Gündem

İnsan Hakları Derneğinin Gözünden MÜLTECİ DRAMI ve TERÖR OLAYLARI

Çanakkale İnsan Hakları Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Hayrettin Pişkin, artık tüm Dünyanın dramı haline gelen mülteci sor...

İnsan Hakları Derneğinin Gözünden    MÜLTECİ DRAMI ve TERÖR OLAYLARI

“Mülteci sorunu bir dramdır. Göçmenlerin yaşadığı bu drama Çanakkale olarak duyarsız kalmamamız gerekir. Gerek STK’ lar olarak gerekse bireyler olarak yapabileceğimiz bir şeyler olduğunu bilmemiz gerekir.”

Son zamanlarda umut yolculuğuna çıkan ve bu yolculuklarda yaşamını yitiren kaçak sayısında hızlı bir artış yaşanmakta. Son olarak 17 Ekim günü Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıklarında, umut tacirlerinin elinde Yunanistan’ın Midilli adasına gitmeye çalışan içinde Suriye uyruklu göçmenlerin bulunduğu tekne batmış, denizin ortasında can pazarı yaşanmıştı. Sahil Güvenlik Ekipleri tarafından 25 kişinin kurtarıldığı olay sonucu, maalesef 12 kişi hayatını kaybetmişti.

Hayrettin Pişkin; “3 yıl önce Sudan ağırlıklı mültecilerle tanıştık. Dernek olarak o tarihten bu yana mülteciler için ne yapabiliriz diye çalışmalara başladık. Bu arada sayılar her geçen gün artmaya başladı. İran ve Afgan ağırlıklı mültecilerle tanışmaya başladık. Dernek yönetim kurulu arkadaşlarım ve ben, onlara ev eşyası, battaniye, yatak, yorgan, çekyat, buzdolabı gibi eşya yardımında bulunduk. Onların Çanakkale’de ev tutabilmeleri ve barınmaları ile ilgili yardımlarda bulunduk. Sonra onların bir kısmının Almanya’ya gittiğini öğrendik. İnsan Hakları Derneği olarak, Çanakkale Kent Konseyinde “ Mülteci Çalışma Grubu” çalıştırılmasını önerdik. Oluşturulan grubun içinde bizim derneğimizden de bir kişi bulunuyordu. Oluşturulan bu grup İstanbul’a giderek gözlem yaptılar, gözlemlerini anlattılar. İstanbul’da bulunan sivil toplum kuruluşu mülteciler için bir aş evi yapmış, aş evi mültecilerin hem gıda ihtiyaçlarını hem de sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılıyordu. Bu Çanakkale’de de yapılabilir diye düşünüldü ancak gerçekleştirilemedi. “Mülteci Çalışma Grubu” çok sağlıklı ve uzun soluklu bir çalışma yürütemedi.” şeklinde konuştu.

Mültecilerin Sosyalleşme Sıkıntısı

Kendi kişisel gözlemlerinde mültecilerin en büyük sorunlarının sosyalleşme olduğuna değinen Hayrettin Pişkin bu alanda 2- 3 yıldır çalıştığını ifade ederek; “Mültecilerin sosyalleşme ihtiyaçlarının diğer ihtiyaçlarından daha önemli olduğunu düşünüyorum. Sosyalleşme yanlarının eksik olması onlarda ciddi problemler yaşanmasına sebep oluyor. Çünkü içlerine kapanıyorlar, toplumla bağ kuramıyorlar ve travmalar yaşıyorlar.” dedi.

Çözüm…

“ Mülteci sorunu Dernek olarak altından kalkabileceğimiz bir sorun değil, Devletin de bu konuyu ele alarak inisiyatif alıp çözüm üretmesi gerekiyor. Devletin yetemediği yerlerde STK’ lardan destek istemesi gerekir. Sistemin böyle çalışması gerekir.”

