Gündem

Hedef: 2023, Çan, Hamza Yıldız

Çanakkale için hizmet yarışı

Hedef: 2023, Çan, Hamza Yıldız

Hamza Yıldız

Çan Çevre Derneği Başkanı

1.)Çan’ın gelişim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yapılan yatırımların artılarını ve eksilerini değerlendirebilir misiniz?

Çan Çevre Derneği, kurulalı 6 ay oldu. Bu Çan için büyük bir ihtiyaçtı, çünkü Çan özellikle hava kirliliği bakımından çok etkilenen bu konuda mağdur olan bir ilçedir. Bizim Çevre Derneği olarak kuruluş amacımız insanlara yaşadığı çevrenin bilincini aşılamak, bu çevreye duyarlı olmak, çevrenin kültürel değerlerini, doğal zenginliklerini korumak ve gelecek nesillere aktarmak için mücadele etmektir. Derneğimiz hiçbir siyasi yapı veya fikirle ilişki değil, tamamen Çan ve çevresiyle ilgili yeni bir bakış açısı getirebilmek, insanları duyarlılığa davet etmek amacımız budur. Bunun için her siyasi partiden üyelerimiz var. Çan’ımız Kaz Dağları’nın ortasında, bir meşe denizinin ortasında fakat buna rağmen Türkiye’de hava kirliliği bakımından en kirli ikinci şehir. Bunun sebepleri belli; bu sebeplerden bir tanesi Çan’ daki kömür işletmelerinin kömür üretim aşamasında açıkta kalan kömürlerin yanması ve özellikle termik santrale kömür temini için yapılan stoklardaki kömürün açıkta olması, hava ile temasında gaz salgılaması ve bu gazında akşamları ve sabah saatlerinde dayanılmaz bir hale gelmesi. Buna ilaveten termik santralin bacasının normal standartlarda çalıştırılmadığı, çalıştırılmadığı içinde termik santralin ilerleyen zaman ve aşamalarda anormal derece de atık salgıladığı biliniyor. Bir de bu faaliyetin çok pahalı olması dolayıyla yöneticilerinde iş güzarlığından kaynaklanan bir sıkıntı. Şimdi bu iki sıkıntı ile Çan beraber yaşamaya alıştı. Faturası da şu; bizim 0-6 yaş grubundaki çocuklarımızın yüzde 65 civarındakileri solunum yolu rahatsızlığından muzdarip, yani bu Türkiye Tabipler Odasının raporlarında var. Sadece gelecek nesle değil Çan’da son zamanlarda kalp ve damar hastalıklarına dayanan çok genç yaşlarda ölümler arttı. Bunun tek sebebi yoğun hava kirliliğinden kaynaklanan şeylerdir. Nasıl sigara içen bir insanın ilerleyen zamanlarda damarları tıkanıyorsa, genç yaşta bundan muzdarip olan bunun öncelikle farkına varmayan insanların erken ölümleri. İkinci en fazla ölüm akciğer kanseridir. Ne yazık ki bu bizim gerçeğimiz. Biz bu gerçeklerle yaşarken, bu gerçeklere çözüm aramak sadece bir derneğin boyunu aşıyor, yani burada bir toplumsal duyarlılık yaratmak ve bu sebeplerin sonuçlarına dair çözümler üretmek sadece bizim değil Çan halkının, yöneticilerin, herkesin görevidir. Benim dediğim gibi biz bunu bir cennetin ortasında yaratılan cehennemde yaşamak olarak görüyoruz. Bu yetmezmiş gibi inanın ikinci termik santral üretim aşamasına geldi, üçüncüsü de Helvacı- Maltepe arasına kurulması düşünülüyor. Zaten mevcut olan hava kirliliğinin üzerine poyrazı yani Çan’da hava kirliliğini temizleyen rüzgar akımlarından özellikle kışın en önemlisi olan poyrazın geliş noktasına yapılacak bu termik santralin hangi teknoloji ile yapılacağını bilmiyoruz, sonuçlarının bilmiyoruz ama geçmiş tecrübelerimizden bizi etkileyeceğini biliyoruz. Burada Çan hem lodostan etkileniyor, orada yeni kurulacak termik santral ise poyrazla bizi etkileyecek.Yani biz bu cehennemin ortasında yaşamaya devam edeceğiz. Çan’ın son zamanlarda iki tane önemli problemi var. Çan her geçen gün, eskiden Çanakkale’nin en büyük ilçesiydi, sanayi merkeziydi, istihdam, iş alanında ürettiği değerler bakımından hakikaten Çanakkale’nin gözde ilçelerinden birisiydi. Fakat bugün geldiğimiz noktada Çan her gün göç veren, azalan, küçülen bir şehir konumuna geldi. İki tane sebebi var, birincisi yeni istihdam alanları yaratılmıyor bunun için göç var, ikincisi ise özellikle Çan’da yaşayan insanların emekliliklerini hak ettikten sonra çoluk çocuğunu alarak hava kirliliğinden dolayı Çan’ı terk etmesidir. Çan’daki göçün ikinci ve en önemli sebebi hava kirliliğidir. Buna çözüm bulmadan insanları Çan’da yaşamaya çekemezsiniz, cazibe merkezi oluşturamazsınız. Pek çok şey göz ardı ediliyor, bizim problemimiz sadece hava kirliliği değil ama en önemlisi odur. Bizim Kocabaş Çayı’mız kirlendi, şuanda zehir akıyor artık Kocabaş Çayı kendi yatağını temizleyemeyecek duruma geldi. Sanayi atıkları, her türlü kimyasal atıklar hepsi eskiden Kocabaş Çayı’yla beraber Marmara Denizi’ne akıyordu ama şimdi yataklar kendisini temizleyemeyince suyu çok azalınca bunlar olduğu gibi çöküyor ve şu var buranın suyuyla Kocabaş Vadisi’nde sebze ve meyve üretiliyor, biz bunları yiyoruz. Yani havamız kirlendi, suyumuz kirlendi şimdi termik santrallerin salacağı gazlarla, asit yağmurlarıyla toprağımızda zehirlenecek. Bize hayat veren 3 tane en önemli unsur zehirlenirse bir şehirde yaşama imkanı olur mu?

Bunları herkesin düşünmesi lazım bu sadece Çan Çevre Derneği’nin meselesi değil, bu aslından Çanakkale’nin meselesi. Bizim şuan da 80 den fazla üyemiz var, hepsi üniversite mezunu, bilinçli insanlar. Dediğim gibi siyasi konuları derneğimize taşımıyoruz. Menderes Parkı’nda bir panel yaptık orada insanlarımıza Çan’ın durumunu enine, boyuna anlattık, iyi de bir katılım vardı. Bunun arkasından Çan’daki bütün kurum ve kuruluşları ziyaret ettik onlara niyetimizi anlattık. Onlarla çok güzel ve sağlıklı iş birliği içerisine girdik, sağ olsunlar kendileri de bizi destekliyorlar. Çan’daki geçen hafta Meslek Yüksek Okulumuzu ziyaret ettik, orada hem çevre bilinci oluşturmak hem de onları da Çan Çevre Derneği’nin etkili elemanları yapmak için görüşmeler yaptık, sağ olsunlar gerek müdür, gerekse müdür yardımcıları çok iyi karşıladılar. 6 ay içerisinde gerçekten çok faal bir döneme girdik ve bu konuda da beklediğimizin çok üzerinde bir ilgi alaka ve destekle de karşılaştık. Bunu da yadsımamak lazım.

2.) Önümüzde ki 5 yıl içerisinde Çan hangi alanda fark yaratacaktır? (turizm, sanayi,tarım,eğitim)

Çan geçmişten bugüne kendisini sanayi ile var eden biliyorsunuz Çan’ın Çanakkale Seramik fabrikalarına çok büyük katkısı var. Bunun yanında eskiden kömür ocakları eskiden enerji kaynaklarıydı, zaten sanayinin gelmesinin sebebi de kömür ocaklarıydı. Yani bu iki bileşen Çan’ı bugünlere taşıdı ama biz bunların üzerine yeni ekonomik değerler yaratamadığımız için bugün tıkanma noktasına geldik. Yeni bir açılım için, Çan’a enerji verebilmek, büyüyebilmek gelişebilmek için Çan öncelikle şimdiye kadar yaratılan çevre sorunlarını aşmak zorundadır. Yani bunları aşmadan üzerine gelecek yeni yükler bizi boğar, Çan’ı bitirir. Aslında bu çevre problemlerini aşabilirsek biz cennetin ortasında yaşıyoruz. Yani Güney tarafımız Karadağ oradan tutun Biga’ya kadar bu meşe denizi Çanakkale’ye kadar gidiyor. Önümüzde Kaz Dağları olduğu gibi Yenice, yani buralar doğal yaşam alanları bu doğal yaşam alanlarına her geçen gün daha fazla ihtiyaç var. Büyükşehirlerde sıkılan insanların kaçacağı alanlar yaratmalıyız. Çevre bilinci oluşturabilirsek, bu Kaz Dağları insanların doğayla tanıştığı insanların doğayla iç içe yaşadığı hem doğaya hem de çevremize katkıda bulunan turizm merkezleri olur ama biz bu değerleri yok etmemeliyiz. Çünkü insan gittiği her yere bir takım olumsuzluklar bırakıyor. Önce bizim bunun önüne geçmek için bilinçlenmemiz lazım. Şimdi Çan’a çok modern, çok güzel bir kaplıca yapıldı. Güzelde bu kaplıca hava kirliliğinin tam merkezinde ve Kocabaş Çayı’nın kenarında yer alıyor. Şimdi insanlar zehirlenmek için özel para verip gelir mi? İnsanlar bu Çan küçülmeye başladıktan sonra işsizlik artmaya başladıktan sonra kendi çarelerini buluyorlar. Mesela son dönemde Çan’da son 10 yılda müthiş bir meyvecilik akımı başladı. Son dönemde Türkiye’de en fazla ceviz ekilen, ceviz yetiştirilen onun dışında deveci armudu yetiştirilen, çeşitli meyveler yetiştirilen bir alan haline geldi. Bunu vatandaşın kendisi yaptı. Bugün köyler boşaldı, araziler ekilmez duruma geldi, giden insanlar 5’er 10’ar dönüm yer alarak gittiler oralara meyve bahçesi yaptılar. Bu müthiş bir kazanımdır. Termik santralin yarın bu ağaçları, bu çevreyi etkileyeceğini zaten biliyoruz. Çan ve Çanakkale arasından özellikle Kirazlı mevkiinde geçen yıl anormal derece de çamlar kurudu. Orman Bölge Müdürlüğü’ne gittik orayla da görüştük, yani onlarda bu probleme çözüm arıyorlar ve ben gerçekten memnun oldum. Raporları hepsi hazırlanmış, açıklanmayı bekliyor. Genel hatlarıyla bizim durumumuz budur.

Kurtuluş Savaşı’nda Çan Kuvay-i Milliye’nin merkezlerinden bir tanesidir. Allah rahmet eğlesin Osman Efendi, burada bir kurtuluş mücadelesi vermiş. Cumhuriyeti bugüne getiren insanlardan bir tanesidir. Çan bir cumhuriyet kenti çünkü,cumhuriyetle var olmuştur, Cumhuriyetten önce küçük bir yermiş, ondan sonra cumhuriyet değerleriyle büyümüş ama Cumhuriyet’in 100. Yılı’nda Çan ne yazık ki büyüme değil küçülmeye giden, yani bu çevresel sorunlar dolayısıyla ve istihdam yaratılacak alanlar yaratılmaması dolayısıyla Çan 100. Yıla bugünkü halinden daha kötü durumda girecektir. Nüfus olarak azalacaktır. Bu bizim güzel kentimiz için gerçekten üzücü bir durum.

3.)Ulaşılabilirlik yönünden değerlendirdiğinizde 1915 Çanakkale Köprüsü ilçemize nasıl katkı sağlayacaktır?/sağlamayacaktır?

Şimdi köprünün ayaklarından geçecek çevre yolları Çan’dan geçecek diyorlar, bu olumlu bir gelişme ama bu çevre yolunun özellikle geçiş güzergahlarında Kaz Dağları’nın talan edilmemesi ve zarar görmemesi de en önemli meselelerden bir tanesidir. Bu konuda bizim çözüm önerimiz olmaz olsa da dinleyen olacağını zannetmiyorum. Elbette ulaşım yapılacak, bu ulaşımda Kaz Dağları’ndan geçecek, uygun güzergahlar belirlenmiştir, geçer. Önemli olan şey şu; bu yol, güzergah geçtikten sonra, Kaz Dağları’nın talan edilmemesi. Yani oraya yeni yerleşim alanları ve başka alanlar yapmamak lazım, oradaki dokuyu korumak gerekiyor. O güzergahın geçeceği yolun o güzergahta orayı Çan Organize Sanayi Bölgesi ayırdı. Çan’ın en önemli ovalarından bir tanesidir. Biz asla gelişmeye karşı değiliz bu memlekete enerji de lazım, bu memlekete sanayi, iş te lazım ama bunları yaparken bizim çevreyi katletmememiz lazım bu konuda müthiş bir duyarsızlık var. Biz buna karşıyız. Enerji ve yolun yanına sanayi de kaçınılmaz, gelsin itirazımız yok ama bir şey var ‘’ ben buraya sanayi kurdum, iş alanı kurdum, benim çevre umurumda değil, toprak, hava benim umurumda değil’’ derse biz bunlarla da mücadele etmeye hazırız. Çanakkale’de rüzgar enerjisiyle çalışan rüzgar gülleri var, günümüzde alternatif enerji kaynakları varken bunlar gerçekten rantablken ve Çanakkale’nin çok fazlasını bu rüzgar enerjisiyle karşılarken Allah’ın bize verdiği cennet olan Kaz Dağları’nın her tarafına 11 tane termik santral yapılmasının amacı ve anlamı nedir? Bana bunu kimse anlatamaz. Çünkü alternatifi var. Çan Çanakkale’den bağımsız bir yer değil, Çanakkale’nin iki tane muhteşem adası var buralar turizm merkezi haline geldi. Artık büyük yükü taşıyamaz hale geldiler ama hala Kaz Dağları deniz turizminden ziyade bizim dağ turizmine verebileceğimiz yapabileceğimiz çok seçeneğimiz var. Ben Türkiye’nin her yerinde çalıştım ‘’ Çanakkale, Türkiye’nin cennetidir’’ ben bunu her yerde söylüyorum. Bu cenneti bizim cehenneme çevirme lüksümüz yok. Biz buraya sahip çıkmalıyız, korumalıyız bunu gelecek nesillere aktarmalıyız. Bu bizim insanlık borcumuzdur.

4.) Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2018 Troia Yılı ilan edildi. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Nasıl hazırlanıyorsunuz?

Çan üzerine bir etkisi olacağının zannetmiyorum çünkü, etkinliklerin büyük çoğunluğu Çanakkale ve Ayvacık civarında olacaktır. Zaten kültürel etkinlikler Çan’a pek fazla uğramıyor. Bu konuda biz gerçekten mağduruz ama şimdi şu var ben sanatın ve kültürün devlet tekelinden bağımsız gelişmesinden yana tavır alan bir insanım. Ben kendim yazarım ve şairim şimdi sadece genel kabul devletin kendi kendine konuştuğu bürokratların kendini ifade etme ya da edememe alanı olarak görülüyor ve sanata hiçbir katkısı da olacağına inanmıyorum. İşin içine sivil inisiyatif girmedikten sonra bu tür etkinliklerin bir anlamı pek fazla olmaz. 100. Yıldan pek farklı olacağını zannetmiyorum. Çanakkale’nin aslında önemli dinamikleri var bu dinamikleri özgürce, insanların kendilerini, toplumunu, kültürünü, sanatını ifade edecek biçimde düzenlense gerçekten çok farklı olur diye düşünüyorum. Bu tip şeylerde toplum olmazsa bu tip etkinliklerin içi boşalıyor ve geriye sadece propaganda kalıyor. Çanakkale Sivil Toplum Kuruluşları olarak çok farklı bir yerde, Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden bir tanesidir. Dernekler var, odalar var, Sivil Toplum Kuruluşları var. Sorumluluk bence bunlara kaymalı diye düşünüyorum. Ben Çanakkale’nin Troia Yılı’ndan da bir değer üretebileceğine ihtimal vermiyorum. Keşke olsa çünkü Çanakkale’nin mitolojik anlamda o kadar büyük tarihi zenginliği var ki biz bu zenginliği bırakın korumayı ifade etmekten aciziz. Ayvacık’tan Ezine’ye hatta Karabiga’ya kadar o bölgede yapılan kazılarda neler çıktığını herkes biliyor. Sadece Truva Kenti’ni pazarlayabilsek Çanakkale’nin turizm sorunu biter. Biz bu değerleri ne yazık ki yeterince sinemayla, romanla, resimle, fotoğrafla diğer sanat kollarıyla pazarlayamıyoruz. Dünya’ya anlatamıyoruz.

5.) Türkiye gündeminde Çanakkale'nin de içerisinde olduğu birçok ilin Büyükşehir veya Bütünşehir olması var. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kağıt üzerinde büyükşehir olmakla olmamak arasında hiçbir farkın olacağını zannetmiyorum. Çanakkale’ye ne getirecek? Bu bence siyasi bir tercihtir. Toplumun böyle bir beklentisi, böyle bir değişim istediği olduğunu da zannetmiyorum. Ayrıca büyükşehir olmasıyla Çanakkale’nin ilçelerindeki birçok belediyenin, köyün, nahiyelerin, merkezlerinin değerlerinin ya yok olacağını ya pazarlanacağını ya elden çıkarılacağını yada satılacağını düşünüyorum. O bakımdan bu kağıt üzerinde büyükşehir olmanın bir şey getireceğini düşünmüyorum ama Çanakkale’den çok şey götüreceğini aklımın bir köşesinde tutuyorum. Büyükşehirlerin işleyiş biçimine bakarsak daha önce büyükşehirler kuruldu bunlar genişletildi, önümüzde bir büyükşehir örneği var Balıkesir, Bursa yanı başımızda. Büyükşehir olduğunda büyükşehir Çanakkale’nin tamamını yönetecek ve tek elden yönetecek. İlçe belediyeler de olacak ama yetkileri azaltılacak. Yani son karar büyükşehir belediyesinde olacak tek merkezden yönetilen bir Çanakkale için Çanakkale Merkez ilçenin kazanımlarının büyük olacağını görmek için kehanet gerekmiyor. Peki benim Yenice’min köyleri, Çan’ımın köyleri, Ayvacık’ın dağ köyleri, Bayramiç yani bunlar gerekli ilgiyi, hizmeti alabilecekler mi? Yani bir tek irade merkezinin Çanakkale’nin her tarafını görmesi, bunların meseleleriyle ilgilenmesi yarın Çanakkale Büyükşehir Belediyesi’ni de körleştirme mi? Ben şahsi olarak fikrimi söylüyorum, idari tarzların değişmesi aksamalara sebep olur ama buna karşı mıyım? Değilim ama bunu planlayarak geçişin daha doğru olacağını düşünüyorum. İçinin doldurulması ve büyükşehir olma talebinin toplumdan gelmesi gerekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -