Gündem

GÜÇLÜ KADINLARIN KENTİ (10.03.2021)

Kaleninsesi WEB TV üzerinden Damla Yeltekin’in hazırlayıp sunduğu ‘Not Defteri’ programı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne...

GÜÇLÜ KADINLARIN KENTİ (10.03.2021)

Kadın haklarına dair değerlendirmelerde bulunan Ünüvar; “Kadın denildiğinde parti fark etmeksizin, bütün kadınlar ortak mücadeleyle o özlediğimiz özgür, eşit ve adil dünyayı yaratacağımıza inanıyorum” dedi.

Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar; “Belediye, belki de dünya ile yarışabilecek durumda. Biliyorsunuz ki 4 belediye başkan yardımcısından 3'ü kadın. Yaklaşık 20 müdürlüğümüz var ve bunların yarısı kadın. Nereden bakarsanız bakın, yerel demokrasi adına, Çanakkale'de kadının konumunun belediyeden başlayarak çok iyi olduğunu söyleyebilirim ” diye konuştu.Kaleninsesi WEB TV üzerinden Damla Yeltekin’in hazırlayıp sunduğu ‘Not Defteri’ programı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel yayını siz değerli okuyucularımızın beğenisine sunuyoruz.

Rebiye Hanım öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Meclis Üyesiyim. Aynı zamanda da Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısıyım. Sağlık Eğitim Fakültesi mezunuyum. Eğitim Üretiminden Yüksek Lisans yaptım. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken erken bir şekilde 2021 yılında ayrıldım ve siyasete başladım. O gün, bu gündür de büyük bir hızla devam ediyorum.

Senelerdir siyasetin içinde birisi olarak, Çanakkale'de kadın ve siyaset istenildiği yerde mi?

Çanakkale, kendi özelinde çok şanslı bir kent. İnsanların da diline yerleşti, 'Burası çok dişi bir kent' olması. Kadın yaşamın her alanında görünür. Bu görünürlük aslında biraz da tartışmada getiriyor olabilir. Türkiye'de hatta dünyada olduğu gibi kadın emeği ve yaşamın her alanında oluşuna rağmen bildiğiniz üzere Çanakkale'de siyasi düzeyde, partilerin yönetimlerine bakıldığında, belediye meclisine baktığınızda dünden bugüne milletvekili adaylıklarına ya da milletvekili olabilmiş kadın sayısına baktığınızda elbette Çanakkale'deki veriler Türkiye’dekinden çok da farklı değil. Ama yine de Çanakkale, özgür bir kent oluşunu, kadınların yaşamın her alanında özgür bir şekilde var olmaları, sivil toplum kuruluşlarında, nereye bakarsanız bakın kadın görürsünüz. Bunun güzel avantajları var tabii.

Çanakkale Belediyesi'nin kadın ve kadın çalışmaları konusundaki çalışmaları neler?

Belediye, belkide dünya ile yarışabilecek durumda. Biliyorsunuz ki 4 belediye başkan yardımcısından 3'ü kadın. Yaklaşık 20 müdürlüğümüz var ve bunların yarısı kadın. Büro işi yapanlara baktığımızda neredeyse yarı yarıya kadın temsili var. Dolayısıyla sosyal, demokrat bir belediyeye yakışır şekilde başkan yardımcılığında dünya ortalamasının çok üstündeyiz. Yüzde 75 ile temsil ediliyor kadınlar. Böyle bir bakış açısının yerel yönetimler aslında bakıldığında demokrasiyi gerçekleştirmenin en temel ve ana yerleridir. Yine muhtarlıklara da baktığımızda 2 kadın muhtarımız var. Güzelyalı’yı da katarsak 3 kadın muhtarımız var. Orada da oran oldukça yüksek. Nereden bakarsanız bakın, yerel demokrasi adına, Çanakkale'de kadının konumunun belediyeden başlayarak çok iyi olduğunu söyleyebilirim.

Çanakkale Belediyesi kadını farklı açılardan desteklemiş oluyor...

Hem istihdama katmış oluyor. Hem de başkan yardımcılığı gibi en üst kademe olarak düşünürseniz, kadının var olması sağlıyor. Yaşama dönük her alanda kararlara katılması, karar mekanizmalarının içinde yer alması, hem kadın haklarının hem de kadın istihdamının o yerelde demokrasinin gerçekleştirmesi adına önemli. Eşit temsil hatta eşit temsilinde üzerinde kadından yana pozitif durumlar da ortaya çıkartmış oluyor.

Mustafa Kemal Atatürk'ün, kadınlara seçme ve seçilme hakkını vermesinden bu yana geçen süreyi düşündüğümüzde, Türkiye ve Çanakkale kadınlar açısından nasıl bir yerde?

Yerel yönetimde iyi diyebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığımızda, 1930'larda bu haklar için adımlar atılmış ve 1934 tarihinde de tamamlanmış. 1934'ten sonraki ilk seçimlerde parlamentoda kadınların temsil oranları yüzde 4.5. Günümüze geldiğimizde çok ivme kaydedememişiz. Meclis'te milletvekillerimizin sadece 103 tanesi kadın. Bu anlamda bakıldığında Cumhuriyet'in bize kazandırdıklarını laiki ile yerine getirememiş bir toplumuz. 8 Mart bu anlamda da önemli. O farkındalığı yaratmak, kadının mücadele gücünün farkına varılması, el ele vermek gibi konularda 8 Mart bütün bunların farkına varabilmek adına önemli bir gün.

Çanakkale'de kadın şoförler ya da esnaf görebiliyoruz. Sokağa çıktığımızda kadının görünürlüğü daha fazla. Çanakkale de kadın ve istihdam sorununu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elimde net bir veri yok. Çanakkale'de istihdam sorunu özel sektör ve kamu açısından çok iç açıcı değil. Kadının istihdamdaki eşitsizliği, dünyada da büyük bir sorun. Gelişmiş ülkeler kısmen aşmış durumdalar. Ülkemizde kadın erkek eşitsizliğinin temel nedenlerinden biri de istihdamda adaletsizlik. İstihdamdaki eşitsizliğin sonuçları da kadına ait sorunları ortaya çıkarmış oluyor. Ekonomik bağımsızlığı kazanmak, dünya da ve Türkiye'de kadınlar açısından pek çok sorunu beraberinde getirebiliyor. Aslında bir nevi ekonomik şiddet. Çok enteresan bir veri var. Covid-19 süreci toplumun tabiki tüm katmanlarını mağdur etti. Ama kadınların daha çok mağdur etti. Şiddet oranların arttığına dair yayınlar okudum. Dolayısıyla bu gibi eşitsizlikler kriz anlarında da daha kadın aleyhine derinleşmelerine neden oldu.

Ekonomik şiddetin önüne nasıl geçebiliriz?

Toplumun yarısı kadın ve yarısından yararlanamıyorsunuz. Ülke ekonomisine yapılan bir haksızlık. O iş gücünü istidama katmamanın, ekonomik anlamda bir insan kaynağının kaybı anlamına geliyor. Çanakkale Belediyesi anlamında düşünüyorsak, belediye bir şirket değil. Belirli bir kapasite ve kanunlar çerçevesinde istihdam edebildiği kadar kadını istihdam ediyor. Bir il belediyesiyiz. Biz bu konuda, Belediye başkanımızın 2019 Yerel Seçimlerine giderken bir vaadi olmuştu, yerel kalkınma modeli olarak kooperatifleşmeyi ön görmüştü. Bizde bu anlamda bir kadın kooperatifi kurduk. Biraz cinsiyetçi gibi yaklaşanlar olsa da Hükümetin kadın kooperatiflerine yönelik çeşitli destekleri ve istihdamı arttırmaya yönelik bir takım uygulamalarından dolayı bizde kadın kooperatifini destekledik. Temel hedefimiz, kadın istihdamı yaratmaktı. Çanakkale'nin çok zengin bir coğrafyası ve tarımsal ürünler açısından bu ürünleri işleyerek bir katma değer katmak, buna bir marka değeri yaratıp, daha fazla kadının istihdam edilmesine kırsaldaki üreticiye dokunmak gibi. Yerelde güçlerimizi bir araya getirip ortak çabayla, umarım ki yüksek düzeyde kadın istihdamı yaratabiliriz.

8 Mart kadınlar için neden önemli?

Sosyal medyada da biraz dolaştım. Her yıl da böyle oluyor. Tüm erkekler, dernekler; çok özlü sözlü mesajlar yayınlıyorlar. Etkinlikler düzenliyorlar. Elbette önemsizleştirmek için söylemiyorum, bu günün farkına varmak, o farkındalığı geliştirmek, ortak mücadele bilincini vurgulamak adına çok önemli bir gün. Kadının görünürlüğü, mücadelesi, dayanışması, geçmişten günümüze 'Dünya Emekçi Kadınlar Gününün' ilk başlangıcını da hepimiz biliyoruz. Bir kadın katliamı günün üzerine gelişen 1857’li yıllardabugüne kadar gelen süreçte, emekçi kadınların bugün ve buna benzer günlerde toplumsal farkındalık yaratarak, kadının gücünü, emeğini görünür kılmak ve hak mücadelesini daha ileri boyuta taşımak adına değer biçiyorum. Genelde sözde kaldığını görüyoruz. Kadınlar adına söylemiyorum ama yaygın olarak bugünlerin kutlama mesajlarına baktığımızda, bu mesajlar ülkemizde kadın cinayetini azaltmıyor. Ya da kadın istihdamını arttırmıyor ya da parlamentoda daha fazla temsil edilmelerini sağlamıyor. Elbette bu günleri önemsemek, bu anlamda, kadının sesini duyurmak adına önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu gerçekleştirmek konusunda samimiyetsizlikleri de görerek üzülüyoruz tabii ki.

Senelerdir iş yaşamının, siyasetin içindesiniz. Bu anlamda kadınlara bir mesajınız var mı?