Çanakkale İnsan Hakları Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Hayrettin Pişkin şu ifadelerle devam etti; “Son 1 yıldır mültecilerle bağımız koptu. Denizde yakalanan kaçaklar Ayvacık’ta bulunan geri gönderme merkezinde tutuluyorlar. Çanakkale kent merkezine getirilmiyorlar. Geri gönderme merkezinde çok kötü koşullar olduğu inancındayım, çünkü geri gönderme merkezi 80 kişiyi barındırabilecek kapasitede iken, 200 civarında mültecinin tutulduğunu düşünüyorum. Orada bulundukları süre içinde yaşadıkları sıkıntılar beslenme, barınma, temizlik ihtiyaçlarının karşılanması konusunda. Bu anlamda LİONS Kulübü’nün geri gönderme merkezine, mültecilerin temizlik, deterjan gıda gibi onların yaşamlarını kolaylaştıracak yardımlar yaparak, hatırı sayılır bir biçimde destek olduğunu biliyorum. LİONS Kulübü gibi kuruluşların yaptığı yardımlar geçici çözümdür. Kesin ve köklü bir çözüm olduğunu düşünmüyorum. Kesin çözümün için Devletin bu konudaki politikalarının netleşmesi, şeffaf ve görünür olması gerekir. Çünkü Devletin mülteci konusundaki resmi politikasının ne olduğunu kimse bilmiyor!”

Terör… Şehitlerimiz, Hayatını Kaybeden Masum İnsanlar…

“Ercan Adsız’ın öldüğünü bilmiyordum, Dönerken koltuğu boştu…”

“Ankara’daki patlamada oradaydım ve patlama anına kadar hiçbir güvenlik görevlisiyle karşılaşmadım. Ama patlamadan hemen sonra 2 dakika içinde onlarca robokok olay yerine geldi ve biber gazı sıkmaya başladı. Ben 20 metre uzakta olmama rağmen nefes almakta zorlandım, olay yerindeki yaralıların büyük ihtimalle önemli bir bölümünün biber gazından nefes alamayarak yaşamlarını yitirdiklerini düşünüyorum.”

10 Ekim Cumartesi günü Ankara’da düzenlenen “Barış Mitingi” alanında yaşanan patlama sonrası yaşamını yitiren Ercan Adsız’la beraber kendisinin de mitinge katıldığını anlatan Hayrettin Pişkin; Rahmetli Ercan Adsız’la Ankara’ya şarkılar söyleyerek aynı otobüsle gittik. Yaralılar listesinde ismi olmadığı için, polis gözaltına almıştır diye düşündük ve dönmeye karar verdik, Ercan Adsız’ın öldüğünü bilmiyordum, ölüm haberini dönüş yolunda Eskişehir’e 100 km kala öğrendim. Dönerken koltuğu boştu… İnsanlar oraya tamamen barışçıl amaçlarla gitti. Çağrıyı yapan DİSK, KESK, TÜMOP ve TTB olan bu dört kuruluş Türkiye’de geniş üyeye sahip meslek örgütleri ve sendikalar. Barış sloganıyla topluma çağrıda bulundular ve bu çağrı toplumda bir karşılık buldu. Bu yönetenleri korkuttu. 90’lı yıllarda olduğu gibi toplumun kabuğuna çekilip yaşanan terör olaylarına sessiz kalması bekleniyordu. Ancak bu dört kuruluş toplumun üzerindeki ölü toprağını atınca devlet panikledi ve bombaları patlattı…

“Bu tür olayların hemen arkasından soruşturmalarda gizlilik kararı alınması devletin parmağının olduğu göstergesidir”

“Yaşadığımız terör olaylarında birinci derecede sorumluluğun devleti yöneten, hükümetlerde şiddete dayalı yönetme anlayışını içselleştirmiş olan güvenlik bürokrasisinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü 21. Yüzyılda artık toplumların otoriter bir yönetim anlayışından uzak, demokratik katılımcı, şeffaf bir anlayışla yönetilmeleri gerekiyor. Zaten patlamanın ardından yasak konulması, otoriter anlayışın yansımasıdır. Diyarbakır, Suruç ve benzeri patlamalarda olduğu gibi devlet hemen arkasından gizlilik kararı almış ve azmettiricilere ulaşılamamıştır. Bu patlamada da büyük ihtimalle azmettiricilere ulaşılamayacaktır. “Derneğimiz şehit düşen asker ve polis ölümlerini, şiddetin uzantısı ve bir sonucu olarak görmekte ve şiddetle kınamaktadır.”

“Şiddet olayları karşısında tek panzehir toplumun bütününün, kendini ötekinin yerine koyarak düşünmesidir. Konya’da milli maç sırasında saygı duruşunu protesto eden anlayış, şiddeti besleyen anlayıştır. Bu anlayışı kınamadığımız sürece ülkemize barış geleceğini düşünmüyorum.” Ezgi KOSTAK

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -