Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun girişimi ile 1992 yılından bu yana her yıl 10 Ekim günü, ‘Dünya Ruh Sağlığı Günü’ olarak anılıyor. Bu özel günde ruh sağlığının önemine her yıl farklı bir tema ile dikkat çekmek ve farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. 2021 yılının teması ise ‘Eşitsizliklerin Olduğu Bir Dünyada Ruh Sağlığı’ olarak belirlendi. ‘Eşitsizliklerin Olduğu Bir Dünyada Ruh Sağlığı’ temasıyla, dünyada hala yoksulluk içinde yaşayan insan sayısının çok yüksek olması ve yaşanan bu eşitsizliğin ruh sağlığına ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimdeki rolüne dikkat çekmek için hedeflendi. Psikodrama Terapisti Esen Acarer Kahya, ruh sağlığının bedensel sağlık açısından önemine vurgu yaparak, “Beden ruhu etkiler, ruh bedeni etkiler. Bunlar çok iç içe geçmiş şeylerdir. Ama insanlar, ruh sağlığı ile ilgili daha öteleme durumundalar. İnsanlar bedenleri artık isyan etmeye başladığında ve sorun çıkarttığında o zaman ruh sağlığına başvuruyor” dedi.
“SİSTEM KÖTÜYSE, BİREYLERİN TEK TEK İYİLEŞMESİ MÜMKÜN DEĞİL”
“Bence bu yılın teması ve önümüzdeki yılların teması biz olma bilinci olmalı. Pandemiden çıkıyoruz ve aşı olalım mı, olmayalım mı ve aşı karşıtı söylemler bu kadar gündemimizdeyken; asıl meselenin dünyayı saran salgınla birlikte hepimizin bilincine varması gereken şeyin 'biz olma bilinci' olması gerektiğini düşünüyorum. Ruh sağlığında; bireysel olarak, bireysel odaklı ve bireyselleşmeyi destekleyecek şeylerden çok, biz odaklı bilinçle baktığımızda genel iyileşmenin mümkün olabileceğine inanıyorum” ifadelerine yer veren Kayha, “Hasta toplum, hasta birey meselesini bu şekilde özetliyorum. İyileşmek istiyorsak, bunu bütünden başlayarak yapmamız gerekiyor. Sistem kötüyse, bireylerin tek tek iyileşmesi mümkün değil. Tıpkı covid-19 pandemisinin bizlere gösterdiği gibi” diye belirtti.
“BİRLİKTE HAREKET ETMEYİ ÖĞRENMEK GEREKİYOR”
“Elbette bireysel olarak herkesin kendine iyi gelen şeyi yapması çok kıymetli. Yoga, yürüyüş, kişisel gelişim kavramı elbette önemli. Bu yadsıdığımız bir şey değil ama dayanışma eksikse bunun hiçbir anlamı yok” sözlerinin altını çizen Kahya, “Geçtiğimiz yaz çok korkunç şeyler yaşadık. Doğa bize bunu çok net gösterdi. Biz doğa ile bütünleşmiyorsak, bu bilince erişmemişsek, istediniz kadar siz kişisel gelişim gösterin, bambaşka sonuçlarla karşılaşıyorsunuz. Ortak bir bilinç oluşturup birlikte hareket etmeyi, dayanışmayı öğrenmek gerekiyor. Dayanışma, sadece kötü zamanlarda bir araya gelmek meselesi değil. İyi zamanlarda da, her zaman birlikte hareket edebilme bilinci. Birinin diğerini kollayarak hareket etme bilinci. Dayanışmanın içine empati kavramı da girer, saygı ve kabul de girer” ifadelerine yer verdi.
“BİRBİRİMİZİ KABUL ETMEMİZ GEREKİYOR”
Farklılıkların kalkacağı bir dünyaya işaret eden Kayha, “Eşitsizliklerin olduğu dünyada bu kadar bir arada durmak 'biz'le ilgili bir şey. Birbirimizi gözetmemiz, kabul etmemiz gerekiyor. Din, dil, ırk, cinsiyet farklılıklarının ortadan kalktığı bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Biz insanlık olarak bunu kabul etmek zorundayız. ‘Bunun için ne yapabiliriz? Birlikte insanlık bilincini nasıl geliştirebiliriz?’ Artık bunlara bakmalıyız” dedi.
“FİZİKSEL SAĞLIK DA RUH SAĞLIĞIYLA ÇOK İLİŞKİLİDİR”
Terapi görmenin toplumda yer edindiğini belirten Kahya, “Eskiye oranla psikolojik tedavi gören insanların daha rahat terapiye geldiklerini görüyorum. Beden ve ruh birbirinden ayrı şeyler değil. Böyle bir ikilik olduğuna inanmıyorum. Fiziksel sağlık da ruh sağlığıyla çok ilişkilidir. Ruh sağlığınız iyi değilse fiziksel olarak hastasınızdır. Bunun yanı sıra beden de ruhu etkiler, ruhun bedeni etkilemesi gibi. Bunlar çok iç içe geçmiş şeylerdir. Ama insanlar, ruh sağlığı ile ilgili daha öteleme durumundalar. Hala ruh sağlığını hayatlarının merkezine koymama düşüncesi hakim. İnsanlar bedeni artık isyan etmeye başladığında ve sorun çıkarttığında ruh sağlığına başvurma eğilimi gösteriyorlar. Terapi hizmetinin devletin karşılaması gerekiyor. Herkesin ruh sağlığı hizmetine ulaşılabilir olması gerekiyor” sözlerine yer verdi.
Damla YELTEKİN
Yorumlar
Yorum Yaz