Kültür

İlmekler Sanata Dönüştü: “Tezgahın Ezgisi” Çanakkale’de!

Çanakkaleli sanatseverlerin uğrak noktalarından biri haline gelen Yazar ve Sanatçı Evi, bu kez binbir emekle hazırlanmış “Tezgahın Ezgisi” adlı duvar kilimi sergisiyle ziyaretçilere kapılarını açtı. Serginin emektarı Doç. Aslı Aksoy, dokuma tezgahından tuvale uzanan sergisinin hikayesini Kalenin Sesi okuyucularıyla paylaştı.

İlmekler Sanata Dönüştü: “Tezgahın Ezgisi” Çanakkale’de!

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ayvacık Meslek Yüksekokulu Geleneksel El Sanatları programında görev yapan Doç. Aslı Aksoy, 4-11 Mart 2026 tarihleri arasında ziyaretçilerini bekleyen ‘Tezgahın Ezgisi’ sergisi ile ilgili “Bu sergi benim için bir yolculuk ve üretim sürecimi paylaşma fırsatı oldu” ifadesini kullanarak deneyimlediği yolculuk hakkında konuştu.

“Dokumayı resimsel bir ifade alanı olarak düşünmeye başladım”

Sergı

Aslı Aksoy, serginin oluşum süreci ile ilgili olarak uzun yıllara yayılan bir arayışın ve dönüşümün sonucu olduğunu ifade etti. Aksoy, bu konuya ilişkin “Bu, kent ve doğa manzaralarını dokuma yüzeyi üzerinden yeniden düşünmeye davet eden bir duvar kilimi yani tapestry kilim sergisi. Resimsel dokumalara yönelmem 2017 yılına dayanıyor. Geleneksel halı ve kilim dokuma pratiğinden gelen bir altyapıyla, dokumayı yalnızca zemin üzerinde üretilen bir yüzey değil, resimsel bir ifade alanı olarak düşünmeye başladım. Bu yaklaşım zamanla benim için bir kırılma ve özgürleşme alanına dönüştü.” dedi ve serginin son beş yıllık üretimlerini yoğun olarak barındıran bir seçkiden oluştuğunu konuşmasına ekledi.

“İpliğin çağdaş bir sanat nesnesine dönüşmesi önemli bir eşikti”

Sergı 1

Meydana getirdiği eserlerde sentetik iplerle kurduğu ilişkiye değinen Aksoy, “Geleneksel ıstar tezgâhlarında doğal boyalı ipliklerle başladığım üretim pratiğim, zamanla tapestry tekniğiyle daha resimsel, daha özgür bir alana evrildi. İpliğin işlevsel kimliğinden sıyrılıp çağdaş bir sanat nesnesine dönüşmesi benim için önemli bir eşikti. Renkle kurduğum ilişki bu noktada belirleyici oldu; sentetik ipliklerin sunduğu parlak ve geçişli tonlar, kent ve doğa manzaralarını dokuma yüzeyinde yeniden kurmama olanak sağladı. Tezgâhın Ezgisi bu anlamda hem akademik birikimimin hem de kişisel sanatsal yolculuğumun bir kesiti. Tekrarlayan dokuma hareketleriyle zaman, mekân ve belleği yeniden düşünme çabamın bir yansıması.” dedi.

“Dokuma süreci, adeta bir meditasyon gibi”

Eserleri oluşturmanın kendisinde yarattığı duygulardan bahseden Aksoy, “Dokuma süreci, adeta bir meditasyon gibi, zamanı ve mekânı unutup tamamen elin ve ipliğin ritmine odaklandığım bir alan sağladı. Aynı zamanda bu süreç, ipliğin yalnızca bir malzeme olmadığını, düşünce ve duygunun bir ifadesi olabileceğini bana bir kez daha gösterdi. Sergi, benim için sadece eserleri sunmak değil; bir yolculuğu, bir deneyimi ve zamanla kurduğum duygusal bağı paylaşmak anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.

“Dokuma sanatı, sanat hiyerarşisinde geri planda bırakıldı”

Çoğunlukla bir ‘zanaat’ olarak değerlendirilen dokumanın, ‘sanat’ dünyasındaki yerine değindiği açıklamalarında şunları söyledi:

“Dokuma sanatı binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen, çoğu zaman “zanaat” başlığı altında değerlendirilerek sanat hiyerarşisinde geri planda bırakıldı. Oysa bugün sanat dünyası, sanatı zanaatın üzerine, sezgiyi becerinin üzerine koyan bu eski bakış açısını yeniden tartışıyor.”

