadar artmışken altyapının ön hazırlığının yapılması şarttı,” diyen Kaya; Kepez’de şu an 38 kuyunun olmasına rağmen ihtiyacın karşılanamadığını belirten belirterek, su yönetiminin tüm kurumların ortak sorumluluğu altında olduğunu ifade etti.
Kaya açıklamasında, iki tarafın da kendi eksiklerini görmesi gerektiğini söyledi ancak en kritik noktayı net bir şekilde ortaya koydu:
“Belediye talep ettiği izinleri devletten alıyorsa ama uygulayamıyorsa bu beceriksizliktir. Ancak belediye su getirmesin diye bazı süreçler bilerek tıkanıyorsa, sonra da ‘su yok’ diye eylem yapılıyorsa bu kabul edilemez,” açıklamasında bulundu.
“VATANDAŞ HAKEMDİR, ENGELLENEN HİZMETİ DE GÖRÜR, SAMİMİYETİ DE”
İsmail Kaya, Su Krizi Üzerinden Yürütülen Siyasetin Vatandaşta Karşılık Bulmadığını Söyledi:
“Hakem Millettir. Hizmeti Engelleyip Sonra Şova Dönüştürenleri De, Samimiyetle Çözüm Arayanları Da Vatandaş Artık Çok Net Görüyor,” Diyerek Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan’a Desteğini Gösterdi.
DSİ’NİN 50 YILLIK BORÇ HAMLESİNE SERT TEPKİ
Kaya, Çanakkale Belediyesi’ne 50 yıl önceki bir borcun bugün tahsil edilmeye çalışılmasını da “manidar” buldu:
“İller Bankası’ndan gönderilen fonu kesip, 50 yıldır tahsil edilmeyen borcu şimdi birden gündeme getirmek, vatandaşın hizmet almasını engelleyen bir faaliyet gibi duruyor,” diyen kaya, bu tutumun belediyeyi finansal olarak köşeye sıkıştırdığını, bunun da hizmetleri doğal olarak aksattığını söyledi.
“SU ZAMMI İSTEMEYİZ AMA ENGEL ÇIKARILIRSA BELEDİYENİN SEÇENEĞİ KALMIYOR”
Su tarifelerine yapılan yüzde 57’lik zam hakkında da konuşan Kaya:
“Kim zam ister? Ama belediyenin gelir kaynakları devlet tarafından kesiliyorsa, DSİ gibi kurumlar ceza üzerine ceza yazıyorsa belediye nasıl ayakta kalacak? Zam bu şartların bir sonucu. Şeklinde düşüncelerini belirtti.
MESEM, LİYAKAT TARTIŞMALARI
Röportajın devamında Kaya; Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM), Türkiye'de mesleki ve teknik eğitimin bir parçası olan, örgün ve zorunlu eğitim kapsamında olan Mesem konusunda ise gündemde yer alan MESEM’deki cinayete ve kazaya kurban giden çocuk işçiler nedeni ile yaşadığı üzüntüyü paylaştı. Kaya; MESEM’de denetim eksiklikleri, ve nerdeyse çok eskiden uygulanan “eti senin kemiği benim” anlayışından uzaklaşılması gerektiğinin önemini açıkladı. ,
“ÇOCUKLARIN GÜVENLİĞİ VE EĞİTİMİ DEVLETİN SORUMLULUĞUDUR”
Kaya yaptığı açıklamada; “Vatandaş çocuğunu okula teslim ederken en kıymetlisini emanet ediyor. Bu yüzden hem teorik hem de uygulamalı eğitim çok sıkı denetlenmeli. MESEM’deki denetim yetersizliği, çocukların güvenliğini risk altına sokuyor. Şeklinde düşünceleirni belirtti. Kaya ayrıca, ustalık sisteminin de yenilenmesi gerektiğini vurgulayarak:
“Eskiden ‘eti senin kemiği benim’ anlayışı vardı. Şimdi sistem çok daha kapsamlı olmak zorunda. İnsanlar eskisi gibi değil. Ustaların eğitim verebilmesi için pedagojik bir donanıma da sahip olması gerekir.” mesleğini öğretebilir pozisyonda olması gerekir dedi. Bunun dışında da . aksi takdirde, görüldüğü üzere Sanayide bakımsız ortamda bilmem kaç saat çalıştırılan çocuklar bu sistemin kurbanı olmaya devam eder eğer denetim olmazsa. Aslında MESEM’deki sistem öyle gelişmiş olmalı ki; dünya standartları ile ölçülebilen örnek olan bir sistem olmalı oysa ki,” dedi.
TBMM’DEKİ LİYAKAT TARTIŞMASI: “GAF DEĞİL, TOPLUMU GÜCENDİREN BİR SÖYLEM”
Kaya, AK Parti ve CHP sıraları arasında yaşanan liyakat tartışmasını da değerlendirdi. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın mülakatsız alımları eleştirmesinin ardından AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in “Utanmıyoruz, gurur duyuyoruz” sözlerinin toplumda büyük rahatsızlık yarattığını belirtti:
“Kendi çocuklarının sınavsız, mülakatsız, torpille bir yerlere girebildiği bir ülkede; vatandaşın evlatları kapılardan geri çevriliyorsa, buna ‘utanmıyoruz’ demek halkı incitir. Bu gaf değildir, bu halkı gücendiren bir yaklaşımdır,” diyen Kaya, gücendirilmiş bir toplumda vatandaşın artık her şeyi daha net görebildiğini ve seçimlerde de “hakem” olacağını belirtti.
“ETKİSİZ İNSANLAR ETKİLİ GÖREVLERE GETİRİLDİ”
İsmail Kaya’ya göre ülkenin bugün yaşadığı ekonomik, idari ve sosyal sorunların temelinde liyakat eksikliği bulunuyor diyerek; “Etkisiz insanların etkili görevlere getirildiği bir düzen var. Kendini ifade edemeyen kişiler önemli makamlara atanıyor. Böyle bir ortamda sorunların büyümesi kaçınılmazdır,” diyen Kaya liyakatsizliğin bira an önce son bulmasının önemli olduğunu belirtti
“GÜCENDİRİLMİŞ BİR TOPLUM VAR”
Kaya, Anahtar Partisi'nin politik çizgisini şu sözlerle açıkladı:
“Biz sokakta vatandaşın yanındayız. Ekonomik olarak gücendirilmiş, adalet konusunda gücendirilmiş, geçim derdiyle boğuşan milyonlarca insan var. Biz bu halkın gönlünü alarak siyaset yapmak istiyoruz. Siyasetin bir ahlakı vardır. Seçilmiş bir belediye başkanı işini yapıyorsa önüne çelme atılamaz.”
“HAKEM MİLLET KİMİN ENGELLEDİĞİNİ DE, KİMİN HİZMET ETTİĞİNİ DE GÖRÜR”
İsmail Kaya’nın açıklamaları, Kepez’deki su krizinin yalnızca teknik bir altyapı sorunu olmadığını; kurumlar arası ilişkilerden siyasi çekişmelere kadar çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
“Vatandaş her şeyi görüyor. Hizmete engel olanı da, gerçekten çözüm üretmeye çalışanı da biliyor. Hakem olan millettir. Sandık geldiğinde herkes kendi değerlendirmesini yapacaktır,” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Yorumlar
Yorum Yaz