Günler su gibi akıp gidiyor. Çanakkale’nin gündemi her gün ortaya çıkanlarla değişiyor. İddialar birbiri ardı gazete manşetlerinde yer alıyor. Eleştirilerin ve iddiaların odağındaki CHP suskunluk içinde.
Halk yanıt bekliyor ancak belediye nedenini bilmediğimiz bir şekilde sıradan, gündemle ilgilenmeyen umursamaz tavır ortaya koyuyor.
Bu suskunluk fırtına öncesi sessizliği mi, yoksa ikrar mı onu da bilmiyoruz.
Vardır hikmeti sebebi.
Söylenecek çok söz de yok.
Halk her şeyi gözlüyor, hafızasına kaydediyor.
İPTAL EDİLEN BİENAL
- Uluslar arası Çanakkale Bienali iptal edildi. Organizasyon adına bienalin iptal edilmesi 'Beral Madra yoksa Bienal de yok' dayatmasının sonucudur. Çanakkale Bienali İnisiyatifi bu şehrin değerlerini, halkı ‘yok’ sayamaz. Çanakkale belediyesi ana destekçi olarak halkın hassasiyetlerini dikkate almalıydı.
Bienal elbette dünden bugüne yapılacak kolay iş değil ama en azından Beral Madra’nın 15 Temmuz sonrası sosyal medya paylaşımlarını dikkate alarak refleksini göstermeliydi. İptal edilecekse bu kararı şehrin üzerinden belli kazancı olan bienal inisiyatif grubuna bırakmadan kendi duyurmalıydı.
Sanat adına halkın değerlerini değersiz kılma kimsenin haddi değil. Sanatçı halkın desteği ile varlığını sürdürür. Dolayısıyla sanat adına iş yapan sanatçı daha değerli hale gelir. Yarım asrı geçen süreçte sanat dünyasının içinde bulunan nice insanları toplum kuşaktan kuşağa bağrına basıyor…
Beral Madra yoksa Bienalde yok restini sanat ruhu ile bağdaşmadığı, doğru bulmadığımı söylemek isterim. Çanakkale halkına yapılmış saygısızlıktır tepkinin adı. Sanat ve sanatçılar eleştirilemez sınıfı değildir. Bienali kökten iptal etme restinde yetki, organizasyon komitesinin insafına bırakılacak kadar ileri götürülmüşse bunda belediyenin de payı vardır.
Unutulmasın; bu kent’te adı sanı duyulmamış olanlar, bienal ve diğer etkinliklerle belli kimlik kazanıp şehirde yaşam sürüyor. Çıkıp ‘Beral Madra yoksa Bienal de yok’ diyorlarsa eh,keyfi bilir. Hiç kimse bu şehirde vazgeçilmez değildir.
Bir de bienalin iptali gerekçesinin diğer yüzünü bakalım. Asıl tartışılması ve konuşulması gereken bu kısım.
Her ne kadar Çanakkale Belediyesi ana sponsor olarak yer alsa da, bienal boyunca kullanılacak bir takım mekanlar ve lojistik destek gibi tamamlayıcı sponsorlara ihtiyaç var. Beral Madra üzerinden Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın sponsor kurum ve kuruluşlara yaptığı “desteklerinizi birkez daha gözden geçirebilirsiniz” çağrısı bienal tertip komitesinin finansal ayağı ile ilgilenenleri ürküttü.
Yalnız, tek başına belediyenin bütçesi ile bienalin altından kalkamayacağı görüşü ortaya çıkıncı Beral Madra’nın çekilmesiyle ‘biz de yokuz’ demeye getirdiler.
Yani sanatsal dayanışma, sanat refleksli bir tepki değil.
Sözlerimi Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın bir ifadesiyle noktalayayım “Toplumun taşıdığı değerlere karşı daha hassas olmayı ve milleti aşağılamamayı öğrenecekler.”
Daha da uzatmanın anlamı var mı?
KARANLIK SOKAKLAR
Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş. (UEDAŞ), geleneksel ulusal fotoğraf yarışması ‘Şehrin Işıkları’nın 4’üncüsü için çağrıda bulunuyor. ‘Şehir ve ışık’ temalı fotoğraf yarışmasına başvurular 1 Eylül-1 Ekim tarihlerini kapsıyor. Şehrinin ışıklarını en iyi yansıtan katılımcılara, sürpriz hediye, ödül v.s. Hak edebilmek için
gece ışığın altında ışıl, ışıl görünen şehir fotoğrafları…
Yüzler, binlerce ışık süzmesinin kümeleştiği görüntü şehrin ışıklarını ne kadar yansıtır, kümenin insan üzerindeki sağladığı fayda nedir anlamış değilim açıkçası. Mesela karanlık sokaklar. Kimsenin aklına gelmez mi? İlla ışıltı, pırıltı takıntısı niye? Karanlık sokaklar bir şey anlam ifade etmiyor mu?
Şehrin aydınlatılmasında yeterliliği ölçme adına karanlık sokaklardan neden çekinilir?
Her karanlık geceyi sabahlar aydınlatırken kararlık sokakları kim aydınlatacak, sorgulanamaz mı?
Şehir ve ışık temasını bütünleştirme adına aydınlatılamayan sokakların karanlığından niye korkulur?
Benimkisi çok absürt istek mi oldu?
Ama ne derse denilsin ışıltı, parıltı gizlenenlerin üzerine örtmeye yetmiyor.
Karanlığın derinliklerine göz alışınca.
Herşey daha net görünüyor.
Yakamozlar daha ekonomik. Üstelik kesme-açma bedeli de yok..
Her türlü vergi ve kar’dan da muaf…
NE KADAR İYİ ETMİŞSİNİZ !
Çanakkale İl Genel Meclisinde yaşanan bir tartışma tam bir trajikomik vaka. Gelibolu’da bir köyün asıl ihtiyacı olan kanalizasyon şebekesine ayrılan para yetmeyince siyasetin çözümü “ parke yol yapalım.”
Eyvallah köyün ihtiyacı ise parke yol yapılmalı ancak kanalizasyon ihtiyacını karşılamaya ayrılan para yetmedi diye götürüp paralı parke taşa yatırmak tükürükle göz çapağını temizleme gibi bir şey.
Siyasetçi ne için var? Neden çıkıp halktan seçim zamanı vekalet ister? Kanalizasyon parasını bulsun, yollarımı yapsın, içme suyu ihtiyacımı çözsün diye değil mi? Niye ayrılan kaynak yetersiz kaldı deyip başka kalemler üzerinden ödenek aktarımı yapılmıyor da yola harcanıyor o para?
Bu sorulara siyasetçi arkadaşın verdiği yanıt gerçekten beni hayretler içinde bıraktı.. Efendim köyde genç kalmıyor göç ediyormuş. Yok, köylerde okul olmadığı için nüfus da azalıyormuş v.s. Oldu bari köyün girişine kaç iki tahta, üzerine de yaz ; bu köy yeterli nüfusa haiz olmadığı için her türlü insan giriş ve çıkışlarına kapalıdır.
İşte o zaman ne kanalizasyona ihtiyaç kalır ne de parke taşlara.
Hatta meclis üyeliği için gidip oy istemeye bile ihtiyaç kalmaz.
Kökten çözüm..
Nasıl fikir ama…
Pratik zekaya (!), pratik çözüm…
Bu kıyağımı da unutmayın…
Yorumlar
Yorum Yaz