Mütevazı iplikler, çağdaş sanat eserlerine dönüşüyor

Lıf Sanatı 1

Aslı Aksoy, yaptığı çalışmalarda kullandığı tekniklerden de bahsetti. Aksoy, “Sergide yer alan son dört çalışmam, son yıllarda yükselen lif sanatı yaklaşımlarından esinlenen üç boyutlu örnekler. Günümüzde dünyanın farklı coğrafyalarındaki sanatçılar, tekstil tekniklerini yeniden keşfederek bu alanı dönüştürüyor. Özellikle kadın sanatçıların kuşaklar arası aktarılan bilgi ve deneyimden beslenerek mütevazı iplikleri güçlü, çağdaş sanat eserlerine dönüştürmeleri beni çok etkiliyor.” dedi.

“Eserler, yaşadığım coğrafyayı ve kendi resimsel yaklaşımımı yansıtıyor”

Saat Kulesı

Serginin Çanakkale’ye ait bazı izleri de barındırdığını belirten Aksoy, “Çalışmalarım arasında Çanakkale Saat Kulesini konu alan küçük bir dokuma var; bu, tapestry kilimlere başlangıç çalışmalarımdan biri ve kullandığım tezgâhın seyrek çözgü aralıkları sebebiyle detayları oldukça minimal. Ayrıca sergimde üç boyutlu doğa manzaraları işlediğim kilimlerimde, bölgenin doğal güzelliklerinden esinlenmiş küçük dokunuşlar yer alıyor. Özellikle Bayramiç, Ayvacık ve Lâpseki yöresinde yaptığım alan çalışmalarımda bu tarz masalsı ve huzur dolu manzaralar vardı. Bu eserler, hem yaşadığım coğrafyayı hem de kendi resimsel yaklaşımımı yansıtıyor.” dedi.

“Dokuma süreci benim için, kadim hafızaya bir dönüş”

Dijitalleşen dünyada el emeğiyle yapılan üretimlerin yerini de değerlendiren Aksoy, “Dijital araçlar bize birçok kolaylık sunuyor; ama el emeğiyle üretmek, duygularımızı ve düşüncelerimizi doğrudan malzemeye aktarabildiğimiz, çok daha kişisel ve özgün bir alan yaratıyor. Bu sergiyi üretirken bir yandan da şunu fark ettim: Ellerimiz günümüzde çoğunlukla ekranlarda kaydırma hareketleri yapıyor; oysa insanlık, binlerce yıl boyunca örme ve dokuma gibi yaşam için gerekli üretimlerle varlığını sürdürdü. Dokuma süreci benim için, bu kadim hafızaya bir dönüş, ritmik ve meditatif bir alan. Dijital dünyanın hızına rağmen, el emeğiyle yapılan her işin kendine has bir dili ve insanın varlığını yansıtan benzersiz bir izi var.” şeklinde konuştu.

“Herkesi sergimi görmeye bekliyorum”

Aksoy, sergiyi ziyaret edenlerin hangi duygularla ayrılmalarını istediği konusundaki düşüncelerini şu şekilde ifade etti:

“Sergiden ayrılırken, umarım izleyiciler hem görsel olarak keyif alır hem de resimsel dokumaların uzun ve emek gerektiren yapım sürecini hissederler. Herkesi sergimi görmeye bekliyorum; umarım bu küçük yolculuk, resimsel dokumaların hem görsel hem de duygusal dünyasını deneyimlemelerine vesile olur.”

Aslı Aksoy, konuşmasını noktalarken “Bir sergi, istediğiniz her şey olabilir. Hatta sanat eserlerinizi sokakta sergilemek ve etrafında içerik oluşturmak bile bir sergi olarak kabul edilebilir. Deneyim veya kaynak eksikliğinin, sanatçı olarak hayallerinizi gerçekleştirmenize engel olmasına izin vermeyin.” dedi ve izleyicilerle dokumaların ritmini, renklerin ve ipliklerin hikâyesini paylaşabilmenin kendisi için çok değerli olduğunu ifade etti.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Sude Guner
Editör
S
Editör Hakkında

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -