2011 yılında kazandığı bu unvanla birlikte Gökçeada, yurt içinden ve yurt dışından organik tarımla ilgilenenlerin cazibe merkezi haline geldi.
Yeryüzünde organik tarıma uygun topraklar ve iklim giderek azalırken, Gökçeada organik üretim açısından önemli bir sığınak olarak öne çıkıyor. Adada yürütülen Gökçeada Organik Tarım Projesi sayesinde bağcılık, zeytincilik ve arıcılık gibi üretimlerle Gökçeada esnafı ve üreticisi dayanışma içinde. Bu projeler adada hem ekonomiye hem de sosyal yaşama renk katıyor.

Gökçeada'ya özgü "Ladolia Zeytin Ağacı"
Adanın en kıymetli tarım miraslarından biri ise yalnızca Gökçeada’ya özgü olan Ladolia zeytin ağacı. Zengin aroması ve yüksek kaliteli yağıyla bilinen Ladolia, Türkiye’de sadece bu adada yetişiyor. Zeytinyağı üretimiyle başlayan organik tarım serüveni bugün keçi sütü, doğal ballar ve dalından toplanan sebze ve meyvelerle genişlemiş durumda. Gökçeada, ziyaretçilerine doğayla iç içe bir yaşam ve eşsiz tatlar sunuyor

Ancak Gökçeada’nın ve Türkiye genelindeki zeytinliklerin geleceği her an tehdit altında olabilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan enerji alanındaki torba kanunun 11. maddesi kabul edilerek zeytinlik alanların madencilik faaliyetlerine açılmasının önü resmen açıldı. Bu gelişme, özellikle organik tarımın merkezi haline gelen bölgelerde endişe yarattı.
Adalılar ve çevreciler, “Zeytinlikler mi, maden mi?” sorusunu kamuoyunun gündemine taşıyarak zeytinliklerin korunması için çağrıda bulunuyor.
Yorumlar
Yorum Yaz