“Kepez meydanda açmış olduğumu üye çadırımıza 1 haftada 2 kere saldırı oldu. Allahtan gece geç saatlerde oldu da can güvenliğimizi tehdit edecek bir durum olmadı. Gerekli yerlere müracaatımızı yaptık, güvenlik önlemleri alındı. Biz korku ve bastırmaya boyun eğecek teşkilat değiliz.”
“Ak Parti Gençlik Kolları sadece seçim zamanı değil, her zaman sahadadır. Biz kendimizi yarın seçim varmış gibi hazırlıyoruz. Biz siyasetin dünü, bugünü, yarınıyız. Biliyoruz, farkındayız. Gençlik bir toplumun, dinamizmi ve geleceğe dair umududur.”
Ak Parti Kepez Belde Gençlik Kolları Başkanı Sercan Tan; “’Siyasette gençlere yer vermek ustalığın şiarındandır’’ sözü ile seçilme yaşının 18’e düşürülmesi ve genç yaşlardaki milletvekili adaylarımız, bizlerin bu davaya olan bağını arttırmaktadır. 1,5 sene gibi bir süre zarfında başkanlık görevimi bu düsturla bu şiarla yaptım ve yapmaya devam edeceğim. Gençlik ülkenin teminatıdır, vicdanıdır, geleceğidir.” dedi.
“Biz kimiz, ne iş yaparız, niye birbirimize başkanım deriz, sahiden 24 saat takım elbiseyle mi dolaşırız? Büyümüş de küçülmüş siyasetçiler miyiz? Tavla atmak, bilardo oynamak, sinemaya gitmek, Facebook’ta takılmak, kitap okumak varken, niye direklere tırmanıp bayrak asarız, niye kapı kapı dolaşırız? Bunları yaparken diğerlerinden eksik kalır mıyız? Derdimiz nedir, mesela milletvekili, bakan olmak için yanıp tutuşur muyuz, ideoloji dedikleri bizim için nerededir, önemi nedir? Teşkilatta kimse bizi ciddiye alır mı? Öncelikle giyim kuşamla ilgili herhangi bir kuralımız ya da tarifemiz yok. Hele hele bizim için takım elbise giymenin özel bir anlamı hiç yok. Genç olmanın spor ayakkabı gibi esneklik olduğunu biliyoruz, giyiyoruz. Herkes canı istediği gibi giyinir. Kimse takım elbise giyene, spor ayakkabıyla gelene, başını açana, başını örtene “Şu güzel ortamı bozuyorsun” demez. Ortamı güzelleştiren budur. Siyaset yapmanın hiç de makbul görülmediği bir toplumda siyaset yapıyoruz. Hem Siyaset yapmanın hem de rozetini yakamıza taktığımız partinin sorumluluğunu taşıyoruz. Ağır bir yükümüz, büyük bir iddiamız var: “Biz bu ülkenin vicdanıyız!” diyoruz, yola böyle çıkıyoruz. Genciz söylenemeyeni söyleyecek cesarete, yapılamayanı yapacak yürekliliğe sahibiz. İlk aşkı, kavgayı, dostluğu, isyanı en uçta yaşadığımız birbirimize en çok sahip çıktığımız, yaşlardayız. Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbâle bağlayan bir köprü olmak uğruna koşuşturuyoruz, bayrak asıyoruz, kapı kapı dolaşıyoruz, hizmet ediyoruz! Adaletsizliğe, hukuksuzluğa başkaldırıp, bir şeyler üretmek için hiçbir karşılık beklemeden çabalıyoruz, “zaman bendedir ve mekân bana emanettir” şuurunda hareket ediyoruz.”
“Bu ülkeye adalet, kalkınma, huzur, barış, güven gelsin”
Kendimizi muhafazakâr demokrat olarak tanımlıyoruz. Biz kısaca “Ey bu kadim toprakların gençliği, birinci vazifen adil ve vicdanlı bir insan olmaktır. Bu halini de her koşul altında muhafaza etmektir” diyoruz. Fikri hür, vicdanı hür bireyleriz. Hesap soruyoruz, sorulduğunda hesap vermekten kaçmıyoruz. Siyasetin klasik yapısından ben yaptım oldu anlayışıyla değil ancak yeni bir anlayış ve dille çıkılacağına inanıyoruz. Birbirine benzemeyen, birbirine omuz veren, el uzatan sıradan bireylerden oluşuyoruz. Merkezimizde insan var. Herkesin olduğu gibi yaşamasına izin verilen bir coğrafya özlemindeyiz. Ortak duygumuz, ortak sesimiz, ortak yolumuz belli: “Bu ülkeye adalet, kalkınma, huzur, barış, güven gelsin”. Ayrıca, “Kimse sizi ciddiye alıyor mu” diye soranlara da teessüflerimizi iletiyoruz. Bize “Şöyle kenarda oynayın, koridorda koşmayın” diyeni hiç duymadık. Hem yarın hem bugün olduğumuzu iddia ediyoruz, ona göre davranıyoruz. Hatta bizi yarın olarak gören, bizi bugün kaybeder diyoruz! Burası şahane bir ortam. Bazen tüm gün süren toplantılar süper geçiyor, burası tam bir harikalar diyarı, diye bir iddiamız yok. Ama gayet mutluyuz, memnunuz, hayatı daha anlamlı hissediyoruz. Bizim buradaki herkes sizden biri. Facebook’ta “şuan ne yapıyorsun” sorusuna cevap veren, boş buldukça Twitleyen, sinema tiyatro takip eden, futbol turnuvası düzenleyen, sık sık bir araya gelip kimi zaman ciddi sohbetlerle aydınlanan, kimi zaman yayılıp geyik yapan, playstation oynayan, eylemlere katılan, güncel siyaseti takip eden, yorum yapan, slogan atan, işe, okula giden...
“Üye Çadırımıza 1 Haftada 2 Kere Saldırı Oldu”
“Tabi yoruluyoruz da. Malum 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekilliği seçimine sayılı günler kala tempomuzu daha da arttırmamız gerektiğinin farkındayız. Genç seçmen kardeşlerimize ulaşmanın yollarını arıyoruz. Çaldığımız kapıların hepsi güler yüzle açılmıyor yüzümüze. Hep övgü almıyoruz. Bazen kapıyı suratımıza da kapatıyorlar. Yetmedi hırslarını alamayıp, küfür ve hakaret edenlere kadar niceleri var. Yılmıyoruz, onlara kızmıyoruz, gönüllerini nasıl alırız diye oturup saatlerce toplantılar yapıyoruz. Sadece kapı kapı gezerken değil, seçime yönelik sokakta kamuya açık alanlarda el broşürleri dağıtırken de benzer tepkilerle karşılaşıyoruz. Ne olursa olsun bize kızıp bağıranlara yüzümüzü ekşitmiyoruz. Gülümsüyoruz ve güzel dileklerde bulunuyoruz. Kepez meydanda açmış olduğumu üye çadırımıza 1 haftada 2 kere saldırı oldu. Allah tan gece geç saatlerde oldu da can güvenliğimizi tehdit edecek bir durum olmadı. Gerekli yerlere müracaatımızı yaptık, güvenlik önlemleri alındı. Biz korku ve bastırmaya boyun eğecek teşkilat değiliz. Peki benim başkan olduğum için bu kadar koşuşturuyor olmam normal, sonuçta Genel Merkez tarafından bu göreve layık görüldüm ve bu sebepten dolayı üzerime düşen vazifeden de kaçmıyorum. Peki diğer arkadaşlarım, yardımcılarım neden oflayıp poflayıp bırakıp gitmediler. Üstüne üstlük her geçen gün sayımız artmakta. Nasıl oluyor bu? Bu konu hakkında çok sık toplantı yapıyoruz. Yapacağımız bütün faaliyetlerde ortak akıl yürütüyoruz. Eşitlerin seçilmişi olduğumu, onlardan hiçbir farkım olmadığını bilmelerinden kaynaklanıyor. Hiçbirini hiçbirinden ayırt etmiyorum. Hüzünlerimiz bir, sevdamız bir, derdimiz bir, neşemiz bir. Aidiyet duygusu olduğu sürece arkamda kim var demeden sahaya çıkabiliyorum. Biliyorum ki ben yürürken onlarda benimle beraber yürüyor. Bu ortamın oluşması anlatıldığı gibi kolay olmuyor. Art niyetli insanlar, aramızdaki muhabbet kıskananlar, koltuk sevdalısı olanlar da çıkabiliyor. Kepez Gençlik Kolları olarak, haftada 3 gün toplantı yapıyoruz. Bu toplantıların hepsini belde binamızda yapmıyoruz. Sosyal alanlarda da oturup toplantı yapıyoruz. İlk toplantı siyasi gündem üzerine olur. Bir hafta boyunca bütün siyasi sorunlar gündeme gelir. Herkesin fikri alınır, yorumlanır ve ne yapılacağı konuşulur ve gerekli kararlar alınır. 2. Toplantımız eğitim toplantılarımız olur. Bu toplantılarda hükümetimizin yapmış olduğu 16 yıllık icraatler ile ilgili sunumlar yaparız. Siyasal tarih, sosyolojik ve psikoloji sunumlar hazırlarız. 3. Toplantımız da kitap okuma üzerinedir. Okuduğumuz kitaplar siyasi hayatımızda bize faydasının olacağına inandığımız kitaplardır. Amacımız sadece ideolojik kitaplar okumak olmadı. Kendimizi geliştirmemiz için, elimizden geldiğince farklı düşüncelerden ve yazarlardan kitaplar okuyoruz. Bizler kendimizin gelişmesini, ülkemizin gelişmesi olarak görüyoruz.”
“Ak Parti Gençlik Kolları sadece seçim zamanı değil, her zaman sahadadır”
Eee bu uzun ve yoğun geçen toplantıların işe yaradığını hem ilerleyen zamanlardaki sohbetlerimizde hem de seçim sürecinde sahada görüyoruz. Kahvede çay sohbeti, sahil, park ve bahçe temizliği, hayvanlara su ve yem kapları bıraktık, pazardaki esnafımıza çay ve çorba ikram ettik, 1 Mayıs ta Kepez’de emekçilerimizi ziyaret ettik. Anneler gününde annelerimize babalar gününde babalarımıza koştuk, şehit ve gazi ailelerimizi yalnız bırakmadık. Düzenli olarak huzur evi ziyareti yaptık. Polis haftasında polislerimizle, tıp bayramında doktorlarımızla beraberdik, 23 Nisan ve 19 Mayıs’ta genç kardeşlerimizleydik, kısacası biz hep sahadaydık. Ak Parti Gençlik Kolları sadece seçim zamanı değil, her zaman sahadadır. Biz kendimizi yarın seçim varmış gibi hazırlıyoruz. Biz siyasetin dünü, bugünü, yarınıyız. Biliyoruz, farkındayız. Gençlik bir toplumun, dinamizmi ve geleceğe dair umududur. Gençlerini siyasi ve toplumsal yaşama katamayan; onlara iş yaşamında, üniversite kürsülerinde, siyasal ve sosyal hayatta yer vermeyen bir ülkenin sürdürülebilir bir kalkınmayı yakalaması mümkün değildir. Ülkemiz genç ve dinamik nüfusa sahip bir ülkedir. Seksen milyonu aşan nüfusumuzun yarısına yakını otuz yaşın altındaki gençlerden oluşmaktadır. Avrupa’da en genç nüfusa sahip ülkeyiz. Bu demografik avantajımızı korumak ve güçlendirmek gençlerimize yönelik politikalarımızın temeli olmuştur. 16 yıllık iktidarımız boyunca gençlik çalışmalarına zaman, emek ve bütçe ayırmamızın temelinde gençliğe olan inanç gelmektedir. Bu inanç, gençlerle yan yana yürünmesine, el ele verilmesine, omuz omuza verilmesini sağlıyor.
Kurucu Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın öncülüğünde, partideki her birimimiz, hükümetteki her bakanlığımızla, politika belirlerken, proje üretirken ve hizmet götürürken gençlerimize özel duyarlılık göstermektedir, bundan sonra da göstermeye devam edecektir. ‘’Siyasette gençlere yer vermek ustalığın şiarındandır’’ sözü ile seçilme yaşının 18’e düşürülmesi ve genç yaşlardaki milletvekili adaylarımız, bizlerin bu davaya olan bağını arttırmaktadır. 1,5 sene gibi bir süre zarfında başkanlık görevimi bu düsturla bu şiarla yaptım ve yapmaya devam edeceğim. Gençlik ülkenin teminatıdır, vicdanıdır, geleceğidir.” NURSEL GÜNGÖRDÜ
Yorumlar
Yorum Yaz