ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR
İsmail Sessiz – Çanakkale MÜSİAD Başkan Yardımcısı
1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?
Çanakkale, tarih boyunca önemli bir şehir olmuştur. Gerek geçmiş tarihi, gerek yakın tarihi, stratejik konumu, ormanları, havası, suyu ve şuandaki mevcut durumuyla çok güzel bir şehir. Böylede olmaya devam edecek. Çanakkale’nin şu anda büyüme sancılarının yaşandığını düşünüyorum. Bundan sonra önümüzdeki on yılda fevkalade bir atılım olacaktır. Bizimde üzerimize düşen, bu şehrin kontrollü büyümesini sağlamaktır. Gerek belediye, gerek kamu , STK’lar kısacası hep birlikte Çanakkale’de doğru adımları atarak, kontrol edilir büyümeyi sağlamamız gerekiyor. Şehrin yaşam alanlarının, eğlence alanlarının, okullarının, resmi kurumlarının, tarım alanlarının doğru planlanarak şehrin gelişimini olumlu yönde sağlamamız gerekiyor. Merkezi hükümetten büyük projelerin Çanakkale’ye kazandırılmasıyla ilgili adımların ortak çalışmalar yaparak atılması gerekiyor. Hükümet farklı bir partiden de olsa buradaki belediyenin koordinasyonu doğru sağlayıp merkezi hükümetten büyük projelerle ilgili destek almasını sağlaması lazım. Belediyenin büyük projelere de çalışıyor olması gerekiyor. Bunları düzgün yaparsak Çanakkale’nin büyümesi daha hızlı olacaktır.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
Önümüzdeki 5 yılda Turizm ve Tarım ön plana çıkacaktır. Çünkü hem Troia, Hem Çanakkale savaş alanları, tarihi ve doğa güzellikleriyle, Ezine, Ayvacık, Küçükkuyu gibi bölgelerde inanılmaz Turizm potansiyeline sahip. Assos, Beyramkale, Parion gibi tarihi kazılarında yurt dışı turizmine önemli katkıları olacaktır. Tarımda ise özellikle süt ürünleri, şeftalisi, kirazı, zeytini, zeytinyağı, Çanakkale’de tarım alanında da ciddi şekilde büyümeyi sağlayacaktır. Ayrıca hükümetin Çanakkale’de 7 tane tarımsal sit alanı ilan etmesi güzel bir gelişme. Yani artan nüfusla birlikte tarım alanlarının korunması da oldukça önemliydi ki bunu da yaptılar. Herkes her yere inşaat yapamayacak. Buda tarım alanlarının daha da büyümesini sağlayacaktır.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
Aslında Çanakkale çok popüler bir şehir. Yaşanabilir kentler listesinde Çanakkale’nin ilk beşte olduğunu düşünüyorum. Sadece fiziksel anlamda değil de ekonomik anlamda bakıyorlarsa bilemiyorum tabi. Biraz daha pahalı bir şehir olabilir. Buradaki emlak fiyatları daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Bir tarafı tarım alanı, bir taraf askeriye ,bir taraf orman şehrin yeni imar alanlarını sekteye uğratıyor. Bu tip konular yüzünden geride kalmış olabilir ama normalde Çanakkale’nin ilk 10’un içerisinde olduğunu düşünüyorum. Trafik sıkıntısı yüzünden geride desek Türkiye’nin her yerinde bunun gibi sıkıntılar var. Buradaki yerel yöneticilerin, belediyelerin büyük projelere imza atması gerekiyor. Bazı noktalar da zaman zaman büyük trafikler ve otopark sıkıntılarının yaşandığı zamanlar oluyor. Bunlarla ilgili çözüm üretimini daha da zenginleştirilmesi gerekiyor. Sadece ‘’otopark sorunumuz var, toplu taşımayı kullanın’’ gibi çözümler yerine bölgesel anlamda yapılacak çalışmalar hızlandırılabilir ki belediyeler birçok binadan otopark ücreti alıyor ama bunun karşılığında ne kadar otopark kazandırdığı konusunu da kamuoyunun dikkatle takip ettiğini düşünüyorum. Bu konuda yetersiz kalındığını düşünüyorum. Bunun gibi sıkıntılar çözüldüğünde yaşanılabilir kentler listesinde daha da üst sıralara yükselebiliriz.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Tarım çok değişken bir yapıya sahip. Yani her sene domates ektiğinizde karşılığını her sene aynı fiyat olarak alamıyorsunuz ama neticede siz domates ekiyorsanız bunu her sene yapmak zorundasınız. Gelecekte insanların parasının olduğu sürece daha organik, yapısı bozulmamış ürünleri tercih edeceğini düşünüyorum ve tarım için gelecek endişelerin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Doğru yaptığınız bir tarımı, kimyasal kullanmadan ürettiğiniz meyveyi veya sebzeyi Türkiye’de daha iyi fiyatlara satabileceğinizi düşünüyorum. Gökçeada, organik tarım adası ilan edildi. Buradaki bazı firmaların başarısı da konuşuluyor. Yani doğru işi yaptığınızda tarımdan hiçbir şekilde vazgeçilmeyen bir sektör olacaktır. Turizm zaten kendi başına bir dinamik ama bununla ilgilide hep birlikte, gelen turistin Çanakkale’de daha fazla konaklama süresine ulaşması için çalışma yapmamız gerekiyor. Madenler konusuna gelecek olursak; bu konuda yer altı zenginliklerinin mutlaka yer üstüne kazandırılması gerektiğini düşünüyorum. Ancak çok hassas bir konu. Bu şehirde, bu ülkede hepimiz yaşıyoruz. Termik Santrallerle ilgili ANAP döneminde Çan Termik Santrali açıldığında, Mustafa Cumhur Ersümer buranın bacalarından en ufak bir karbondioksit salınımı olamayacak dedi. Bugün devlet burayı satmakta zorlanıyor çünkü hantal bir yapıya dönüştü ve çevreye inanılmaz bir zararı var. Bugün İÇDAŞ’ın en son teknolojiyle yaptığı Termik Santrale baktığımızda Çevre Bakanlığı tarafından internet üzerinden baca ölçümleri yapılabiliyor ve çok iyi kontrol edilebiliyor. Eğer siz açtığınız madeni, açtığınız bir işletmeyi çevreye zararlı hale getiriyorsanız bunu yapmayın. Devlet gerekli kanuni düzenlemeleri yaptıktan sonra bu işletmelerin kontrolünü çok acımasızca yapmalı. Ben yer altı zenginliklerinin ülkenin menfaatine kazandırılmasını çok çok destekliyorum. Ancak bunların inanılmaz denetlenmesi gerekiyor. Marmara bölgesinde nüfusun yoğunluğu daha fazla, bu bölgelerde bir tane işletme kurulması gerekiyorsa bir tane yapmak gerekiyor. Sayıları da kontrol edilmesi gerekiyor. Son yıllarda hükümetin çevre ile ilgili duyarlılığı çok fazla. Hatta Enerji Bakanı altın madenleriyle ilgili kaynakların ülkeye kalması yönünde çalışmaların olduğunu söyledi. Çevrecilerinde hassasiyetini anlayabiliyorum ama gerekli önlemlerle herkesin kazanacağına inanıyorum.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
Çanakkale’yi kontrollü büyütmemiz gerekiyor. Sonra burada bazı yerlerde çok yoğunluk bazı yerlerde inanılmaz sıkıntılar yaşanılır bir şehir haline getirmemek gerekiyor. Köprü Çanakkale’ye bir şeyler kazandıracaktır. İstanbul’un alternatifi, orada büyük bir sıkışma var. İstanbul’a tek benzeyen şehir de Çanakkale. Assos taraflarına bakıldığında çok büyük bir emlak alım satımı var. Köprüyle beraber inanılmaz artışlar oldu ve olmaya da devam edecektir. Tarım alanları da korunarak, şehrinde planlanarak gelen bu talebi doğru karşılamak gerekiyor. Köprünün her şeyden önce Çanakkale’li olarak bize katkısı var. Köprü karşıtı olan insanların Bayram tatillerinden son gün dönmelerini rica ediyorum. Ben 13 saatte İstanbul’dan geldim. Köprü olmamasından dolayı, gemi kuyruklarında beklemekten bu kadar uzadı. Onun için köprü önemli bir proje. Hatta tartışılmaması gerekiyor. Köprü çok uzun zamandır konuşuluyor. Hatta rahmetli Orhan Uğur seçim tahakkukun de 1988 yılında köprüden bir projesi vardı. Şuanda her hükümet bu köprüyle ilgili söylemlerde bulundular. Son Recep Tayyip Erdoğan köprünün temelini attı.
6-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bence doğru bir karar. Çünkü çift başlılık var.Şimdi düşünün her yerde belediye var, her yerde özel idare var. Köylere giden hizmeti özel idare, müşavir alana giden hizmeti belediyeler yönetiyor. Ben tek elden yönetimin daha iyi olacağı inancındayım. İlk başlarda bocalama dönemi illaki olacaktır ama sonradan büyük katkısı olacaktır. Köylerimizin bir çoğunun alt yapıyla ilgili yeterli hizmeti aldığını düşünmüyorum. Kanalizasyonlarını denize akıtan köy çok. En azından bir yarış olacaktır ve belediyelerin o köylere refah seviyelerini yaşanılabilir hale yükseltmesinde daha etkinli olacağına inanıyorum. Bunun yanında imari noktada da çok büyük faydaları olacaktır. Çünkü köyde isteyen herkes istediği her yere bina yapabiliyor. Özel idarede bunlara yeterli seviyede müdahale edemiyor. Ben isterim ki bir İntepe evleri, bir Umurbey evleri , bir Kumkale evleri gibi o köye ait kendine has evleri olmalı ki bunlar gelecekteki nesillerde turizm potansiyelini arttırsın. Onun için büyükşehirin bütçe anlamında tek elden dağılması, hem de köylülerin seçilmiş belediyeler tarafından yönetilmesiyle köylüler daha önemli hale gelecektir. Başlarda biraz sıkıntı olur ama sonradan her şey yoluna girer diye düşünüyorum. Doğancan Ustabaş
Yorumlar
Yorum Yaz