29. İstanbul Tiyatro Festivali, güçlü kadın öyküleriyle sahneye damga vuruyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Entek, Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenen 29. İstanbul Tiyatro Festivali'nin programı, kadın hikâyelerini merkeze alan güçlü yapımlarıyla sanatseverlerin odağına yerleşti. Édouard Louis'nin bir kadının toplumsal baskı karşısındaki direnişini anlatan eseri "Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri", Alis Çalışkan imzalı kişisel direniş öyküsü "Aşağıdaki Pencere", Kumbaracı50'nin Türkiye'nin ilk kadın stüdyo fotoğrafçısından esinlenen "İstanbul Mon Amour I Pera’nın Karanlık Odası" ve Carme Portaceli'nin feminist bir bakış açısıyla sahneye taşıdığı "Bovary" yorumu, ilham veren kadınların seslerini festival sahnesine taşımaya hazırlanıyor.

Görünmez Emekten Özgürlüğe: Édouard Louis ve Onur Ünsal
Günümüz edebiyatının önde gelen isimlerinden Édouard Louis’nin annesinin yaşam öyküsünü aktardığı "Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri" romanı, sahnede güçlü bir iç hesaplaşma olarak yansıyor. Toplumsal baskı ve görünmez kadın emeği üzerine çarpıcı bir anlatım sunan oyunda, Onur Ünsal etkileyici bir performansa imza atıyor. Yıllar süren sessizliğin ardından özgürlüğe doğru kararlı bir dönüşüme odaklanan bu yapım, Kemal Aydoğan'ın rejisiyle bir kuşağın sesi olmayı hedefliyor. Oyun, 25-26 Ekim tarihlerinde Moda Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak.

Kadın Üretimini Vurgulayan Seçki: "Bu İşte Bir Kadın Var"
Festival, Odeabank’ın tema sponsorluğunda beş yıldır sürdürdüğü “Bu İşte Bir Kadın Var” başlığı altında, kadın hikâyelerini konu alan veya kadın yazar, yönetmen, oyuncuların öne çıktığı yapımlardan bir seçki sunarak, kadın bakış açısının ve üretiminin görünürlüğünü artırmayı amaçlıyor. Bu seçki kapsamında, Alis Çalışkan'ın kaleminden, İlyas Özçakır'ın rejisiyle sahneye taşınan "Aşağıdaki Pencere", sansür ve otosansür (özdenetim) baskısına karşı kişisel direnişin ve anlatım olanaklarının peşine düşen tek kişilik, düşündürücü bir oyun olarak 30-31 Ekim’de Paribu Art’ta sahnelenecek. Ayrıca, Gustave Flaubert’in kült eseri "Madame Bovary", kadın mücadelesi karakterlerini çağdaş tiyatroyla buluşturmadaki ustalığıyla tanınan Carme Portaceli’nin yorumuyla sahneye taşınıyor. Bu yorumda Emma Bovary, hayalperest bir trajedinin kahramanı olmaktan çıkıp, "21. yüzyılın feminist sesi" olarak yükseliyor. Oyun, 8-9 Kasım'da Zorlu PSM’de sanatseverlerle buluşacak. Festivalin ücretsiz etkinlikleri kapsamında, Deniz Yüce Başarır ve Hülya Adak’ın Emma Bovary’yi feminist bir perspektifle yeniden değerlendireceği “Feminist Bir Bakışla Bovary’yi Bugünden Okumak” söyleşisi ise 10 Ekim Cuma günü Orient-Institut'ta gerçekleştirilecek.

Pera'nın Gizli Öyküsü: Maryam Şahinyan'dan İlhamla
Artık festivalin bir klasiği hâline gelen ve MEKE Sanat’ın gösteri sponsorluğuyla desteklenen "İstanbul Mon Amour", bu yıl Kumbaracı50 ekibi tarafından Yiğit Sertdemir’in sanat yönetmenliğinde Beyoğlu'nun günlük rutini içindeki sayısız hikâyeden birini gün yüzüne çıkarıyor. Bu yılki rotasında, Türkiye'nin ilk kadın stüdyo fotoğrafçısı Maryam Şahinyan’ın yürüyüşleri kurmaca bir anlatının omurgasını oluşturuyor. "İstanbul Mon Amour I Pera’nın Karanlık Odası", Sezin Akbaşoğulları, Şebnem Sönmez gibi isimlerin de aralarında olduğu bir oyuncu kadrosuyla 15 ve 16 Kasım’da Beyoğlu Spor Kulübü, Beyoğlu Sineması ve Metrohan’da izleyicilere Beyoğlu'na farklı bir vizörden bakma daveti sunacak.
Yorumlar
Yorum Yaz