Kadının siyasette oluşu sıralama yapacak olursak birinci sırada yer alır. Kadının siyasetteki temsili bir demokrasi sorunu. Düşünün ki topumun yüzde 50'si kadınlardan oluşuyorsa, karar mekanizmalarında eşit temsil edilmesi ve demokrasinin ön koşuludur.Eşit temsil ve eşit katılım. Bu katılımın sağlanamadığı yerde, demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Eğer bizler, eşit, özgür, adaletli bir ülkede yaşamak istiyorsak, bence birinci basamağı, kadınların tüm karar mekanizmalarında eşit temsilinin yani temsilde adaletin sağlandığı bir yapıyı kurmak için hep birlikte mücadele etmek. Yine de toplumun yarısını oluşturan bir cinsiyet, neden acaba bu pozisyonda? Bunu hepimizin düşünmesi gerekiyor. Siyasette var olmak bir sorun ama siyasette var olmayı sürdürmek de bir sorun. Temsil etmek, temsil etmeyi de sürdürmek bir sorun. Kadın arkadaşlarımın mücadelesini asla yadsımıyorum. Bugün benim bulunduğum noktada her birinin emekleri belki benden daha fazladır. Demek ki dayanışırsak, yöntemleri bulabiliyoruz.

Kadın ve şiddet konusunda ki değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyim?

Hepimizin içini kanayan bir yara. Kadın şiddetini duymadığımız bir gün geçirmiyoruz. Yapılan araştırmalarda üç kadından birisi hayatı boyunca şiddet türlerinden birine mağdur olmuş durumda. Yani 3 kadından 1'i hayatı boyunca tacizden tutunda, sözel ya da farklı suiistimallere kadar giden şiddet türlerinden biriyle karşı karşıya kalıyor. Küresel olarak baktığımızda 15-45 yaş arası kadınların kanser, trafik kazası ya da savaş gibi nedenlerden değilde erkek şiddetinden öldüğü bir dünyada yaşıyoruz. İstanbul Sözleşmesi kadınlar adına elbette büyük bir kazanımdır. Her gün erkek şiddetiyle hem de en yakınındaki erkek tarafından dövülmesi, şiddete uğraması hatta hayatlarının ellerinden alınması gibi şiddet türlerinin her biri iç acıtıcı ve kanatıcıdır.Toplumsal olarak öncelikle yasal altyapıları yeteri kadar yerine getirmediğimiz içinde her dünyada binlerce kadın ölüyor. Bunun önüne bir türlü geçilmiyor. Bize düşen elbette pes etmek değil. Bu mücadelenin içinde, hep birlikte, erkeklerin de büyük bir çoğunluğunun bu konuda duyarlılıkları olduğuna inanıyorum. Güçleri birleştirerek, omuz omuza, birinci öncelik olan şiddetin tüm türlerini yok etmeye yönelik, politikalarla birlikte geliştirmeliyiz diye düşünüyorum.

Dünyanın yarısını oluşturan biz kadınlar daha görünür olduğu bir dünya nasıl olurdu?

Kadının olduğu yerde sevgi olur. Çocuklar ölmez, kadının karar mekanizmalarına katıldığı yerlerde, demokrasiyle eşit temsil edildiği yerlerde, yoksulluk ortadan kalkar. Silahlara yatırım yapmak yerine insanlığa yatırım yapılır diye düşünüyorum. Çocukların eğitimine, Yoksul olan kadınların, göçmen kadınların hatta cinsiyet ayırt etmeksizin öyle bir dünyada sosyal adaletin, sosyal eşitliğin egemen olacağını düşünüyorum. Çocukların açlıktan ölmediği, eğitim hakkına kavuştukları, kadın-erkek fark etmeksizin eğitim hakkının savunulacaklarını, daha eşit, adil ve özgür bir dünya olacağını düşünüyorum. Ülkemize de demokrasiyi kadınlar getirecek diye düşünüyorum. Bu konuda da Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir üyesi olmaktan da mutluyum. Kritik eşik olan yüzde 30 kotasını koymuş bir partinin mensubuyum. Tüzüğüne böyle bir kota koyması geleceğe bir ışık tutması anlamını taşıyor. Kadın denildiğinde parti fark etmeksizin, bütün kadınlar ortak mücadeleyle o özlediğimiz özgür, eşit ve adil dünyayı yaratacağımıza inanıyorum.

8 Mart mesajınız nedir?

8 Mart kadın hakları mücadelesini biraz daha görünür kılabileceğimiz bir gün. Birlikte olduğumuzu, bir arada olduğumuzu fark etmek, kadının gücünü, emeğini, emeğinin değerini ortaya koyabilecek politikalar ve stratejiler geliştirmek adına bir gün. Ben Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarken, onların daha görünür oldukları ve yaşamın her alanında eşit temsil edildikleri bir dünya, ülke ve özeldede şehir diliyorum. Size de bu söz hakkını bana verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Damla YELTEKİN

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -